1. YAZARLAR

  2. Eşref Çetinel

  3. Az gittik uz gittik bir arpa boyu yol gittik
Eşref Çetinel

Eşref Çetinel

Halkın Sesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Az gittik uz gittik bir arpa boyu yol gittik

A+A-

Kendimizle uğraşırken başımıza sardığımız  belâlara  karşın yine de  bir  “olumlu” gelişme  var:  Artık Kıbrıs’ın geçmişini değil,  geleceğini konuşuyoruz.   Üstelik sadece siyasi yönü ile değil.  Sosyal,  ekonomik ve Türkiye ile  AB  ilişkileri yönünden de. 

Dolayısıyle   “kavga”  ediyoruz!  Çünkü sözünü ettiğim geleceklerin Kuzey Kıbrıs’ını şekillendirecek  “siyasi ve ekonomik unsurlar”  konusunda ne Kıbrıs Türk halkı ne Ankara  tırnak kadar görüş birliğine varamadılar.  Kavga da bundan dolayı kopmakta.

Tabi  “bizim kuşağın” arbede haline gelmiş bu kavgalı tartışmaları anlaması mümkün değildir.  
 MESELA:  1958’lerden beridir bizim için Kıbrıstaki mücadelenin esasında şu vardır:  “Türk halkı asla  Türkiyesiz olamaz bir,  Kuzey Kıbrıs kalıcılığı ile devletimiz ve vatanımızdır iki.”

Oysa 54 yıl sonra  artık Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Devleti ne bu siyasi görüşün bütünselliğine sahiptir ne de Türkiye’ye bağlılık konusunda tartışmasızdır…

Nitekim artık  her hangi bir vesile ile  Güney’e taşınan  bazı örgütlerin Rumlarla birlikte pankart açıp,  “ey AB,  bizi Türkiye’nin işgalinden  kurtar”  mesajlarını görüp okumanız mümkündür…

PEKALA:  Bizim için  “dava”  dediğimiz ilkede korkunç bir  siyasi yıkım olan ve  Türkiye’yi hedef alan bu eylemlere karşı halkın tepkisi nedir?   “Aldırmazlıkla,  suskunluk!”  Çünkü beğenmediğimiz, kınayıp protesto ettiğimiz bu olaylar,  aydan  pat diye önümüze düşmediler. Bakın nasıl bu durumlara düştüğümüzü bir daha yazalım:  

“Savaşarak,  göç ederek,  evsiz barksız kalarak,  ocaklarımız sönerek,  mahvolarak,  yanarak,  kül olarak…”   Tuhaf değil mi?  Bir halk   yarım asırlık  bağımsızlık ve egemenlik savaşımını bu meşakkatli  mücadelelerle   sürdürüp tam salâha kavuşmuşken nasıl olur da  “Türkiye dışarı,  Rum içeri”  diyebilir?  Nasıl olur da  her biri birer tarihi efsane olan o mücadele yılları tepetaklak olurken,  58 yıllık geçmiş anlamsızlaştırılarak  “yok, hiç olmamış”  esamesine düşürülür?    
 Nasıl olur da artık  çözüm dediğimiz “olay”   itile kakıla Türkiye’nin ve   iki ayrı Devlet formülünün   dışına düşürülürken,  yerine “Türk-Rum Kıbrıslılık” formülü konur? 

ŞİMDİ SORALIM. Pekala bu istenmeyen siyasi sonuca  nasıl ve niçin  geldik? Neden halk suskun ve kanıksamışlığın usancını yaşıyor?   Cevabını da verelim: “Aldatılıp sükûtu hayale  düşürüldüğü için!”

İŞTE İSPATI:  1974 Barış Harekâtından sonra kimseler Kıbrıs Türk halkına    “Barış Harekâtı olmamış,  Kuzey Türk Devleti kurulmamış,  Rum’un  Eoka’sı Türk’e saldırmamış,  Enosis hedefinde   Türk halkı kıyım kıyım kıyılmamıştır”  gibi bir  “unutulmuşlukla inkârın”  yaşatılacağını söylememişti!         Kimseler bize yarım asırlık mücadele sonunda,  hiç mücadele edilememiş ve sanki Rum-Türk halkları birbirlerinden zorla ve Türkiye tarafından kopartılmış gibi,  yeniden “birleştirilmeleri”  için mücadele edileceğini de söylememişti!

Gün gele Annan Planı ile Kuzey’i de Devletini de Rum’a teslim edebileceği hiç söylenmediydi!  Ve saire…

Eğer bunlar Kıbrıs Türk halkını “aldatma” hatta beklentileri ile kazanımlarını iğfal etme  değilseydi,  o zaman lütfen siz söyleyin:  Nedir  “aldatma ile  iğfal etme!”  Ki sonuçta azınlık da olsalar artık açıktan Kuzey’i, Türkiye’yi inkâr eden   bazı  “gruplar”  bu kırgın ve yılgın  halkı rahatlıkla kullanıyorlar! 
   
     *****

GEÇEN HAFTA

Lefkoşa Belediyesi odaklı kavgaları seyreylediydik.  Sonuçta dört aydır gitsin istifa etsin dedikleri Cemal Bulutoğluları’nı kanun hükmünde kararname ile doksan günlüğüne görevden aldılar      bu kez de  “gitsin”  diyenler,   “böyle karar  olamaz” diye ayağa dikildiler! 

Bir Devletin payitahtı böylesi kırılıp, mecazi anlamda değil,  gerçekten  “pislik ve zibilliği”  amblemi oluverdi mi   ötesinden hiç hayır beklemeyin.  Nitekim geçen hafta  da  memleket  “hayırsız”  olduydu!  

HRİSTOFYAS’LI RUM:      AB’ye dönem Başkanı oldu.  İlk konuşmasında da   “Türkiye’siz bir Kıbrıs” hedefinden söz etti.  Öncesinde ise  “Kıbrıs’ın Kıbrıslıların olduğu”  lafları vardı.  En büyük alkışı yine Kuzey’den aldı!  Tabi arada ekonomik çöküntüyü önlemek için AB’den on milyar euro isterken Rusya’dan da beş milyon euro kredi talep ederek ilk şantajını yapıverdi! Ve ilk  demecini de AB’yi çatlatırcasına,  “evet ben komünistim”  diyerek patlattı!  Kısaca AB başına dönem başkanı yaptığı bu Hristofyas’lı Rum’la  kına yaksın! 

EKONOMİDE VAZİYETLER:     Maliye Bakanı Tatar’a ve koordinatörümüz Beşir Atalay’a göre  “iyiyiz iyi…”   Muhalefetle ekonomistlere göre ise  “kötüyüz kötü…”  

Kafamızı karıştırdıklarınca  midemiz de karışıyor!  Karar verdim. Artık kendi  kişisel ekonomimden başka kimselerin söylediklerine inanmayacağım…

KÜLTÜR VE SANAT:  Geçen hafta Patates’inkini de yaptılar! Düşündüm kültür ve sanat etkinliklerine adı şanı ile girmeyen bir tek “kabak” kaldı.  Onun da festivalini yaptıklarında,  artık sonrası festivaller  kabak tadı vereceğinden Kıbrıs Türk halkının kültür ve Sanatı  bir tamam  olacak!

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.