1. YAZARLAR

  2. Dr. Nazım Beratlı

  3. Başbakan'ın şovu ve politikası
Dr. Nazım Beratlı

Dr. Nazım Beratlı

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Başbakan'ın şovu ve politikası

A+A-

Dün günün haberi, bence sayın İrsen Küçük’ün, bir senenin muhasebesini vermek iddiasındaki “kahvaltılı” basın toplantısıydı! Önce, “zaman amma da geçiyor yahu” dedirttiğini söyleyelim, sonra da bu Amerikan usulü “halkla ilişkiler” ayaklarının, Müslüman mahallesinde salyangoz satmak anlamına geldiğini… Buyrun işte, Makbule hanım’la Tahir Hoca, sahneyi çalıverdiler…

Düşünün, örneğin Obama, gazetecilere kahvaltılı bir toplantı düzenliyor ve bir grup aydın toplantıyı “basıyor”! Dünya üzerinde buna “ bilgi edinme hakkımızı engelliyorsunuz” diye karşı çıkabilecek bir “gazeteci” varsa, ben bu kadar sene boşuna gazete okudum demektir. Haberin kaymağı ayağına gelmiş gazeteci, deklanşöre sarılacağına, “haberi” yapan adamlara saldırmaya kalkıyor. Tabii “gazeteci” ise…

Ha neden “Müslüman mahallesinde…” diyorum? Başkasının düzenlediği bir toplantıda olabilir ama kendinin davetinde, örneğin Obama’nın başına böyle bir iş gelmez! Gelebilemez… Adamın başına eylemciler pet şişe atıyorlar! Ortada, karine var yani… Buna rağmen, bu ne biçim “güvenlik”? Nasıl bir “organize” bu? Zaten memlekette yangın var, başbakan kendi kavlince bir “şov” yapacak! Onu bile düzenlemeyi beceremiyorsa kadrosu, başımıza gelenler demek ki az bile… Kendi reklamını, parayı bastırdığı halde yapamayan bir başbakanımız var! Makbule hanımla Tahir Gökçebel, şovunu çalıyorlar… Oysa siyaset de en sonunda bir tür gösteri sanatıdır.

İrsen bey’i insan olarak sevdiğimi, kimse bilmezse, kendi bilir. Ama bu durum karşısında “himmete muhtaç bir dede” diye başlayan atasözünden mi gireyim? Kelin merhemi ile ilgili o tekerlemeden mi çıkayım?

Rahmetli Turgut Özal ile başlayan bu hesap verme şovunu bile başaramadı sayın başbakanımız! Bu anlamda, kendi gösterisini bile yapamayan bir başbakan ve ekibinden, biz “devrim” niteliğinde önlemler almasını mı bekleyeceğiz? İşte, yapabildiklerini yapıyorlar… Eylül’de bütçede kaynak kalmayacağını, senenin dokuzuncu ayında eğer 200 milyon dolar bulunmazsa, KKTC devletinin dükkânı kapamak zorunda kalacağını, birilerinin de Ercan Havaalanı’na Allahın bir hikmeti olarak, tam da o kadar para önerdiğini, Mısır’daki sağır sultan bile konuşuyor! Ercan’ı sat… Seneyi kurtar… Gelecek yıl ne olacak? Şunun şurasında çok fazla kaynak da yok! Elektrik Kurumu, Telefon Dairesi, Kooperatif, DAÜ, LAÜ şu bu… Bunlar bitince ne satılacak? Memleket? Tapusu da bizim değil, “ayisto belâ”!

Mesele “özelleştirme” değildir… Bu satırların yazarı da mutlak devletçi bir üretim biçiminden yana değil! Ancak, karşı çıkılan, bu beceriksiz, teslimiyetçi, ne yapacağını bilmez yönetim anlayışıdır ki kendini bile savunamıyor! Nerede kaldı halkının hakları…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.