1. YAZARLAR

  2. Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

  3. Barışa hasret mi kalacağız?
Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Afrika Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Barışa hasret mi kalacağız?

A+A-

Saate göre güneşin doğması gerekiyodu ama panjurlardan dışarıya baktığımda gece gibiydi, dün sabah...

Gözlerimi hafif aralayarak bir odaya, bir soğuğa,  bir de kafamdan geçirdiğim yapılacaklara baktım.,

Çok da güzel olurdu dışarıda yoğun, fırtına varken yataktan çıkmamak.

Nedense hep severiz  yatak keyfini. “Bir sana bir de sabah uykusuna hasretim” der yüce kamyon bilgiçleri.

İşte o sabah uykusunu herkes sevse de, doya doya yaşamak çoğuna nasip olamaz.

Çünkü iş var.

Hasrettik dolu dolu yağan kışlara.

Hasrettik suya doymuş toprağa.

Ve hasrettik yeşile.

Sanki bu sene bereketli geçecek gibidir hava.

Ki hiçbir yerde gülmeyen Kıbrıslı hiç olmazsa bunda gülecek...

Temennimiz de o.

Yıllar önceydi.

-Karpuz ekelim, demiştim ziraatçı arkadaşıma ...

-Olan da memlekette su mu var ki karpuz ekecen, demiti bana

O gündür bugündür Kıbrıs’ta yağmur yok sanırdım.

Daha doğrusu yoktu.

Evdeki kuyu bile Ağustos gelmeden kuruyordu hep.

Oysa ki eskiden bileşikkaplara göre Toros’lardan yeraltı kanallarına akan derelerin Beşparmak’lardan bize, Değirmenliğe geldiğin doğanın bu yüzden adil davrandığını sanırdık.

Meğer değilmiş.

Yokmuş öyle bir durum.

Dolan kuyularımız kendi öz varlılarımızdan dolarmış bu kadar yıldır.

Bizse su bile Anavaandan gelir diyorduk anavatanın haberi bile yokken.

Ne safmışız.,

Şimdi bakıyorum da olan kaynakların neredeyse tümünü anavatandan gelenlerin aşırı kulanmalarından tükeniyormuş.

Ve bizler ondan dolayı karpuza bile hasretmişiz.

Gelirken kar serpiştirmeye başlamıştı İstanbul.

İçimden, “ nasılsa ben yokum, isterse yollar kapansın, benim temiz havalı, ılık ısılı Kıbrıs’ım var ” diyordum...

Diyordum ve uçakta gelirken kapı açıldığında yüzüme vuracak sıcaklığı hayal ediyordum.

Yan koltukta oturan ailenin küçük çocuklarının bağırtısı bile sorun değildi.

Ben nasılsa en geç bir saat sonra Timbu’da o keyfi yaşayacaktım.

TC’li KKTC Polis memuru, “Şurada bir saniye bekleyiniz” buyurdular, muhtemelen mühür vurulmuşmu bakacaktı.

-Peki yanımdan geçip gidene niçin dur demediniz?” diye sorunca da bu sefer “tamam sen de git ” buyurdular.

Nedendi bu saçmalık?

Çİfte standart mı yoksa lakayıklık mı?

Dışarıya çıkarken “temiz hava dumansız yaşam “ sanırdım.

Terminalin kapısı  açılırkenden 32 dişini gösterip müşteri bekleyen ağızlardan tütün kokuları sindi içime.

Ve “Sizin Kıbrılıar çok sigara içer” diyen biri geldi aklıma dumanı görünce...

Haklıymış gerçekten.

Ertesi gün gittiğim birkaç evde de aynı manzara vardı.

Kıbrıs’ta hem temiz havaya, hem  Kıbrıslıya hasretlik çektiğimi anladım.

Bir de şuna hasretmişiz, (Türk Maarif Kolejinde rasgele girdiğim bir sınıfta panoya asılmış fotoğraf ve yazılar dikkatimi çekti...Şehitler haftası diyerek oraya doldurduklarından anladım ki...Bu kafalarla barış marış olmayacak.) barışa...

Bu konuyu bir sonra düşüneceğiz.
 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.