1. YAZARLAR

  2. Ali Kişmir

  3. Babadan oğula
Ali Kişmir

Ali Kişmir

Afrika Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Babadan oğula

A+A-

Milliyetçilik sözde değil, damarlarında akan asil kanda mevcuttur....

Dava insanıdır bunlar, asla yollarından dönmezler...

Babası yolu çizer, oğlu aynı yoldan devam eder, torun ise sırasını bekler...

Kanlarında var bu ülkenin ve insanının kaderini çizmek!..

Onlardan başkası doğruyu bilemez, vatan sevgisi ile hareket edemez...

O nedenle siyaset yapabilmek için en önemli şart, babanın kim olduğundan geçer...

1963 yılında kaçırıldık Kıbrıs Cumhuriyeti’nden ve bir daha geriye dönemedik...

O döneme dönüp baktığımızda, Kıbrıs Cumhuriyeti’ne dönmememizi savunanların ve İnönü’nün “Kıbrıs Cumhuriyeti’ndeki koltuklarınıza geri dönünüz” çağrısına takmayanların başında Denktaş geliyordu...

Türkiye’nin desteği ve baskısı ile Dr. Küçük’e geri adım attırıldı, Denktaş ise 1. adam konumuna getirildi...

15 Temmuz 1974 darbesi ve ardından 20 Temmuz 1974 çıkartması...

Ve Federe Devletin kurulması...

Artık önünde engel yoktu, taa ki 1980’lerin başına kadar...

O yıllarda sol güçleniyor, sağ ise eriyordu...

Herşey tam ters gidiyor derken Denktaş’ın imdadına, Türkiye’de gerçekleşen 12 Eylül darbesi yetişti...

1981 yılında 13 milletvekili ile seçimlerden ikinci parti çıkan TKP önderliğinde koalisyon hükümeti kurulmasına kesin gözüyle bakılırken ve meydanlarda, “başbakan Durduran” sloganları atılırken, ertesi günü bir anda bu iş bozuldu...

3 parti arasındaki koalisyonun hayata geçmesini engelleyen ise, Denktaş’ın ta kendisiydi...

Federe Devlet’in yasalarına göre cumhurbaşkanının görev süresi iki dönemle kısıtlıydı ve Denktaş’ın ikinci görev süresinin sonuna yaklaşılmıştı...

Yasalarda değişiklik yapılması durumunda Denktaş’ın gerçek niyeti ortaya çıkacağı için başka bir yola başvurulması gerekiyordu...

Türkiye’deki askeri cuntanın baskıları ile sözde KKTC diye bir devlet kuruluyor ve bu yolla Denktaş’ın önü açılıyordu...

Ancak KKTC’nin kurulmasıya birlikte arka arkaya BM Güvenlik Konseyi 541. ve 550. Kararlarını alarak KKTC’nin yasa dışı ve ayrılıkçı bir yapı olduğunu tüm dünyaya ilan ediyordu...

Tüm bu olumsuzluklara rağmen Kıbrıslı Türkler “made in Famagusta” mühürü ile dünyaya neredeyse yıllık 80 milyon dolar kadar ihracat yapabiliyordu...

Ancak yine rahat durulmadı ve üretilen ürünlerin üzerine “made in TRNC” mührü vurularak ihraç edilmeye çalışıldı...

Sonrası mı? Tabi ki hüsranla bitti ve ABAD kararlarının alınması ile tüm dünya Kıbrıslı Türklere kapılarını kapattı...

Denktaş kendi kişisel çıkarları ve düşünceleri uğruna Kıbrıslı Türkleri büyük bir çıkmazın içine soktu...  

KTFF ile KOP’un çok önceleri anlaşmasını engelleyen, Kıbrıslı Türklerin referandum hakkını elinden alan ve bunlara benzer bir çok olumsuz icraatın altına imza atan kişi yine Denktaş’tı...

Geçtiğimiz Temmuz ayında gerçekleşen erken genel seçimlerinde DP’nin seçim şarkısı dikkatimi çekti...

Şarkının bir yerinde, “geçmişimizi o yazdı, geleceğimizi de o yazacak” diyordu...

Yani baba Denktaş ve oğul Denktaş’tan bahsediyordu...

Geçmişimizi yazan Denktaş ise, geldiğimiz noktanın da en büyük sorumlusu o demektir...

Şimdi sizlere soruyorum;

Geçmişinizi yazandan memnun musunuz ki, geleceğinizin de aynı zihniyet tarafından yazılmasını istiyorsunuz?

Baba Denktaş, “Kıbrıslı diye birşey yoktur” demişti...

Oğul Denktaş ise, “KTFF, Türkiye’ye yama olsun” diyor...

Yakında 82. il olalıma kadar gider bu iş...

Yani oğul Denktaş’ın, baba Denktaş’tan farklı bir yol izlemesi mümkün değildir...

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.