1. HABERLER

  2. KÜLTÜR SANAT

  3. Baraka Tiyatro Ekibi 3. Uluslararası İzmir Tiyatro Festivali’ne katılıyor
Baraka Tiyatro Ekibi 3. Uluslararası İzmir Tiyatro Festivali’ne katılıyor

Baraka Tiyatro Ekibi 3. Uluslararası İzmir Tiyatro Festivali’ne katılıyor

Baraka Tiyatro Ekibi, TAKSAV’in düzenlediği, 3. Uluslararası İzmir Tiyatro Festivali’ne katılıyor.

A+A-

“Cimrinin Uşakları” adlı iki perdelik müzikli komedi oyunu, 13 Aralık Cumartesi akşamı saat 19.30’da, DEÜ Buca Eğitim Fakültesi Reşat Postacıoğlu Konferans Salonu’nda sahnelenecek. Oyun Geçtiğimiz aylarda Lefkoşa’da kapalı gişe oynanmış ve ardından Mağusa, Omorfo ve Akdoğan (Lisi) turneleri ile seyirciyle buluşmuştu.

Baraka Tiyatro Ekibi, Kültür Dairesi’nin katkısı ve Kıbrıs Türk Devlet Tiyatrolarının kostüm dayanışmasıyla katıldığı festivale, İzmir’deki tüm tiyatro severleri davet ediyor.

Bu yıl “Dayanışma” temasıyla düzenlenen 3. Uluslararası İzmir Tiyatro Festivali’nde Türkiye ve çeşitli ülkelerden, alternatif ve sol bir duruş sergileyen 32 tiyatro topluluğu 42 gösterim yapacak.

Kurucuları arasında Oğuzhan Müftüoğlu, Can Yücel, Rıfat Ilgaz ve Ali Asker gibi isimlerin de yer aldığı TAKSAV’ın amacı, toplumsal, kültürel yaşamın gelişimine bilimsel, özgürlükçü ve demokratik bir anlayışla katkıda bulunmak, yaratıcı ve araştırıcı düşüncelerin gelişimine yardımcı olmaktır.

Baraka Tiyatro Ekibi ve Cimrinin Uşakları Hakkında kısa bilgi:

Derneğimizin küçücük lokalinde, bir Nazım şiiriyle dekorsuz, kostümsüz başlayan serüvenimize, sokakta, eylemde ve sahnede sözümüzü, iddiamızı büyüterek devam ediyoruz. Bizi biz yapan amatör ruhumuzu ve mücadele azmimizi yitirmeden kendi yolumuzu yapıyor, yürüyoruz... Ve bu yıl bir komedya ustasının klasikleşmiş oyunu; Moliere’in Cimri’si ile sesleniyoruz siz değerli seyircilerimize...

Dört asır önce yazılmış bu gülmece, hala çok şey anlatıyor bizlere... Vesile oluyor para-insani değerler, aile-tahakküm, aşk-çıkar denklemlerini yeniden gözden geçirmemize...

Moliere’in tüm zenginliğine rağmen, her zamanki gibi metne bir Baraka dokunuşu yaptık yine... İnsani zaaf ve çelişkileri gözler önüne seren oyunu, toplumcu gerçekçi bakış açımıza göre işleyerek efendilerin dünyası ile uşakların dünyası arasındaki karşıtlığı ön plana çıkarmaya çalıştık. Çünkü maskelerin ardında görünmez olsa da bazen, bu temel uzlaşmaz çelişkidir sistemi hem devam ettiren hem de alt edecek olan. Ayrıca Moliere’in, özenti hayatları eleştiren “Gülünç Kibarlar” ve din bezirganlığını yeren “Tartuffe” oyunlarını, toplum yapımıza ve döneme denk düşmesi bakımından metne yerleştirdik. Üretimden koparılmanın ve kültürel asimilasyonun sosyolojik trajedisi değerlerimize de yansıdı artık. İçeriğe değil biçime önem veren, statü sembolleri ile kendini var etmeye çalışan bir hiçliğe sürükleniyoruz... Zamanında Moliere’in oyunlarından hatta onun ölü bedeninden bile ürken yobaz din algısı, toplum yapımıza da ithal edilmeye çalışılıyor.

Ve biz sokakta ve sahnede, kar ve rant yerine kültür ve sanat demeye devam ediyoruz... Susmayacağız, çünkü tiyatro bir devrim provasıdır!

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.