Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Afrika Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Bayram gezisi 1

A+A-

-Tekirdağ, Gelibolu-Lapseki, Çanakkale, Altınoluk, Ayvalık sonra da İzmir.

İstanbul Ayvalık yaklaşık 520 Km.

Ayvalık İzmir 150 Km.

Ne dersin?

-Yürü, dedi.

Yürüdük.

Sabahın 5.30’unda dikildik…

06.00 gibi düştük yola.

Bir arkadaşla başladık bu yolculuğa.

-Hiç acele etmeyelim, dedim.

-Etmeyiz, dedi...

-Etmedik.

Yavaş yavaş giderken gözümüzde fotoğraf çekilebilecek yerler vardı.

Kâh, “dur” dedi kâh ben durdum.

Fotoğraf çektik.

Sanki işimiz yok…

Sanki dönmesek de olurdu…

Giderken öyle bir havadaydık arkadaşımla…

 İlk durağımız Keşan’ın biraz ilerisindeydi…

İstanbul’un bitki örtüsü Akdeniz’e benzemez.

Keşan’dan hemen sonra örtü değişir Akdeniz olur.

Hem ağaçları hem havası…

Baktık karşımızda Saroz Körfezi yani Ege…

Dünyada kendi kendini temizleyebilen birkaç koydan birisidir orası…

Tepede bir lokanta ormanlık arasına kondurulmuş.

Oturduk.

-Çay, dedik garsona çaylar geldi.

İçtik.

İçerken körfeze baktık.

Ormanların arasından seçebildiğimiz Ege’nin ortasında küçük bir adacık var…

Kurak.

Körfezin kıyısında Adilhan köyü az ileride de Koçaçeşme.

Daha önce birkaç kere uğradığım bu köyler sahile çok yakın...

Köylülerin demesine göre İstanbullu orayı keşfetmiş.

Ufak ufak gelip arazilerini almaya başlamışlar.

Hatta Bakırköy Belediye Başkanının orada yazlığı bile varmış.

Bir seferinde konuştuğum köylü, “Abi” demişti, “köylü arazilerinin %70’ini sattı, şimdi arazilerin yeni sahiplerinin yanında çalışıyorlar”.

Ki o bölgede başta ayçiçeği olmak üzere hayvancılık, bahçecilik işleri yapılıyordu.

-Bir bakıma kendi topraklarınızda işçi oldunuz.

-Aynen abi.

O, yapılan yanlışın farkında olduğu halde geçim derdinden ötürü kendi arazisini satanlardan birisiymiş.

Şimdi olsa satmazdım dese de atı alan Üsküdar’ı geçmişti.

Körfeze bakarken bu konuşmalar geçti aklımdan, düşündüm.

Belki 10 yıl sonra bomboş sahil kat kat binalarla dolmuş olacak.

Ve körfez kendi kendini temizleme özeliğini kaybedecek.

Sonra gereksiz Çanakkale savaşını düşündüm.

İngiliz ve müttefikleri orada binlerce, yüzbinlerce insanın ölümüne sebep odular da kısa bir zaman sonra ellerini kollarını sallayarak İstanbul’a kadar gelmişlerdi.

Her neyse yol uzun, tatil kısa…

Garson birer çay daha getirdi…

Onları da içtik…

Hesap, birkaç fotoğraf derken baktık arabadayız.

Devam ettik yola.

Sağda Ege, solda bahçeler…

Biraz sonra denizin kenarına kadar doluşmuş tatilcilerin siteleri…

-Şuraya bak, dedi arkadaşım bu sahiller birkaç ay beyler efendiler denize bedavadan girsinler diye ülkeye kapatılmış…

Ne derse haklıydı çünkü kendi ülkemi de aynı zihniyet bozuyor, benim kuklam el pençe divan bu yanlışa, daha doğrusu bu suça ortak oluyor.

DEVAMI VAR…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.