1. YAZARLAR

  2. Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

  3. Baf’a dönüş yolu Omorfo’dan geçer…
Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Afrika Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Baf’a dönüş yolu Omorfo’dan geçer…

A+A-

Sene 1974…

Aylardan Ağustos…

Sıcak mı sıcak…

Gölgede bile taşlar kaynıyor…

Göçmen evlerindeki evde oturuyorum.

Denize baktım.

Deniz serin…

Deniz uzak.

Oysa dibimizde…

Gitmek istemedim.

İstesem de zaten gidemezdim.

Savaş bitmişti ama karışıklıklar bitmemişti.

Kim, ne olacaktı, belli değil.

Belirsizlikler içinde yaşamak bu olmalı, dedim.

Oysa savaştan önce hayallerim vardı.

İstanbul hayali kuruyordum.

Okulu kazanacaktım.

İstanbul’da yaşayacaktım.

Savaşsız, ölme, öldürme sıkıntısı olmadan dolanıp duracaktım.

Sinemaya okul yönetiminin yasakları olmadan gidecektim.

Belki artistlerden birileriyle tanışacaktım.

Koskocaman şehirdi orası.

Yolları geniş, arabaları çok olmalıydı.

Kartpostallardan gördüğüm kadarı ile temizdi.

İnsanları saygılıydı.

Dergilerden okuduğum kadarı ile de düzenli bir yaşam vardı.

Kurşun “çat” dedi.

Hayaller bitti.

Kâbus başladı.

Bir de karamsarlık.

Şimdi ne olacağız?

Günler geçmiyordu.

Kahvelere takılmaya başladım.

Orada gonga öğrendim.

İspastra öğrendim.

Bir de oynayanları seyretmenin inceliklerini.

Sakın orada iken kimseni kâğıdına yorum yapmayın.

Başınız belaya girebilir.

Adam meğer blöf yapacak.

Onun kâğıdını görürseniz, karşı taraf kaşlarınızdan anlayabilir…

Kaş göz birşey oynatmayacaksınız.

Sadece gülüp geçeceksiniz, o kadar.

Kahve kültürünü alırken günler geçiyordu.

Kahve müdavimleri ufak ufak azalmaya başladı.

Nerede bu adamlar, dedim.

Kimse bir şey demedi.

Birkaç gün sonra, yine sordum oradakilere.

“Kaçtılar” dediler.

 Kaçtılar mı?

Kaçmışlar.

Hem de dağdan.

Nasıl olurdu bu, kim kaçırmış olabilirdi merak ettim.

Meğer Kıbrıslırumlar kaçmak isteyenleri arabasına alır.

Sınıra yakın yerlere götürür.

Oradan, “işte bu yol sizi kuzeye götürür” der, dönerdi.

Rumlara güven olur muydu?

O gürültüde bile birilerine güvenebiliyorsak bu işte bir yanlışlık olabilir demiştim ama fazla yorum yapamadım.

Döndüm hayallerimle baş başa kalmaya.

Derken köylerin kaldırılacağı haberi ulaştı.

İstanbul yaklaşmıştı epeyce.

Gidecektim.

Dağdan korktum, param yoktu gidemedim ama bu sefer köylerin kaldırdığı arabalarla kuzeye, oradan İstanbul’a gidecektim.

Kuzeye geçtiğimde rahatlama hissettim.

Rahatlama Omorfo’ya gidene kadar sürdü.

Omorfo’ya geldiğimde, “Bu ne” dedim…

İstanbul’a geçtiğimde de Baf’a özlem başladı.

Aradan 41 yıl geçti.

Özlem azalmadı.

Arttı.

Ve daha yakın olsun diye “İstanbul’a veda zamanı” dedim.

Omorfo’dakiler yerleri verilecek diye üzülmüşler…

Keşke verilse…

Çünkü Baf’a dönüş yolu Omorfo’dan geçer…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.