1. YAZARLAR

  2. Levent Özadam

  3. Aziz Nesin, rahmet istedi...
Levent Özadam

Levent Özadam

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Aziz Nesin, rahmet istedi...

A+A-

Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, deve tellal iken,Memlekette bir
padişah varmış. Tanrı göstermesin, anlatılmaz bir kıtlık baş göstermiş. Bir
zamanlar yediği önünde, yemediği ardında, bir eli yağda bir eli balda olan
insanlar, bir dilim kuru ekmeğin yoksunu olmuşlar.

Padişah bakmış ki kıtlık halkı kırıp geçirecek, bunu önleyici bir çıkar yol
aramış. Sonunda, memleketin dört biyanına, sokak sokak, köşe bucak çığırtkanlar salmış. Çığırtkanlar Padişah fermanını şöyle bağırırlarmış:

- Ey ahali!.. Duyduk duymadık demeyin!... Her kimin devlete bir hizmeti,
 vatana bir yararlığı olmuşsa, koşup saraya gelsin! Padişahımız efendimiz
 onlara nişanlar verecek!..

İnsanlar, açlığı, yokluğu, derdi, borcu, harcı unutup, Padişahtan nişan
almak sevdasına düşmüşler.

Padişahta yapılan hizmetin büyüklüğüne göre çeşit çeşit nişanlar varmış.
Birinci dereceden altın yaldızlı nişan, ikinci dereceden altın suyuna batmış
nişan, üçüncü dereceden gümüş kaplama nişan, dördüncü dereceden demir  nişan, beşinci dereceden kalaylı nişan, altıncı dereceden çinko nişan, yedinci dereceden teneke nişan...

Gelen giden nişan alıyormuş. Artık öyle olmuş, öyle olmuş ki, nişan yapmaktan Padişahın memleketinde hurda demir, çinko, teneke kalmamış.
Fincancı katırının boynundaki çangur çungur sallanan cam boncuklar
nasılsa, körük gibi şişirilen göğüsler üzerinde de nişanlar, işte öyle
sallanmaya başlamış.

İnsanların göğüslerinde şangur şungur nişanların sallandığı, Padişahın kim
 gelirse nişan dağıttığını duyan bir inek de,

- "Nişan asıl benim hakkım!" diyerek bir nişan almayı aklına koymuş. Açlıktan bir deri bir kemik, böğrü böğrüne çökmüş, kaburgası omurgasına geçmiş inek koşa koşa sarayın kapısına gelmiş. Kapıcıbaşıya,

- Padişaha haber verin! demiş. Bir inek kendisini görmek istiyor. Başlarından savmak istemişlerse de,

- Padişahı görmeden, bu kapıdan bir adım atmam!... diye böğürmeye başlayınca, Padişaha,

- Efendimiz, kullarınızdan bir inek huzurunuza çıkmak istiyor... demişler.
 Padişah,

- Gelsin bakalım, bu da nasıl bir inekmiş... diye ineği huzuruna çağırıp, 

- Böğür bakalım, ne böğüreceksin?... diye sormuş,

İnek de,

- Sultanım, demiş, duyduğuma göre nişanlar dağıtıyormuşsun. Ben de nişan almak istiyorum. Padişah,

- Hangi hakla? diye bağırmış. Sen ne yaptın. Memlekete nasıl bir
 yararlılığın dokundu ki sana nişan verelim?...

O zaman inek,

- Efendimiz! diye söze başlamış. bana nişan verilmesin de kimlere verilsin? Ben daha insanlara ne yapayım? Etimi yersiniz, sütümü içersiniz,
derimi giyersiniz. Gübremi bile bırakmaz kullanırsınız. Teneke bir nişan için,
 daha ne yapayım?

Padişah, ineğin isteğini haklı bulmuş. İneğe ikinci dereceden bir nişan
verilmiş.

Boynunda nişanı, inek sevinçten oynaya oynaya saraydan dönerken katırla karşılaşmış.

- Selam inek kardeş!

- Selam katır kardeş!

- Nedir bu sevincin? Nereden gelirsin böyle?

İnek herşeyi bir bir anlatmış. Padişahtan nişan aldığını da söyleyince katır da coşmuş. O coşkunlukla doğru dörtnala saraya varmış.

- Padişahımız efendimizi göreceğim!.. demiş.

- Olmaz!.. demişler.

Ama, babadan kalma inatçılığı ile katır art ayaklarıyla saray kapısında direnince, Padişaha dur umu iletmişler. Padişah,

- Gelsin bakalım, katır kulum da... demiş.

Katır huzura varınca, bir katır selamı verip, el etek öptükten sonra, nişan istediğini söylemiş Padişah sormuş:

- Sen ne yaptın ki nişan istiyorsun?

- A hünkarım, daha ne yapayım? Savaşta topunuzu, tüfeğinizi sırtımda taşıyan ben değil miyim? Barışta çoluğunuzu çocuğunuzu arkamda götüren ben değil miyim? Ben olmazsam, işiniz temelli bitiktir.

Katırı da haklı bulan Padişah,

- Katır kuluma da birinci dereceden bir nişan verilsin!... diye ferman eylemiş.

Katırda bir sevinç bir sevinç, dörtnala saraydan dönerken eşekle karşılaşmış. Eşek,

- Selam yeğenim!... demiş. Katır,

- Selam amcabey!.. demiş.

- Nereden gelip, nereye gidersin? Katır başından geçenleri anlatınca, Dur öyle ise, padişahımıza gider, bir nişan da ben alırım!.. diye dörtnala saraya koşmuş.

Saray koruyucuları, deh demişler, çüş demişler, eşeği bir türlü atlatamayınca Padişaha varıp,

- Eşek kulunuz gelmiş, huzura çıkmak ister! demişler.

Eşeği kabul buyuran Padişah, 

- Ne dilersin ey eşek kulum?.. deyince,

Eşek de dilediğini bildirmiş. Padişah, canı burnuna gelip kükremiş:

- İnek eti ile, derisi ile, gübresiyle bu memlekete, bu millete hizmet etti.
Katır dersen savaşta, barışta yük taşıdı, bu vatana hizmet etti. A eşek, ya sen ne iş gördün ki, bir de kalkmış eşekliğine bakmadan nişan istersin?.. Utanmadan bir de karşıma gelmişsin. Söyle, ne halt ettin?

O zaman eşek keyfinden sırıtarak,

Aman Padişahım efendim, demiş, size en büyük hizmeti eşek kullarınız
yapmıştır. Eğer benim gibi binlerce eşek kulların olmasaydı, hiçbir taht üzerinde oturabilir miydin? Saltanat sürebilir miydin? Dua et biz eşek kullarına ki, bizim gibi eşekler var da, sen de böyle saltanat sürüyorsun.

Padişah, karşısındaki eşeğin, öyle her eşek gibi teneke nişanla gözü doymayacağını anlamış,

- Ey eşek kulum,Haklısın senin sayende ben bu makamdayım demiş.
 Senin bu çok yüksek hizmetini karşılayabilecek bir nişanım yok.

Sana ölünceye kadar beylik ahırından hergün Makarna,Bulgur,Üzüm hoşafı ve Kış aylarında da kömür, bağladım..

Ye, yee saltanatım için durmadan anır !...

 

Günün Karnesi:

Sendikal Platform

8

KTHY eski çalışanlarına moral yemeği vererek gönül aldı

Şerife ÜNVERDİ

3

Bakan olduktan sonra ilk ziyaretini iş adamlarına yaptı ve çalışanların tepkisini aldı

Fuat GİRİŞKEN

1

Kaçak elektrik hattı çekerek 7 bin 500 TL’lik akım hırsızlığı yaptı

Doğan ÇAMLIBEL

1

14 yaşındaki kızı barda çalışmaya teşvik ettiği gibi bununla yetinmeyin tehdit de etti

Bakanlar Kurulu

1

Dünya petrol fiyatları inişe geçtiği sırada akaryakıta bir kez daha zam yaptı

 

 

 

MESAJ KUTUSU

 

Sayın Nazım ÇAVUŞOĞLU, bakanlığınızın üç kafeteryasında da çalışma izni olmayan ve 18 yaşından küçük çocuk çalıştırıldığını biliyor muydunuz? Bakanlıklar böyle yaparsa iş adamları kaçak işçi çalıştırmakta haksız mı?

...

Sayın Talip ATALAY, Hz.Muhammed’in sakal-ı şerifinin kermeste bir çadır içinde teşhir edilmesine bir çok din adamından tepki geldi. Bu konularda daha hassas olmanız bekleniyor, bizden iletmesi.

...

Sayın Şener ELCİL, Saray’dan cevap gecikmedi. Sendika olarak ne yazılı ne de sözlü olarak randevu talebiniz yokmuş. Randevu istediğiniz anda da Derviş bey sizinle görüşecekmiş bilesiniz...

...

Sayın Ahmet ZENGİN, vatandaşlık konusunda Bakan Çavuşoğlu’na söylemedik laf bırakmamışsınız. Hayırdır aranıza kara kediler mi girdi yoksa?

...

Sayın Hüdaverdi AKSOY, başbakanlığın kafetaryasında da yatırımları yapılmayan kaçak dudrumda kişilerin çalıştırıldığı yönde personelden ihbarlar alıyoruz. Eğer doğruysa vay halimize vay!

...

Sayın Ferdi Sabit SOYER, Sendikal Platform, son yaptığı toplantıda 24 Nisan etkinliğinin AKEL’e karşı yapılacağına kani olmuş. Hayırdır eski yoldaşlara seçim öncesi sürpriz mi yapacaksınız?

...

Sayın Erçin TEKAKPINAR, bu sıralar gözünüzü dört açın zira Sigortalar Kurumu’nda sahte belgeler havalarda uçuşuyormuş. Bir girmanın borcu olmadığına dair sahte bir belge ile ykalandığı söyleniyor. Bu firmayı teşhir etmenizi bekliyoruz...

...

Sayın Ersin TATAR, Mağusa Araç Kayıt Dairesi’nde bulunan Atatürk resminin ulu öndere hiç yakışmadığı yönünde okur şikayetleir alıyoruz. Derviş beyin ihtişamlı resmi yanında Ata’mıza biraz ayıp olmuyor mu?

...

Sayın İsmail ABİDİN, SKY Havayolları’nin ilk uçuşundan sonra ağzınız kulaklarıniza varıyormuş. Hadi bakalım görelim sizi fiyatları aşağıya ne kadar çekeceksiniz merak ediyoruz.

...

Sayın Çetin VEZİROĞLU, hırsızlar yargıç, polis ve avukat dinlemiyor değil mi? Büyük geçmiş olsun. Artık bu durumlara gülelim mi ağlayalım mı biz de bilmiyoruz...

...

Sayın Serdar DENKTAŞ, partinizin küskünleri bir bir geri dönmeye başlamışlar, bu sıralar keyfinize diyecek yokmuş. Aman bu sefer bari onlaır sıkı tutun da bir kez daha kaçmasınlar olur mu?

...

Sayın Mehmet ÖZKARDAŞ, Azerbaycan’a yaptığınız ilk gezide bu ülkeye hayran kalmışsınız. Kutlay beyin başına gelenlerden sonra sizin için epey endişelenmiştik ama korktuğumuz başımıza gelmedi.

...

Sayın Ali Çetin AMCAOĞLU, ziyaretler konusunda Zorlu beyi aratmayacağa benziyorsunuz. Bakalım onun rekorunu kırabilecek misiniz, tek tek sayacağız haberiniz olsun...

...

Sayın Hasan SERTOĞLU, Türkiye liglerinde KKTC’nin de artık temsil edilecek olmasının haberleri bile spor kamuoyunda büyük heyecan yarattı. Bizim iş adamlarına söyleyin KKHY’den vaz geçip Türkiye’den iyi  bir takım satın alsınlar da Toroslar duysun sesimizi...

...

Sayın Tevfik MUT, hayırıl partili diye sizin gibisine derler. DP Genel Merkezi’nin yeni binasından kira almayacağınız partililer arasında coşkuyla karşılanmış. Hatta bu konuda havai fişek gösterisi yapmayı düşünenler bile var...

...

Sayın Özel TAHSİN, aktif siyasete geri döneceğiniz yönünde bölgeden haberler alıyoruz. Sizdeki bu hitap yeteneği olduktan sonra hangi parti olursa olsun şaha kaldırırsınız. Hayırlısı olsun diyoruz.

...

Sayın Necdet NUMAN, sizin Girneli partililere ne yaptınız bilemiyoruz ama sözleşmişcesine sizi bir daha vekil yapmamak için sanki de yemin etmişler. Gönüllerini almak için şu meşhur çiftlikte bir parti düzenleseniz diyoruz...

...

Sayın Yalkın HAMİTOĞLU, Boğaz’daki yeni eviniz hayırlı uğurlu olsun diyoruz. Allah iyi günlerde oturtmak nasip etsin. Artık o kocaman bahçede organik tarım ürünleri de yetiştirmek farz oldu değil mi?

...

Sayın Ümit ANİBAL, Sigortalar Dairesi’ne yatırdığınız çeklerin hesaba yatmaması sonucunda büyük bir sıkıntı yaşıyormuşsunuz. Daire müdürü ile konuştuk konuyu ciddi şekilde araştırıyor, endişeniz olmasın.       

 

Günün Fıkrası

 

 

 

 

Ya da...

 

Kadınla kocasının arasında uzun süredir bir faaliyet yokmuş. Koca ne yaparsa yapsın karısının ilgisini çekmeyi başaramıyormuş.

En sonunda çareyi karısını bir psikoloğa götürmekte bulmuş. Psikolog genç ve güzel kadını problemini cözmek için:

"Anlatın bakalım bir gününüz nasıl geçiyor "demiş.

Kadıncağız baslamış anlatmaya...

"Sabahlari işe geç kalmamak için taksiyle gidiyorum. Fakat yanımda para bulunmadığından soför " Bayan ya parayı ödersiniz ya da .." diyor. Mecbur kaldığım için ' ya da ' yı seçiyorum.

Durum böyle olunca işe gec kalıyorum tabii Patronu kapıda kaşlarını çatmış beni beklerken buluyorum.

Patron," ise böyle geç gelmeye devam edersen seni işten atarım ya da .." diyor. Yine 'ya da' yı tercih etmek zorunda kalıyorum.

Akşam eve yorgun argın geldiğimde ev sahibi kapıya dayanıp kirayı yine bir hafta geciktirdiğimizi belirterek " ya kirayı hemen ödersiniz ya da ." diyor. Eee, haliyle 'yada' yı tercih ediyorum.

Kocam eve geldiğinde de o işi yapacak halim kalmıyor tahmin edersiniz "

Psikolog kadına bakıyor :

"Hanımefendi tüm bu anlattıklarınızı kocanıza anlatabilirim ya da...

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.