1. YAZARLAR

  2. Ali Doğanbay

  3. Ayşe yavrusuna ne diyor öyle?
Ali Doğanbay

Ali Doğanbay

Afrika Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Ayşe yavrusuna ne diyor öyle?

A+A-

Genç Mücahitler Derneği, Baraka Kültür Merkezi’nin önünde gerçekleştirdiği eylemde ‘Orospu Çocukları’ diye pankart açarak ‘yaratıcı kurt zekâsının’ hezeyanlarını ortaya koymuştur. Bunun üstüne söylenecek her türlü sözün hatta yapılacak her türlü şakanın zekâ kıyılarını döveceği aşikârdır. Fakat aynı yaratıcı ‘kurt zekâsının’ senelerdir buraya ‘Yavru Vatan’ adını taktığı dikkate alınırsa, bu küfrün, kendilerine ‘Ana Vatan’ unvanını verenler için bir soru işareti daha yaratacağını herhalde hesaba katmamışlardır. Bu bağlamda ‘bizden ala orospu çocuğu olmadığını’ ve hatta ‘sağlam ve güzel bir orospu çocukluğunu bünyede barındırdığımızı’ genç mücahit arkadaşlara bildirmekten gurur duymaktayım.

Gelelim esas meselemize. Bu çocukların anlayamadığı şudur, bu kavga Türkiyeliler'in sevilmediği ve hatta nefret edildiği bir kavga değildir, bu Ankara’yla ve onun politikalarıyla kavgadır. Bu kavganın dünyanın her yerinde benzer kavga ettiği de görülmektedir ve eğer sen ‘insan gözüyle’ bakarsan öyle ‘ana avrat dümdüz’ sövülecek bir politikanın da politika etmediğini göreceksindir. Bu, fitil için uydurulmuş bir oyunun ateşidir, çoğu kez senin ülkende de, dünyanın çeşitli ülkelerinde de ve başka ülkelerde de her defa denenmiştir. Bu kavga, birilerinin önce bölerek sonra da parçalarından kendisinin istediği bir bütünü yaratmak için bozduğu bir oyundur, parçalara mutlaka ayırır çünkü bir kere daha bozması gerektiğinde parçaları bıraktığı yerde bulmak ister. Kendi ülkenin 12 Eylül sonrasına dikizlemesine baktığında bunu göreceksindir. (Acaba kendi ülkenin takvimlerde bir sabah 12 Eylül ettiğini bilebiliyor musun?)
 
Sevgili dalında genç kurtlar; olman gereken ve küfür etmen gereken yer burası değildir. Çünkü burası senin değildir. Senin değildir bir yer de değil işte, herkes kendi yerinde kendi haksızlıklarını yenecek ve sonra hepimiz ‘biz’ ettiğimizde koyacağız dünyanın haksızlıklarına noktayı. Ama senin görmediğin senin ülkende de süregelen haksızlıklara, adaletsizliklere sessiz kalman gibi başıbozuk bir şeydir. Mersin’de Ruslara peşkeş çekilsin diye nükleer santral yapılırken, oradaki çiftçinin, köylünün, yaşama hakkı gasp edilip yok edilirken de sen yoktun. Niye onlara da ‘Orospu Çocukları’ diye pankart açmadın? Bence cuk otururdu, neden sandalyeyi yoksulun, fakirin, emekçinin, işçinin, köylünün, baya kendi babanın ulan işte, altından çektin? İnsanlığa sığar mı şimdi? Ya da Karadeniz sahili boydan boya yok olurken de sen yoktun ve onların hiçbirine böyle samimi küfredemediğin için de hakkını veremedin ‘kavganın’. Çünkü kavgayı tuttuğun yerde, düşmanı hep başka türlü ırklarda bir cins olarak saymayı öğrettiler sana. Yanlış öğrettiler ey kardeşim, düşman hep aynı saftadır ve ırkı, dini, milleti yoktur. Peki, Tüpraş, Tekel, Erdemir, Petkim, İskenderun Limanı, Seka el âleme peşkeş çekilip halkın haksızca işten atılırken de ‘gerçek düşmanlara’ neden küfretmedin? Neden kendi ülkende, kendi ülken parça parça satılırken aynı duyarlılığı göstermedin? Sorun ne biliyor musun genç arkadaş, senin duyargaların da yanlış algılama problemi var. Keşke hepsine, hepsine ağız dolusu, böyle delikanlı gibi, yürekten siktir çekseydin! Sen yalnızca bize ‘orospu çocuğu’ çekmedin, bunların hepsine sessiz kaldığın için, ses edemediğin için, kendi yoksul halkına da siktir çektin!

Çünkü ben ve benim gibiler ve bunun böyle olduğuna inanan herkes, senin Karadeniz sahilin boydan boya satılırken, Mersin’e nükleer santral yapılırken, Tüpraş, Tekel, Petkim, Seka vb de satılırken aynı tepkiyi gösterdi. Eğer birilerine ‘orospu çocuğu’ diyeceksen, sana diyeyim, bunlardan ala orospu çocuğu yoktur. Ben her sabah akşama kadar bunların düzenlerinin ırzına geçiyorum. Çünkü bırakırsam beni de satın alacaklar diye korkuyorum. Onlar beni gelip satın almadan ben onlara saldırıyorum. Hiç, aklımın bir kenarından bile, Mağusalı olduğum geçmiyor biliyor musun? Çünkü çoğu zaman yanımda insanlar oluyor, insanlar, adları ve ülkeleri yalnızca ‘insan olan’ insanlar. Ve sen bunlara kızmadıktan sonra, bunlarla kavga etmeye başlamadıktan sonra ve ırkçı-beton zemine kafanı dayamaya devam ettiğin müddetçe onlar kazanacaklardır. Biliyor musun, onlar kazansınlar diye sen varsın. (Onlar var biz var biliyor musun? Babanın yüzüne bir kere uzunca bak, bunun nasıl bir şey olduğunu anlayacaksın. O zaman dünyanın bütün annelerini de seveceksin.)

İşte bu sebeple iznin olursa, kendi memleketinde nasıl ve ne şekilde yaşayacağı hakkında ‘ben’ karar vermek istiyorum. İznin olursa da kendi ülkemde kimsenin ama hiç kimsenin boyunduruğu altında yaşamak istemiyorum. İşte bu yüzden, buralarda bir yerlerde ‘orospu çocukları’ diye pankart açacağına, kendi ülkende, kendi yaşama haklarını ellerinden alanlara karşı ‘direnmeye’ ve ‘kavga etmeye’ başla! (İnsanlar edeceksin o zaman bir sürü insanlar olacaksın, isimsiz, bir yere ait olduğunda ancak anlamlı ve büyük ve muzaffer olan değil, sade insan olacaksın, insan!)

Biz senin gibi küfretmeyeceğiz. Seninle kavga etmemizi isteyenler her kimse onların kavga ettirmek istedikleri şeyin ne olduğunu biliyoruz. Kavga, halkların yumruğundadır. Şimdi sen bize ‘orospu çocuğu’ dedin diye ‘orospu çocuğu’ olacak da değiliz, ama buralarda hepimizin annesi size fazlasıyla kızgın, haberiniz olsun. Anne, hangi kavganın içinde olursa olsun kutsaldır, erkekçedir, yiğitçedir ve o yüzden çoğu kavga sürerken ‘analar ağlamasın’ denir, şimdi bu ettiğiniz söz hangisi? Bizim böyle yaratıcı bir pankartımız da olmayacak. Kötü söz özneyle düşüp kalkanındır, bazıları gizli özne diyor, inanmayın. Bal gibi de arkanızda kimlerin olduğu belli. Onların Kıbrıslı Türk halkını nereye çekmek istediği de bellidir. Siz gidin, biz yolumuzda, sıkılı bir yumruk gibi yürüyeceğiz sert adımlarla!

Mısır’ı ‘İslamlaştırma Projesi’ içinde Ankara’nın yalnızca kendi içinde değil Arap dünyası içinde de bir ‘değişimi’ yönetme ve elde tutma gibi daha evrensel bir tutumu ve amacı olduğunu görüyoruz. Tayyip Efendi artık büyük oynuyor. O yüzden her hareket, her tavır, her başkaldırı, her isyan, her kavga, bizim bildiğimiz anlamda etmeyebilir, bir şeyler değişmektedir ve bu değişim içinde Kıbrıs’ın kuzeyinin de bir yeri elbet olacaktır. Fakat ne acı ki, bunun farkında olmayan bir kaba-saba güruhla tartışmak, siyaset yapmak ve anlaşmak zorundayız. Ayrıca Mısır’da olanları da ‘halk isyan ediyor’ diye anlayan başka bir güruhla da yürümek durumundayız. Neyse. Fakat bunun sonucunda Arap dünyasının varacağı yerde ‘başa’ oynayan Akp’nin ve Tayyip Efendi’nin ‘adını koyacağı şeyin’ ne olacağını göreceğiz. Esasında Pennsylvania’dan gelecek olanın da son noktayı koyacağı ve o zaman ‘bir adı olacağını’ göreceğiz. Son noktadan sonra ‘padişah gibi yapmak’ ya da ‘halifelik mi geri geliyor’ gibi soru işaretleri de cümleye bağlanacaktır. Fakat bizim için önümüzde bir seçim ve daha fazlasıyla yiyeceğimiz küfür aşağılanacağımız bir dönem var.

Çok mu puslu? Ne mi yapacağız? Sonuna kadar ‘dik duracağız’ ve sonunda hiçbir zaman ‘onlara’ benzemeyeceğiz. Daha da sıkın yumrukları ey halkım!
 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum