1. YAZARLAR

  2. Ahmet Tolgay

  3. Başkentimizin belediye sarayındaydım…
Ahmet Tolgay

Ahmet Tolgay

Kıbrıs Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Başkentimizin belediye sarayındaydım…

A+A-

   Maaşların ödeneceği ve işlerin yoluna gireceği haberleri çıkmıştı ya; veznelerin açıldığı umuduyla kaç haftadır elimde bekleyen faturalarımı ödemek üzere Lefkoşa Türk Belediye Sarayı’na uğradım dün sabah… “Acelecilik göstermesem ve keşke uğramasaymışım” diyeceğim ama günceli izleyen bir gazeteci olarak o manzarayı da görmem gerekirmiş meğer!.. Okurlarımla ve sorumlu sendikacı dostlarla paylaşma ihtiyacını duyduğum bir etkilenişim içindeyim.

   Veznelerin açtırılmaması nedeniyle amacımı gerçekleştiremediğim bir yana, yüzleştiğim manzara karşısında şok oldum. Başkentimizin “prestij binası” olarak yaratılan o bina eylemler boyunca ne hale getirilmiş!.. Kırmalar, dökmeler, kirletmeler, savrukluklarla sanki de bu binadan hınç alınmış… Polis ve eylemci çatışmalarının izleri de ortalıkta net biçimde durmakta…

   Kırık kapı camlarından içeriye kaçamak bir göz attığımda, iç mekânın da savaştan çıkmış gibi olduğunu gördüm ve gerçekten çok üzüldüm. 

   Oysa Lefkoşa Türk halkının öz malı olan o binanın bütün bu olup bitenlerin ortamında ne suçu var? Lefkoşa halkının vergileriyle inşa edilen binadan hınç mı alınır? 

   Benim uğradığım sırada eylemdeki belediye çalışanları yine yolun içine döktükleri çöpleri yakmakla meşguldüler. Alevlerden genizleri yakan kapkara bir duman yayılıyordu etrafa… Oysa olağan koşullarda zehirli duman yayan alevler ve bu alevlerin tetikleyicileriyle belediye görevlerinin mücadele etmesi asli görevidir. Artık her sendikal eylemde Dikmen çöplüğü yangınlarını çağrıştıran manzaralarla karşılaşacaksak, vay halimize!...

İşte bu gibi durumlar, sendikal hareketin kendini sorgulamasını gerektiren durumlardır. Eylemlerin kontrol ve denetimi, aşırı ve gereksiz tepkilerin önünün alınması ve hele de provokatörlerin önünün kesilmesi, eylem liderlerinin sorumluğuna giren duyarlılıklar olmalı. Halkın sempatisine ve desteğine ihtiyaç duyulan sendikal hareketlerde, halkın gözüne ve vicdanına hoş gelmeyen girişimlerin ve manzaraların zuhuruna fırsat verilmemeli.

    *       *      *

   Dün o manzaralara göz atarken haber görsellerindeki bir görüntü canlandı hemen belleğimde. Birkaç gün önce belediye sarayının içinde Başkan Cemal Bulutoğluları’nın makam odası önünde eylem sürdürenleri yatıştırmaya ve oradan uzaklaştırmaya çalışan bir polis subayına eylemcilerden biri öfkeyle şöyle bağırıyordu: “Burası bizimdir!..”

   Orası sizinse, Lefkoşalıların vergileriyle inşa edilip sizlere emanet edilen Lefkoşa Belediye Sarayı’nı lütfen gözünüz gibi koruyunuz sevgili işçi kardeşlerim… 

    *      *      *

   BİR DÜZELTME: Pazartesi gün yayımladığım “Artık Rakı Festivalimiz De Var” başlıklı yazımda, turizm mevsiminin açılışında, turizm hareketimize anason kokusuyla birlikte değişik bir renk ve albeni katan “Kıbrıs Rakı Festivali”ni irdelemiştim. Ne var ki, yazı içinde sadece bir tek cümlede festivalin öznesi olan “Yeni Rakı” ile “Tekirdağ”ın yerel ithalâtçısının kimliğini yanlış açıkladım. Söz konusu alkollü içkilerin Kıbrıs’taki dağıtım ve satış faaliyetini, Mey İçki’nin Kıbrıs temsilcisi olarak “Kaner Şirketler Grubu” yürütmektedir. Yanlışımı düzeltir ve bu şirketler grubumuzu başarılı turizm etkinliğinden dolayı kutlarım.    

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.