1. HABERLER

  2. DÜNYA

  3. Avusturya'da 15 bin kişi parlamentonun ortak bildirisini protesto etti
Avusturya'da 15 bin kişi parlamentonun ortak bildirisini protesto etti

Avusturya'da 15 bin kişi parlamentonun ortak bildirisini protesto etti

Avusturya'da yaklaşık 15 bin kişi, Avusturya Parlamentosu'nun 1915 olaylarıyla ilgili Ermeni iddialarına ilişkin yayımladığı ortak bildiriyi yürüyerek protesto etti.

A+A-

Sivil toplum örgütlerinin oluşturduğu Avusturya Türk Dernekleri Platformu'nun çağrısı üzerine binlerce kişi, başkent Viyana'daki Westbanhof meydanında toplandı. Yürüyüş, İstiklal Marşı'nın okunması ve şehitler için dua edilmesinden sonra "Hakikat İçin Yürüyüş" pankartının açılmasıyla başladı.

Eyleme katılanlar Türk bayraklarının yanı sıra "Gerçekleri duyun, sadece Ermenileri değil", "Siyaset tarihi yeniden yazamaz, tarihi tarihçilere bırakın", "Soykırım yalanına son-Yalanı inkar ediyoruz, tarihi değil", "Ermenilerin katlettiği 34 diplomatımızı unutmadık" ve "Türk-Avusturya dostluğuna evet, Türk düşmanlığına hayır" yazılı pankartlar taşıdı.

Yaklaşık 20 metrelik dev Türk bayrağı açan göstericiler, "Ne mutlu Türküm diyene", "Erivan şaşırma, sabrımızı taşırma" ve "Her şey vatan için" şeklinde sloganlar attı.

YÜRÜYÜŞE KATILANLARA TAŞ ATILDI

Yürüyüş sırasında güzergah üzerindeki bir apartmandan göstericilerin üzerine su şişesi, taş, dergi ve bozuk para atılması üzerine üç kişi hafif yaralandı. Saldırıya tepki gösteren göstericilerle polis arasında kısa süreli arbede yaşandı. Polisin, göstericilerin üzerine taş atan kişiyi gözaltına aldığı bildirildi.

Tekbirler ve Mehter Marşı eşliğinde devam eden yürüyüş, Başbakanlık binası önünde son buldu. Burada platform adına Almanca ve Türkçe hazırlanan ortak basın açıklaması okundu.

"Niçin yürüyoruz" başlıklı metinde "Hakikat için yürüyoruz. Gerçeklerin ortaya çıkartılması için yaptığımız çağrının artık duyulması için yürüyoruz. 1915 olaylarını anlatma hakkının Ermenilerin tekelinde olmadığını duyurmak için yürüyoruz" ifadeleri kullanıldı.

Türkiye'nin Avusturya ile Birinci Dünya Savaşı'nda müttefik olduğu ve o dönemde Osmanlı İmparatorluğu bünyesindeki tüm halkların çektiği acıların din ve ırk farkı gözetmeden paylaşıldığı kaydedilen açıklamada, şöyle denildi:

"Biz tarihi inkar etmiyoruz. Tarihin çarpıtılmasına, siyasete alet edilmesine, Ermeni anlatısının tek gerçekmiş gibi sunulmasına, hiçbir hukuki ve tarihi temele dayanmadan 1915 olaylarının soykırım olarak nitelendirilmesine karşıyız. Sadece Ermenileri dinleyip bizi yargılayamazsınız. Tarihi gerçekler ortada dururken '1915 olayları tartışılamaz' diyemezsiniz. Tarihi tarihçiler yazar, siyasetçiler değil. Parlamentolarda siyasi tahriklerle alınan kararlar yok hükmündedir."

Açıklamada, ayrıca Türkiye'nin geçmişiyle yüzleşmekten korkmadığı, adil bir hafızanın ışığında tarihi tartışmaya hazır olduğu ve arşivlerini tüm araştırmacılara açtığı vurgulandı. Türkiye'nin Birinci Dünya Savaşı'nda çekilen acılar ve kayıplar için üzüntüsünü en üst düzeyde ilan ettiğine işaret edilen açıklamada, Türkiye'nin dostluk elinin her zaman havada kaldığı belirtildi.

Ermenistan'ın Anadolu'da öldürdükleri Türkler ve katlettikleri 34 diplomat için hiçbir açıklama yapmadığı aktarılan açıklamada, "Eğer Ermenistan da Türkiye ile ortak bir gelecek inşa etmek istiyorsa bunun zemini tarihi gerçeklere dayanan adil bir hafıza ışığında çekilen acılara yönelik karşılıklı saygı ve anlayış kültürüdür. Bu düşüncelerle soykırım suçlamasını reddediyor, gerçeğe ve adalete ulaşmak için fikri ve vicdanı hür insanlarla birlikte tarihi incelemeye ve çıkacak sonucu kabul etmeye hazır olduğumuzu yineliyoruz" ifadeleri kullanıldı.

Yürüyüş, İstiklal Marşı'nın okunmasının ardından sona erdi.

Avusturya Parlamentosu'nda grubu bulunan altı parti, 22 Nisan'da bir basın toplantısı düzenleyerek, 1915 olaylarını kınayan bir bildiri yayınlamış ve Dışişleri Bakanlığı, Türkiye'nin Viyana Büyükelçisi Hasan Göğüş'ü istişarelerde bulunmak üzere Ankara'ya çağırmıştı.

1915'TE NE OLDU?

Osmanlı Devleti'nin 1914'te başlayan 1. Dünya Savaşı'na Rusya ile farklı saflarda katılmasını fırsat bilen Ermeni milliyetçileri, bağımsız Ermenistan devletini kurmak gayesiyle Rus güçleriyle işbirliği yaptılar.

Rus ordusu, Doğu Anadolu'yu işgal ettiğinde gönüllü Osmanlı ve Rus Ermenilerinden büyük destek gördü. Osmanlı ordusunda görev yapan bazı Ermeniler de Rus ordusuna katıldı. Ermenilerin oluşturduğu birlikler ordunun lojistik kanallarını tahrip ederek Osmanlı ordularının ilerlemesini yavaşlatırken, Ermeni çeteleri de işgal ettikleri yerlerde sivillere yönelik katliam ve zulümlere girişti.

Osmanlı Hükümeti, bu gelişmelerin önüne geçmek için Ermeni temsilcileri ve kanaat önderlerini ikna etmeye çalıştı. Ancak başarılı olamadı. Ermeni komitalarının saldırıların artması üzerine hükümet, 24 Nisan 1915'te Ermeni devrimci komitelerin kapatılması ve bazı Ermeni ileri gelenlerin tutuklanmalarına ve sürgün edilmelerine karar verdi. Daha sonra, her yıl "Ermeni soykırımını" anmak amacıyla düzenlenen etkinlikler için bu tarih seçilecekti.

Tedbirlere rağmen saldırıların sürmesi nedeniyle 27 Mayıs 1915'te Ermeni nüfusunun savaş bölgesinde olanları ve Rus işgal ordusuyla işbirliği yapanlarının göç ettirilmesi kararı alındı.

Osmanlı Hükümeti, göç edenlerin insani ihtiyaçları için planlamalar yaptıysa da savaş koşulları, iç çatışmalar, intikam peşindeki yerel gruplar, eşkıyalık, açlık ve salgın hastalıklar nedeniyle göçler sırasında çok sayıda Ermeni hayatını kaybetti.

Tarihi belgeler, hükümetin, söz konusu trajik olayların yaşanmasını amaçlamadığı gibi göç eden Ermenilere karşı işlenen suçları cezalandırıldığını açıkça ortaya koymakta. Nitekim, henüz savaş son bulmamışken yaşanan insani trajedi sırasında olaylara karışarak suçlu bulunanlar yargılanarak idam edildi.

ADİL HAFIZA VE EMPATİ İHTİYACI

Ermenistan ve Ermeni diasporasının genel beklentisi, Türkiye'nin 1915 tehciri sırasında yaşananları soykırım olarak tanıması ve tazminat ödemesi.

"Soykırım" kavramı, 1948 Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi'nde ulusal, ırksal, etnik veya dinsel bir grubu kısmen veya tamamen yok etme eylemi olarak tanımlanıyor.

Söz konusu olayların soykırım olarak tanımlanamayacağına dikkati çeken Türkiye, 1915 olaylarını her iki taraf açısından da bir "trajedi" olarak niteliyor. Türkiye, konunun siyasi çatışmalardan uzak, tarihe tek taraflı bakmadan, tarafların birbirlerinin neler yaşadığını anlama ve birbirlerinin hafızalarına saygı duyma şeklinde özetlenen "adil bir hafıza" perspektifinden çözülmesi gerektiğini vurguluyor.

Türkiye, tarafların arşivlerinin yanı sıra üçüncü ülkelerdeki arşivlerde de 1915 olayları konusunda araştırma yapılmasını, Türk ve Ermeni tarihçilerle diğer uluslararası uzmanlardan oluşan bir ortak tarih komisyonu kurulmasını teklif ediyor.

ERİVAN İLİŞKİLERİ NORMALLEŞTİRME FIRSATINI DEĞERLENDİREMEDİ

İki ülke ilişkilerin normalleştirilmesi için en önemli gelişme Ekim 2009'da yaşandı. Taraflar, İsviçre'nin Zürih kentinde diplomatik ilişkilerin yeniden tesisi ve ikili ilişkilerin geliştirilmesine yönelik iki ayrı protokol imzaladı.

Protokollerde karşılıklı güven tesisi ve mevcut sorunların çözülebilmesi için tarihsel kaynak ve arşivlerin tarafsız, bilimsel incelenmesi konusuna yer verilirken, sınırların da karşılıklı olarak tanınması ve ortak sınırların açılması öngörülüyordu.

Türk hükümeti protokolü onaylanmak üzere doğrudan TBMM'ye gönderdi. Ermenistan hükümeti ise metinleri Anayasa Mahkemesi'nin incelemesine sundu. Mahkeme, protokollerin Anayasa'nın lafzına ve ruhuna uymadığına hükmetti.

Ermenistan Hükümeti protokollerin onay sürecini dondurduğunu Ocak 2010'da açıkladı. Bundan 5 yıl sonra da, Ermeni hükümeti tarafından geçen Şubat ayında geri çekildi.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.