1. YAZARLAR

  2. Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

  3. Baf’a gitmek ama nasıl?
Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Afrika Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Baf’a gitmek ama nasıl?

A+A-

Birden hava kapandı…

Birkaç şimşek çaktı…

Ardından gök gürültüsüyle birlikte yağmur başladı.

Bir yağmur ki göz gözü görmez cinsinden…

Trafik o anda, bitti.

Bilmiyorum diğer kentlerde durum ne…

Ama İstanbul her yağmurda böyledir işte.

Yağmur yağarken cama, dama vuran her damlacığın çıkardığı ses, beni her zaman olduğu gibi aldı, Baf’a götürdü…

Baf…

Yağmuruyla, soğuğuyla, sıcağıyla başkaydı.

Kıyıya vuran dalgasıyla, yol kenarı akan sularıyla, başkaydı.

Belki insanın doğduğu yer başka görünebilir.

Belki insan nerede anılarını bıraktıysa anıların peşi sıra oralara sürüklenmek isteyebilir.

Ama babamın bir sözü hala kulaklarımdan gitmiyor…

“Burası başka yerlerden daha iyi olmasaydı o kadar turist görmek için buralara gelmezdi. Yerimizin kıymetini bilelim”

Neydi o dönemler…

Ne güzeldi yerimiz.

Ve hatta yerlimiz.

Bıraktık geldik bize ait olmayan ta bilmem nerelere.

Ve geliş nedenlerimizi öğrendikçe, ah ettiğimiz günler ne çokmuş deriz.

Bunları düşünürken telefona baktım, telefon bana baktı.

Omorfo’da yaşayan annemi aradım

Havaları sordu önce.

“İyi” dedim.

“Bizde bahar gibi be Dolgun” dedi.

Birkaç gün önce soğuklardan yanıyordu.

Çok soğuk olunca evleri ısıtmak zor, ısınmak da…

Hani gece olsun istemez insan.

Gece oldu mu bir an evvel güneşi bol sabahı özler.

Ki balkona çıkıp, güneş ısıları altında sıcak kahve içebilesin.

Ne tuhaf duygular.

“Ah” dedim anneme, “nerde bizim havamız”…

“Ya be Dolgun” dedi.

Ve eskilerden bahsetti.

Sonra yediklerimizden, içtiklerimizden açıldı…

Raşondan bahsetti.

“Hep mercimek, fasulya, böğrülce, nohut verirlerdi…

O dönem bıkmıştık onları yemekten” deyip 1974’e geçti.

“Herkes gitmiş geride biz kadınlar kalmıştık. Erkekler kuzeye gitmişlerdi.

Nasıl olduysa hükümetten geldiler, bize yardım bağladılar. Raşon gibi değildi yardım. Basbayağı yardımdı. Ve gitmeyin derlerdi” dedi.

Tam da ağzından çıktığı gibi yazsam daha naif olacak diye düşündüm…

“O zaman ki galdık oraşta, Urumlarda bize çok eyi bakallardı…

Tavuk, yeycek, para…

Ben, yengen, nenen galdıydık…

Anlaşma olursa giderik gene yerimize.

Giderik değil?

Tabi ya…

Dellersa ki herkes evine gidecek, gideceyik eyya, napacayık.”

Hiç bozmak istemedim söylediklerini.

Dinledim sadece.

O anda yağmur yağmaya, damlacıkları beni Baf’a götürmeye devam ediyordu.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.