1. YAZARLAR

  2. Ahmet Tolgay

  3. Bahar Gökhan… O billur hicaz ses…
Ahmet Tolgay

Ahmet Tolgay

Kıbrıs Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Bahar Gökhan… O billur hicaz ses…

A+A-

Sanatçı kimliğini üç sözcükle özetlemek gerekirse “Yorum, ses ve hanımefendilik” diyeceğim onun için. Müzikteki yeteneği Batman’daki ilkokulun birinci sınıfında, öğretmeni Ayten Akdumlu tarafından keşfedilir. Minik öğrencisinin oturduğu sıraya eliyle ritmik vuruşlar yaparak bir şeyler mırıldandığını gören Ayten Akdumlu, ona “Hadi yüksek sesle oku da hep birlikte seni dinleyelim” der. Minik kız hemen ayağa kalkar ve sanki kaç zamandır hep bu yüreklendirmeyi bekliyormuş gibi hemen orada aklına gelen şarkısını büyük bir istekle okur: “Kim bilir bu gidişin dönüşü olacak mı?” Onun Türk Sanat Müziği’nde dönüşü olmayan yolculuğu işte böyle başlar.
  
O günlerdeki adı “Bahar Faruk” olan bugünün Bahar Gökhan’ı bülbüller gibi şakımayı, keşfedildiği o günden bu yana hiç durmamacasına sürdürür. Tanrı vergisi diyaframından fışkıran billur gibi bir ses, giderek olgunlaşmaya başlar. “Daha ilkokul birinci sınıftan başlayarak okullardaki ‘andımız’ ve ‘İstiklal Marşı’ ritüellerinin baş solisti hep ben oldum. Daha sonra korolardaki vazgeçilmez yerimi aldım” diyen Bahar Gökhan, Siirtli eczacı bir babayla, Kıbrıslı bir annenin yetenekli kızı. Babası Ömer Faruk’un devletteki eczacılık mesleği dolayısıyla Türkiye’nin çeşitli illerini gezerken, babası kadar annesi Birgül Hanım’ın da müziğe tutkulu olması nedeniyle, bulunduğu her yörede kendini gittikçe yoğunlaşan müzik etkinliklerinin içinde bulur. Bundan son derece mutludur tabii ki. Öğrendikleriyle Türk sanat müziğine dair kültürünü geliştirdikçe, bu alana tüm varlığını daha büyük bir tutkuyla adar. “Kişinin kendini Türk sanat müziğinin bir bireyi olarak duyumsaması, büyük bir sorumluluk. Sürekli yeteneğini geliştirme duygusu, bu sorumluluğun gereğidir. Toplum önünde sanat icra etmek, her an sınav vermektir çünkü. Hatayı ve gevşemeyi kabul etmeyen bir sınav” diyor.
  
Gencecik Bahar’a kalsa yaşamında müzikten başka bir şey yapmayacak. Ama babası ile annesi, sanatın her zaman yaşam güvencesi olamayacağının bilincindedirler. “Önce bileğine altın bilezik geçirmelisin” diyerek onu meslek sahibi olmaya yönlendirirler. Bahar, her sanatçı gibi, müzik kadar doğaya da tutkuludur. Doğayla ilgili bir meslek seçme kararını verdiğinde ziraat mühendisliğini kendine hedef olarak belirler.
  
Bahar Gökhan Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nde okurken işin renginin kendisi için daha bir değiştiğini fark eder. Artık sanat çevrelerine çok yakın, dahası bu çevrelerle iç içedir. Onda müthiş bir etkilenişim tetiklenir… “Ankara’nın sanat çevrelerinin içinde olmak coşku, sinerji ve ilham veren bir kazanımdı benim için” der o günlerine dair. Ciddi şekilde müzik dersleri almaya başlar. Usul, nota ve makam derslerinin hocaları Ziya Taşkent ile Fevzi Demirkol’dur. O güne dek, Anadolu’dan bu yana çeşitli korolarda icra ettiği sanatının hızlı bir açılıma girdiği yıllardır bunlar. Hocalarının ve bilhassa İsmail Baha Sürelsan’ın teşvikiyle 1999 yılında TRT’nin Türk Sanat Müziği yarışmasına girer ve üçüncü olur. Ankara’daki bir diğer hocası da adı “Hicazcı Kadri”ye çıkan Kadri Şarman’dır. Kadri Şarman, hicaz makamındaki besteleriyle ünlüdür. Bahar Gökhan diyor ki; “Onun gibi ben de hicaz tutkunu oldum. Giderek nihaventlerden de keyif almaya başladım ama, ille de hicaz.” Şimdilik beste çalışmaları yok ama, ileride beste yapmaya başlarsa hicaza yoğunlaşacağının kesin olduğuna vurgu yapmakta.
  
Özel yaşamında olduğu kadar sanat yaşamında da kendisine her zaman en büyük desteği verecek olan Kıbrıslı İngilizce öğretmeni Ahmet Gökhan ile tanışıp evlenmesi ve üne ulaştıracağı “Gökhan” soyadını alması işte o günlerdedir. Genç çift, 2000 yılında bir milenyum projesi olarak Kıbrıs’a gelip yerleşmeye karar verir. Bu kararın uygulamaya konulmasından sonra Bahar Gökhan’ın Kıbrıs’taki önlenemez yükselişi başlar. Koroların, konserlerin aranan sesidir. Televizyon ekranlarında onun billur sesi yankılanmaya başlar. Müzikle donatılan “Yaşam Sanatı” adlı programı, 2007’den bu yana ekranlardadır.
  
O, sosyal sorumluluk duygusu çok gelişmiş bir sanatçı. Verdiği her konserin geliri sosyal bir amaca gitmekte. SOS Çocuk Köyü, Kemal Saraçoğlu Lösemili Çocuklar Vakfı, Çocuk Bakımevi derken Kanser Hastalarına Yardım Derneği’yle dikkati çeken yoğun bir dayanışmaya girer. Son yıllarda verdiği konserler hep Kanser Hastalarına Yardım Derneği yararına. Bu amaçla Londra’da verdiği iki konser büyük yankı getirir. Türkay Altay’ın şefliğindeki Ankara konserlerinin üzerindeki etkisi ise büyük olur. Çünkü Ankara, onun sanatçı olarak yetiştiği kent.
  
Aynı zamanda Tarım Bakanlığı’nın bir görevlisi olan tarımsal ilaçlar uzmanı ziraat mühendisi Bahar Gökhan “İşimle sanatım arasında dengeli bir disiplin kurdum. Sanatsal etkinliklerim tamamen mesai saatlerimin dışında” diyor. Şimdiye dek, bir televizyon kanalımızın sponsorluğunda iki albümünü sevenleriyle buluşturmuş olan Bahar Öztan, resmi makamlarımızın yerel sanatçılarımıza hak ettikleri desteği ve fırsatı vermediğinden yakınırken, tüm sanatçılarımızın genel duygusuna tercüman olmakta. Belediyelerin düzenlediği festivallerde ağırlığın hep dış ülkelerden gelen sanatçılara verilmesini popülarite açısından anlıyor ama “onların yanı sıra bizim sanatçılarımıza da bu festivallerde şans tanınması, ülkemize ve kültürümüze olan sorumluluğun gereğidir” eleştirisini yapmaktan da çekinmiyor. Bu yılın yerel Oskar’ları dağıtımında “Yılın sanatçısı” ödülünü alan Bahar Gökhan, iki kız annesi. Kızlarından Başak 12, Irmak 6 yaşında. Bizzat yaşadığı çok özel deneyimlerinden dolayı Türk sanat müziğinin ruhen ve fiziken tedavi edici gücüne kesinlikle inanıyor. Bu müziği icra eden tüm sanatçıların, özelde sadece kendilerinin değil, genelde toplumun da sağlığına ve mutluluğuna katkı koyduklarının altını çiziyor. 

Kaynak: Kıbrıs Gazetesi       

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.