1. YAZARLAR

  2. Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

  3. Barbarlık müzesi…
Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Afrika Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Barbarlık müzesi…

A+A-

Elimizdeki değerin farkına varmayız değil mi?

Sağlık varken sağlığın, para varken paranın, kültür varken kültürün değerini bilmeyiz.

Bir de tarihimiz var farkına varmadığımız.

Eski eserlerin duvarlarını yıkıp taşları ile bahçe duvarı yapıyorsak…

Sütunları yatırıp süs diye kullanırsak…

İleride bir gün elinde haritalarla define aramaya gelen yabancılara öyle “ne arıyor bunlar” diye şaşarsak…

Tarihimize de değer vermemiş oluruz.

Tuhaf değiliz biz.

Normaliz

Çünkü önce ben duygusu hâkim hala insanlığımızda.

Hayvanlara gülüyorduk düne kadar.

Bir kemik parçası için dövüşen köpeklere.

Bir yastık kapma yarışı yapan kedilere.

Oysa onlardan ne dersler çıkartmamız gerektiğini de bilemeyiz.

Tarih, kültür, değer, varlık.

Neyiz biz?

Kıbrıs denilince akla neyimiz gelmeli?

İşte bundan yola çıkarak geceden beridir düşünüyorum.

Biz neyiz?

Mutallo’da otururken Kral Mezarlıklarımız vardı.

Ne Rumca konuşanlar sahip çıktı ne biz.

Herkes dilediği saatte gidip oraları geziyordu.

Mezarlıkların yanında deniz vardı.

Bizim plajımızdı orası.

Yegâne plajımız.

Şimdi gidip bakın.

Koca tabela asmışlar tam da yüzdüğümüz yere: ”Girmek tehlikelidir”.

Biz tehlikeli yerde giriyormuşuz denize bunu bilmeden.

Çaresizliktendi oysa.

Başka çıkışımız yoktu.

Fenerimiz vardı yabani otlar toplamaya. güneş almaya giderdik.

Bir de fırtınalı günlerde dalgalara bakmaya.

Kalemiz vardı tam Baf limanının dibinde.

Sağ tarafında sığ denizi vardı…

Küçük balıklar yüzerdi.

Ve temiz havamız ile doğal insanımız.

Şimdi kuzeye bakıyorum.

Liman var.

Deniz var.

Temiz hava, tarihi yerler ve plajlar.

Dilediğin yerde gir denize.

Güzel lokantalar.

Dünyaca bilinen Girne Limanı…

Trafiksiz yolları.

Bakir koyları…

Doğal otları.

Ve kendimize ait yemek kültürümüz.

Bir de içkilerimiz.

Var yani.

Yazılacak daha neler var neler.

Mesela bandabuliya…

En güzelinden helva…

Tatlı çeşitlerimiz.

Ve sıcakkanlı insanımız.

Var yani.

El işçiliklerimiz.

Bir sepetimiz var ki.

İskemlelerimiz.

Yaseminlerle ful çiçeklerimiz.

Nor böreği, hellimli, zeytinli.

İçine nane koyulan ayranımız.

Hellimi unuttum sanmayın.

Zeytinyağlılarımızı da.

Ve balık lokantalarımız.

Çok şeyler var yazılacak…

Ama…

İşte elimizdeki değerlerimizin değerini bilmemek, sahip çıkmamak onları öne çıkartmamak…

Adamın biri Kıbrıs’a kumara değil gezmeye diye geldi.

Ona sordum…

Neler gördün?

Aklında kalan tek şeyi söyledi.

Barbarlık müzesi.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.