Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Afrika Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Aylan…

A+A-

Genelde dalgalara bakar, uzaklara dalarım.

İçmek isterim her kıyıya vuruşlarında.

Bir yudum, bir yudum daha…

Balığı, balığın kokusunu, rakıyı, rakının anasonunu meze yapar birlikte olmanın zevkini çıkartırım.

Tatmak isterim her şeyiyle o anı…

Her yudumda biraz daha uçmak gelir içimden.

Enginlerde, geçen bir geminin güvertesinde, dipdiri bir güzelle sabahı bulmak.

Hele güneş tam karşıdaysa...

Denize doğru batıyorsa…

Göğe yükseliyorsa o anda sabahın ilk ışıklarıyla…

Unutmadan…

Başka yerlerde batarken güneş, Baf’ta denize kavuşuyor.

Batışını, her ne ise kavuşmasını yaşarken zaman mevhumu anlamsızlaşır.

Yok eder havası, suyu, kokusu ona bakanı.

Mehtap varsa hele o gece…

Yapışmak, ortamla bütünleşmek, sabahı geciktirmek geçer içinden.

Bir kum tanesi olmayı hayal edersin.

Salınan her damlacıkla yeniden yıkanmak…

Tuzu hissetmek içinde…

Ve yosunun yeşiline bürünmek...

O kadar keyif vermeli insana deniz.

O kadar çekmeli içine, ancak.

Ah Aylan ah, gelmeyecektin ekrana.

Düşmeyecektin sosyal medyaya…

Yüzükoyun kumlara yatmayacaktın.

Bir de gülerken o fotoğrafı çektirmeyecektin.

İnsanlığımdan utandım o an.

Vurup kendimi kaçmak istedim bu dünyadan.

Terk etmek temelli…

Daha dünyayı tanımadın.

Tatmadan aşkların en güzelini...

Tatmadan en kötülükleri, mücadele edebilecek yaşa gelemeden daha.

Sormadan sana, seni kurtarmaya kalktılar.

Yatağından ölüme götürdüklerini bilmeden…

Oysa…

Senin sona yolculuğunu başlatanlar, seni kucaklarında götürenler değildi.

Tam da yanı başınızdaki ülkeyle ortakları diğer hırsız ülkelerden geldi başlına ne geldiyse.

Daha dün bizim limana bile yaklaştı, senin oradan kopuşuna neden olanlardan, onlara silah taşıyan gemi.

Yeşil dolarlara sahip olmaktır gayeleri...

Ne yazık ki kuma serilmene zemin hazırlayanlar onlardır.

Baban da belki yanlış yapmıştır.

Ölmek bir kere olurdu hâlbuki.

“Öleceksek onurumuzla ölelim” deseydi keşke.

Kalsaydı kendi toprağınızda.

İşin ucunda nasılsa ölüm vardı “ha denizde boğularak, ha toprağımda vuruşarak” diyerek…

Terk etmek, kolayca teslim etmektir toprağı…

Neyse.

O masum yatışın var ya özlem duyduğumuz kumların üzerinde.

Arkandan da mutluluk taşıyan dalga ve dalganın sesi…

Neden böyle oldun?

Seni kim götürüp attı o kıyıya?

Keşke seni taşıyanlar kendi toprağınızdan hiç ayrılmasalardı.

Düşmeseydiniz yollara.

Şimdi hem sen öldün ve toprağına üşüştü çıyanlar. 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.