Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Afrika Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

BAF GEZİSİ 2…

A+A-

(askeri yasak bölgeden cumhuriyete geçiş)

 

Vurdum sırtıma fotoğraf makinesi ve birkaç parça eşya içeren çantamı attım kendimi Gönyeli kavşağına…

Hani üzerinde bir sürü gereksiz yazılar yazan büyük roundabouta…

Diğer arkadaşımla bir müddet orada buluşup bekledik.

Arabasıyla gideceğimiz arkadaşımız az sonra belirdi…

Eski günler olsa ya yayan giderdik gezmeye ya da velesbitle.

Ki lise çağlarımızda dereye aynı arkadaşlarımla çok gitmiştik.

Demek ki bizde de geçen zamanla değişim olmuş…

-Dereye da gidecek miyiz eski günler gibi? Diye sordum arabayı kullanan arkadaşıma…

-Bulursak…

-?? 

Ne demek istediğini önce anlamadım ama Baf’a gidince gördüm ki dere yok…

Kafa aynı kafaydı kuzeyde de güneyde de…

Orada da inşaat burada da.

Fark güneydekileri güneydekiler yapıyor doğayı nispeten koruyarak, kuzeydekileri ise taşımalar yapıyor doğanın anasını ağlatarak…

Neyse gezimizi sürdürelim…

Hedefimiz yaklaşık 250-300 Baflının baslarla toplanacakları Baf’tı.

Rotamız ise Omorfo’da annelerimizde kahve molası sonra, Limnidi kapısından Pirgo, Mansura, Pomo, Poli, Çada ve Baf…

Limnidi…

Sanırım kuzey Kıbrıs’ta henüz tam dokunulmamış bir orası kaldı…

Bahçeler yerinde, akan deresi canlı, insanları bildik…

Yol kenarında çilek satan iki satıcı vardı…

Biri solda diğer sağda…

Sağdakinde durduk…

-Durumlar?

-Bu kapının açılması işlerimizi pek artırmadı ama gelen giden sayısında epeyce artış var.

Trafik arttı, sessizlik bozuldu ama şimdilik cepler hala boş.

-Gördüğüm kadarıyla bölgede fazla yerleşik yok değil mi?

-Tek tük gelenler var. Hatta şu karşıda gördüğünüz, yerleşiklerden biri. Şu anda satış yaptığım yeri ondan almıştım.

Bana burayı sattı gidecek sandım gördüğünüz gibi karşıma başka yer açtı…

Bu örnek bile kimlerle uğraştığımızın iyi bir örnek.

Limnidi’yi geride bıraktık.

Çok sayıda virajlı yola girince bir tuhaflık fark ettim.

Asfalt kuzey Kıbrıs’ta hiç alışık olmadığım kadar düzgündü…

Hele uyarı levhaları…

Yollar, Tayyip’in bilhassa gece döndüğümüzde fark ettiğimiz, ihtiyacımız olmadığı halde tarlalarımıza yandaşlarına yaptırdığı yeni olmasına rağmen eskimiş delik deşik ve de karanlığıyla kıyas bile kabul edilemeyecek kadar temiz…

“Yazık” dedim oradan geçerken, “bir de parasını bize kesiyorlar” bizim diye…

Kapıda mühür faslı başladı…

Heyecan 40 yıldır geçmediğim bölgeden ilk defa geçeceğimize dairdi.

Kimlik gösterdik form doldurduk gözümüz diğer tarafta iken.

Birkaç fotoğraf çekmek istedim hem görevlileri hem etrafı…

Sessizlik vardı bir de doğal güzellik.

-İsterseniz çekmeyin çünkü her taraftan bizi gözlüyorlar…

-Kim, Rumlar mı?

-Yok…

-??

-Türk askeri… Fotoğraf çektiğinizi görürlerse ki görürler başımız belaya girebilir saklayın makineyi…

-Burada rahatsınız değil mi? Diye sordum…

Aldığım cevap hem ilginç geldi hem de düşündürücü…

-Burasının sessiz olduğu doğru da birimiz hastalansak bizi götürecek ne bir ambulans ne de bir araç var. Sanki bölgeye terk edildik…

Geçerken, ”Gerçekten bir daha anladım ki Kıbrıslıtürkler askeri yasak bölgede özgür yaşadıklarını sanıyorlar”.

 

DEVAM EDECEK.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.