1. YAZARLAR

  2. Çiğdem Dürüst

  3. Bana dokunmayan yılan bin yaşasın!
Çiğdem Dürüst

Çiğdem Dürüst

Star Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Bana dokunmayan yılan bin yaşasın!

A+A-

Bedenime, cebime, aileme ve özel alanıma elini dilini uzatmadıkça hiç kimsenin hangi türden ayrımcılığa uğradığıyla ilgilenmiyorum.

Bana ne ayrımcılık uğruna sefalete sürüklenen, eğitimsiz bırakılan, şiddete maruz kalan, ikinci hatta üçüncü sınıf insan muamelesi görenlerden!

Bana dokunmayan yılanlar bin yaşasınlar.

Ammaaa, o gün ki bana ve doğrudan yaptığım icraatlara söyleyecek sözü olanlar saldırganlaşırlar, işte o gün asarım da keserim de… Dişimi geçirebildiğim oranda cezalandırılmaları toplum karşısında yargılanmaları için elimden geleni ardıma koymam.

Bu ne yaman çelişkidir!

***

Meclisteki ifade ve hitapların kontrolden çıktığı doğrudur.

Kadınların karar alma mekanizmalarındaki hakları olan yerleri almayışlarında ataerkil siyaset yapısının her yönü ile etkili olduğu çok yerinde bir tespittir.

50 kişilik meclisimizde, öfkenin tırmandığı noktada kontrolsüz hitap ve tutumların ne biz kadınlara, ne de hiçbir kimseye yakışmadığı da doğrudur.

Ancak bu hitap ve söylemlerin daha şimdi dikkati çekmesi anlaşılmazdır.

Yıllarca ataerkil siyasal sitemin, ataerkil bir devlet yönetimi yapısının ve ayrımcı bir toplumsal yapının tohumlarından başlayarak bugünlere yetişmesine kadar azımsanamayacak kadar çok etkisi olan bir siyasal partinin, kadın yönelik ayrımcılık türlerinden yalnızca bir tanesini gündeme getirerek, yalnızca kadın kolları nezdinde eleştirmesi son derece anlamlı ve incelenmesi gereken bir olgudur. Bu inceleme, hem partinin kendisi, hem de toplum tarafından yapılmalıdır. 
Meclisteki hitap biçimlerinden yalnızca bir tanesi, belki de en hafifi, toplumsal yaşamda ve devlet yönetiminde olan bitenlere karşın kadına yönelik bir ayrımcılık olarak tanımlanamaz.

Tanımlanırsa da buna:” Özrü kabahatinden büyük oldu” denir.

Sözüm halkın ve tüm UBP’lilerin dikkatini çekmek üzere basın bildirisi yayınlayan UBP kadın kollarınadır.
Eleştirisinde  “Bir bayana, bir anneye özgü sevgiyi, saygıyı, olgunluğu, sabrı ve anlayışı ‘zaafiyet’ görme gafletine kapılarak, hakarete uğratanlar bilmelidir ki bu eylemleri ne kendilerine ne de partilerine kazanım sağlar. Özelde UBP Kadın Kolları, genelde tüm kadınlar ve tüm KKTC halkı olarak kaygımız ve üzüntümüz TV naklen yayınları aracılığıyla tüm dünyaya yansıtılan yüce meclisimizin taşındığı seviyedir.” sözleri ile ortaya koyan bir siyasal parti kadın kollarının kadını toplumsal yaşamın neresine koyduğu açıktır.

Bir kadına mecliste yapılan ayrımcılığı bile eleştirirken, onu korunmaya muhtaç bir varlık olarak tanımlamak; hakarete uğradığı ilan edilen bir kadının annelik rolünü ön plana çıkarmak, kadın hakları ve toplumsal cinsiyet eşitliği ile ilgili düşüncelerinin ne kadar geleneksel kadınlık rolleri ile tanımlandığının ispatıdır. Bu aşamada açıklamanın toplumsal cinsiyet eşitliği algısı ve bu konudaki duruşu da ortaya konularak, bu güne kadar yapılagelmiş tüm toplumsal cinsiyet eşitliği çalışma ve mücadelelerinin çok gerisinde bir noktada olunduğunun açık göstergesidir.

Bu açıklama samimiyetten uzaktır!

Yapılan tüm toplumsal cinsiyet eşitliği mekanizması çalışmalarını rafa kaldırarak, kadına ve ayrımcılığa uğrayan tüm bireylere karşı yapılan bir samimiyetsizliktir.

Çok daha geniş kapsamlı ve bütünlüklü bir eşitlik mücadelesinin kalıcılığını, uluslararası camiadaki biçimleri ile toplumumuza en uygun şekilde yeniden yapılandırarak ortaya koyan tüm sivil toplum örgütlerine karşı da samimiyetsizliktir.

Ayrımcılık mağduru bireylerin eşitliğe yaklaşması için, onlara hiçbir değer atfetmeyen bir çalışmayı başlatan da aynı siyasal parti değil midir?

Bütün bilinen çalışmaları kadük sayarak kadının ikinci sınıf vatandaşlığını tescil eden, siyasal bir takım çıkarları da destekleyen bir “Kadın Çalışmaları Dairesi’ni” faaliyete geçirerek istihdamlara başlayan bir partinin bu anlamdaki açıklamaları ve hareketleri ne kadar inandırıcıdır?

Asıl bizler, toplumsal cinsiyete dayalı eşitsizliklerle mücadele eden, bu uğurda onlarca çalışma yapan, toplumsal cinsiyet eşitsizliği mağdurlarının içinde bulundukları durumu gözleriyle gören, olan bitenlere dokunarak anlamaya çalışan bizler, bu açıklamayı esefle, endişeyle ve hayretle izliyoruz.

Mecliste bir kadına yapılan hitabı kınayan sorumluluk sahibi bir kadın kollarının, ülkemizde hala daha kadınların bir mal gibi alınıp satılmasına göz yumduğunu söylemek de yanlış olmaz.

Meclisteki elit, etrafı korumalar ile çevrilmiş bir kadına söylenenler kınanırken, her gün tonlarca dayak yiyen kadınların, bedenlerine fiyat biçilerek mal olarak alınıp satılan, fuhuşun batağına bir daha çıkamayacak şekilde saplanmasına göz yumulan kadınların, üstüne üstlük bir de bundan para kazanan bir devlet yapısı içerisinde bir kadın vekile hitab biçiminin ölçüsüz olduğunu söylemek toplumsal cinsiyet eşitliği mücadelesinin en lüks tarzıdır.

Görülüyor ki, Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığı Önleme Sözleşmesi’ni, Anayasa’yı, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesini ve diğer eşitsizlik mağduriyetlerine karşı kabul edilen BM sözleşmeleri orada birer süs olarak dururken, bugün meclisteki bir iktidar milletvekiline söylenenler, yarın bir kadın Cumhurbaşkanı’na da söylenebilir. Kaçınılmaz son ile karşılaşmaya başladığımızın açık bir göstergesi, iktidardakilerin de burnunun ucuna kadar gelmiştir.

***

Yine de UBP Kadın Kollarının bu açıklaması ümit vericidir.

Ataerkil siyaset kalıplarının pekişmesinde onlarca yıllık emeği olan bir siyasal partiden de, artık bu ataerkil siyasal yapılanmadan rahatsız olmaya başladığının izlerini görmek, söylemleri olduğunu duymak, en azından moral düzelticidir.
Dilerim ki bundan sonra kadının ve tüm toplumsal cinsiyet eşitsizliği mağdurlarının etkilenmemesi için yapılan göstermelik icraatların yetersiz olduğunun farkına varılır.

Umarım, eşitsizliğin, seçkin, korunan ve nispeten güçlü kadınlara kadar uzandığının farkına varılması, gerçek eşitlik hareketinin UBP kanalı ile de hareketlenerek göstermelik değil kalıcı düzenlemelerin yapılmasına faydası dokunur.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.