1. YAZARLAR

  2. Ahmet Tolgay

  3. Bayram yerleri…
Ahmet Tolgay

Ahmet Tolgay

Kıbrıs Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Bayram yerleri…

A+A-

Bugünkü bayram yerine baktığımda oranın panayır yerine dönüştürüldüğünü ve geleneksel anlamını yitirdiğini düşünürüm. Haksız mıyım?.. 
   Eski bayram yerlerinin anlamı ve havası bugünün bayram yerlerinden çok farklıydı. Eski bayram yerleri, toplumun geniş bir mekânda sosyal buluşma, kaynaşma ve bayramlaşma alanlarıydı.
   Eski bayramlar, bugünün eğilimlerinin tam tersine, günlük tasaları ve meseleleri bir yana bırakarak insanların birbirlerine koştuğu, birbirleriyle muhabbetle kaynaştığı günlerdi. Bu gelenek öncelikle kendini arife gününden itibaren coşkulu ve duygulu biçimde aile içinde duyumsatırdı. 
   Buluşma, kucaklaşma ve kaynaşma geleneği daha sonra bayram günlerinin erken saatlerinde camilerde, arkasından da sokaklarda sürerdi. Toplumsal buluşmanın geniş boyutta gerçekleştiği alan ise Şeker Bayramı’nda üç gün, Kurban Bayramı’nda dört gün açık kalan bayram yerleriydi… Cumartesi ya da pazar günleri bayram sonrasına denk gelirse bayram yerlerinin, bayramın dışında da açık tutulması ve sürdürülmesi olağandı… 
   Müslüman Türk halkının yaşadığı diğer bölgelerde de bayram yerleri kurulmasına karşın, adanın en büyük bayram yerleri hep başkent Lefkoşa’da gerçekleştirilirdi…
   Lefkoşa’nın belleklerde yer eden ilk bayram yeri eskilerden beri adına Sarayönü denilen, bugünün Atatürk Meydanı’nda, ünlü Venedik sütununun çevresinde kurulurdu. Lefkoşa Türk bölgesinin tam merkezinde olduğu için seçilen bu alana kentin mahallelerinden her yaştaki insanın akını olur ve orada eğlenceli bir ortamda toplu muhabbetler yaşanırdı…
   Çocukların eğlence aygıtları salıncaklar, atlı karıncalar; minik konukları tarafından doldurulduktan sonra çevreyi insan gücüyle çekilerek ya da itilerek dolanan süslü püslü, çıngıraklı arabacıklar hep yetenekli Türk ustaların elinden çıkmaydı… Ziyaretçilere çerez satan arabacıkların ve büfelerin yanı sıra, kebapçıların, felafelcilerin, pamuk şekercilerinin,  şamişici ve lokmacıların arabaları da alanın çeşitli yerine serpiştirilmişti… Bayram yerinin içinde ve çevresinde iki yüksek sırığın üzerinde tıkır tıkır yürüyen, ya da yükseğe gerilen kablolarda elindeki sırıkla dengesini sağlayarak gidip gelen hünerli cambazların ödülünü yardımcıları ellerindeki metal tabaklarla halk arasında dolaşarak toplarlardı. Durmadan dönen masa üstü ruletlere kuruşlarını yatıran çocuklar orada kumarın ilk heyecanını yaşarlardı… 
   Sadece Lefkoşalı küçük esnaf değil, eğlencelik ürünlerini pazarlayabilme adına civar köylerden gelen üreticiler de bu bayram alanındaki yerlerini alırlardı… Tabii ki bayram yerinin ziyaretçileri de salt Lefkoşa’dan değildi… Civar köylerin sakinleri de bayramlıklarını giyerek, “fayton” ya da “garutsa” denilen atlı arabalara maaile atlar, Lefkoşa’nın merkezine akın ederlerdi… 
   Bu atlı araba sahiplerinin en büyük kazançlarını bayram günlerinde sağladıklarını söylememe bilmem gerek var mı?.. Otomobillerin parmakla sayılacak denli az olduğu o dönemde, uzaktaki bayram ziyaretlerine de hep atlı arabalarla gidilirdi… Arabalara koşulan atların sokaklara bıraktıkları dışkıları anında temizleyebilmek için süpürgeci ekipler sürekli iş başındaydı…
   İlerleyen yıllar içinde bayram yerleri aynı kanıksanmış dekorları ve esnafıyla İnönü Meydanı’na taşındı… Oradan bugünkü Güvenlik Kuvvetleri Birinci Alay Karargâhı olan Mücahitler Sitesi Burcu’na da uzandı zaman içinde… 
   Daha sonraları Lefkoşa’nın bayram yerini Çağlayan Bölgesi’nde görürüz. Bugünkü Anibal Restoran’ın önünden başlayarak ve Çağlayan Parkı’nın içinde de yayılarak Gençlik Gücü’nün yanındaki kavşağa dek uzanan o bayram yeri, diyebilirim ki bayram yerleri tarihimizin en gösterişli ve albenili eğlence ve toplanma yeriydi. Uluslararası üne sahip sirkler bile bu alandaki yerlerini alırlar ve bayrama müthiş cazibe katarlardı…
   Ve bugün herkesin de bildiği gibi bayram yerinin en son mekânı Fuar Alanı’dır… panayır yerine dönüştürülüp geleneksel anlamını yitirdiğinden söz ettiğim yeni zamanların bayram yeri işte burası!.. Diğer birçok toplumsal geleneğimiz gibi, eski bayram yerlerinin nostaljik geleneği de tarihe karışıp yok oldu…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.