1. YAZARLAR

  2. Eşref Çetinel

  3. Baş ağrısı kurultay ve tam seyirlik olaylar
Eşref Çetinel

Eşref Çetinel

Halkın Sesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Baş ağrısı kurultay ve tam seyirlik olaylar

A+A-

UBP Kurultayı sona ermeden belli ki baş ağrımız geçmeyecektir. Çünkü aldıkları son kararla 21 Ekim’de yapacağız dedikleri Kurultay nedeniyle  “savaş tamtamları”  çalıyorlar! 

Politikada olur böyle rekabetler,  çekişmeler diyeceğiz ama milleti sadece bir  siyasi partinin  olağan tasarrufu olan toplantısı uğruna memlekette başka hiç bir sorun yokmuş gibi meşgul etmek olmaz!

Sanırsınız ki  Küçük Kaşif rekabeti KKTC’nin en önemli ve hayati sorunudur!  Yeniden Küçük kazanırsa vah,  kaybeder ve Kaşif kazanırsa vah vahh!  Oysa ne dedikti:   “Yok birbirlerinden farkları.” 

Tek fark, kazananın partinin delegelerinin kayıtlı olduğu  “defter’i kebirin”   sahibi olacağıdır.  Ki bu  “defterin”  sahibinin hâlâ  Eroğlu olduğu söylenmektedir!

Olayın ötesindeki diğer etken ise  “partiye egemen olmaktır.”  Politikacı olunmadan da bunun ne demek olduğunu ne siz anlarsınız ne de biz!  Her halde vardır bir hikmeti diyelim ve gelelim  “Ertuğruloğlu ile Avcı”  cephesine…

                                                *****

                               UBP’NİN LÜKSÜ OLAMAZ

(Her ne kadar UBP Parti Meclisi,  Kurultay’dan önce Tahsin Ertuğruloğlu ile Turgay Avcı’nın UBP’ye katılmalarının mümkün olmadığına ilişkin karar almışsa da biz kendi hesabımıza    “sayılmaz”  diyerek madalyonun öteki yüzünü çevirip okuyoruz.)                                         Ve diyoruz ki   Politikada  “küskünlükle intikam duyguları”  olamaz.  Hele UBP gibi Meclisteki sandalye sayısı netameli,  parti bünyesi ise yaralı bir partide hiç olmaz.  Çünkü    sırf bu duyguları öne çıkartarak  aslında ayni bünyenin organlarını birbirlerinden kopartmak,  sonuçta  “biraz daha eksilip yıpranmış bir UBP yaratmaktan öte birişe yaramaz.  Nitekim Muhalefet olayı iyi kavramış,  bir yandan Küçük Kaşif rekabetine çomak sokuyor, öte yandan  Avcı ile Ertuğruloğlu gelişmelerine nanik çekiyor! 

  SADECE MUHALEFET DEĞİL AMA:  Öte yandan UBP saflarında şunlar da oluyor:   Siyaset sahnesinin kulislerinde at koşturanlar  bir taraftan Ertuğruloğlu’nu  gaza getirip sittin senedir Eroğlu ile bitiremediği hesaplaşmasının,  aslında  sönmesi gereken ateşine üfürüp yeniden alevlendirmek için olmadık dolaplar çevirirlerken,  bir yandan da Avcı cephesini dürtüp  “bırakıp gittiydi,  artık partiye kabul edilemez”  fetvalarını verip işleri çorbaya çeviriyorlar!

Sonuçta zaten karar da alınmış.  Her iki eski UBP’li milletvekilinin artık parti tarafından kabul görmemeleri fikri baskın çıkmış! 

Tabi bizimkisi de varsayım.  Çünkü geçtiğimiz günlerde UBP’den kopan bu iki milletvekili için   “DP ile  dirsek teması yapmaktadırlar”  kabilinden laflar da çıktıydı  hatta biz,   “birleşseler iyi olur”  bile dediydik…

SONUÇ:  Eğer bu memleketin gerçekten  “seçilmişlerin”  dirayet ve yetenekleri ile  selamete götürüleceğine inansaydık,  bu tip gelişmeleri tefe koyup çalmaz,  inancımıza uygun tutumlarda taraf da olurduk!

Usandık ama!  Ankara ile siyasi ve sosyo ekonomik ilişkileri bile KKTC gerçeğine adapte edemeyen,  sonuçta kör gözüne parmağım  “Ankara böyle istiyor”  diyerek sorumluluktan kaçmayı başarı olarak lanse edenlerle bir yere varılamayacağını çoktan öğrendik...  Öğrendik ki alın size en yenisinden bir taze örneğini.

                                                               *****

                İÇTİĞİMİZ SU GİBİ BİLİYORDUK:

Vakta ki Eroğlu’nun Özel Temsilcisi iken görevinden istifa edip  “Toparlanıyoruz Hareketi”  adlı bir örgüt kuran Kudret Özersay açıklamaları ile gündeme oturmaya başladıydı,   “işte dediydik,  alın size bir itirafçı muhalif daha!”

Hep  de öyle oluyor.  Kırk yıl devlet kademelerinin tepelerinde  yetki ve sorumlulukla oturup fanteziyasını satıp  parasını  cebellu edenler,  ne zaman ki emekliye ayrılırlar,  başlarlar açıklama üzerine açıklamalar yapmaya…

Onlar konuştukça anlarsınız ki yıllar bu insanlarla makamların sayelerinde ya maskaralıklarla geçmiştir yahut boşa geçmiştir!  Zaten Devletin hallerinden nasıl geçtiği görülmüyor mu? 

Fakat onca hizmet ve o hizmetin karşılığında ikballerin en büyüğüne konup  zamana zemine uygunluğunca en büyük  “ham”ı yapanlar,  emekliye çıktıklarında bakıyorsunuz ki en büyük “şikâyetçilerle vatan kurtaran aslanlar”   oluvermişler…

KISACA ŞÖYLE Mİ DİYELİM.   Kudret Özersay da neler görmedi neler!  O zaman görevdeydi konuşamıyordu,  açıklamıyordu…

Dolayısıyle  olanlar Özersay’ın gözleri önünde, bilgisi,  yetki ve sorumluluğu  dahilinde oluyordu! Fakat bir şey daha oluyordu:    Özersay o yetki ve sorumluluğuna karşın sözünü ettiği  “olaylarla olanları”  yüreği sızlayarak seyrediyordu!

Şimdi kuşlar kadar özgür,  konuşuyor da açıklıyor da.  Ve  kendi sorumlulukla yetkilerinin  de söz konusu olduğu o devrin  yanlışlarla hatalarını anlatıyor!  Anladınız mı Özersay görevini yaparken  ne  kadar başarılıydı!

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.