1. YAZARLAR

  2. Ali Kişmir

  3. Bayrağı gördünüz mü?
Ali Kişmir

Ali Kişmir

Afrika Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Bayrağı gördünüz mü?

A+A-

Bugün 20 Temmuz…

Ankara’nın Kıbrıslı Türkleri kurtardığı palavrasının, Kıbrıslı Türklerinde, “kurtarıldık” saçmalamasının üstünden tam 39 yıl geçti…

Çok şey değişti Kıbrıs’ta…

Küçücük ada 39 yıl önce ikiye bölündü ve bugün oldu hala birleşemedi…

Dolayısıyla, kuzeyin kontrolü de o yıldan beri TC’nin elinde kaldı…

Dünya ülkelerindeki toplumların kendi öz nüfusları artarken, Kıbrıslı Türklerin kendi öz nüfusu ise azaldı…

Ve azalan bu nüfusun yerine, “anavatanından” getirildiği iddia edilen kişiler fazlasıyla yerleştirildi…

Bu nüfus politikasına ise, “gelen Türk giden Türk” ismi verildi…

Gelenin gerçekten Türk ama gidenin öz Kıbrıslı olduğunu çok sonraları fark ettik…

Sözde devlet kurduk ve bağımsızlığını ilan ettik…

Ama bizden başka ne gören var, ne de duyan…

İşte arada bir seçim yaparak kendi kendimizi tatmin ediyoruz o kadar…

Ha unutmadan, 2003 yılında UBP’yi en sonunda devirip, yerine CTP’yi getirdik…

Hatta hızımızı alamayıp Denktaş’ı bile yerinden ettik…

En azından bir süre öyle zannettik ama günün sonunda gerçeğin farkına vardık…

Yine Ankara, yine AKP…

UBP’nin devrilmesi ile Denktaş’ın gitmesinin arasında birde referandum gerçekleşti…

Bize “evet de” dediler ve bizde dedik…

Ama Rumlara “evet de” diyen birileri olmadığı için, onlar kendilerini “evet” demek zorunda hissetmediler ve “hayır” dediler…

Referandum sonrası birkaç yıl dünyaya bağlanmayı bekledik ama Turgay Avcı’nın vatandaş yaptığı 2 İtalyan’dan başkası ile herhangi bir temasımız olamadı…

CTP’den tez sıkıldık ve eski aşkımız UBP ile yeniden barışıp mutlu olacağımızı sandık…

Ama huylu huyundan vazgeçmez misali, UBP kısa zamanda eski kimliğine büründü…

Hem de eskisinden daha da kötü bir şekilde…

Günümüzde ise Maraş gündemde…     

74 öncesi bir Maraş vardı ki sormayın, dünyanın gözü bebeğiydi adeta…

74 sonrası ise, Türk askerinin işgali altında çürümeye terk edilen hayalet bir şehir…   

Tabi ki yağmalandıktan sonra…

Her zaman söylüyorum, “Maraş bizim utancımızdır” diye…

Ama utanacak yüzü olmayanlar hala onu, “bütünlüklü bir çözümün” parçası olarak kullanmak istiyor…

Babalarımız ve dedelerimiz 74 öncesi Kıbrıslı Türklerin varlığını korumak için mevzilerde nöbet tutarlardı…

74 sonrası ise durum biraz farklı…

Özellikle Kıbrıs Türk Toplumu Lideri Dr. Fazıl Küçük’ün yeğeni olan İrsen Küçük ile “KKTC’nin kurucu Cumhurbaşkanı” olan Rauf Raif Denktaş’ın oğlu Serdar Denktaş, “portakal festivali” tadındaki nöbetlere katılıyorlar…

Sözde milliyetçi olan bu ikili, sırf oy uğruna 74’te hayatını kaybeden insanların üstünden propaganda yapıyorlar…

Ama onlarda haklı…

Temmuz sıcağı çok yakıyor ve biraz serinleyip, denize girmek hiç fena olmaz…

Hele de “şafak nöbeti” ayağına denize girmekte beleşte olmuşken, bu fırsat hiç kaçmaz…

Birde yüklü miktarlar ödenerek kiralanmış ünlü sanatçıların doyumsuz konseri de var tabii ki…

Bunların üstüne 10–15 mühür ve 20–25 tikçik de gelirse tadından geçilmez…

Sadece 1 gün değil, 28’ine kadar her gün nöbet tutarlar…

UBP ile DP’nin arasında en ufak bir fark yok…

İkisi de gerici partiler…

Bunlardan gelecek “yenilik” ancak bu kadar olur işte…

“Yenilik” diyorlar ama 74 yılındaki çıkarma için nöbet tutuyorlar…

Sizlere iyi nöbetler baylar ama benim merak ettiğim, şafak söktüğünde 2 hafta önce karşıda dalgalanan Kıbrıs Cumhuriyeti bayraklarını gördünüz mü?

Görmediyseniz, Erdoğan’a söyleyiniz o size çektiği fotolardan birkaç tanesi gönderir… 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.