1. YAZARLAR

  2. Levent Özadam

  3. Bazı bakanlar sermayenin kontrolünde!..
Levent Özadam

Levent Özadam

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Bazı bakanlar sermayenin kontrolünde!..

A+A-

Cuma sabahı AS TV’deki programımızda çoktandır sormak istediğimiz soruyu sorduk.

Dedik ki kendisine;

“Sayın Töre bakanlığınız döneminde bazı yerlerden rüşvet aldığınız, bazı kaçakçılılık olayların arkasında sizin olduğunuz iddiaları var’ diye…

Töre de ‘meyve veren ağaç taşlanır” diye başladı ve devam etti…

Kaçakçılık olayında aksine ülkeye kaçak et ve hayvan sokanlara karşı savaş açtığını, bunu payanları bildiğini ve polis müdürüne bizzat telefon ederek ihbarda bulunduğunu söyledi.

Töre, belli ki bakanlıktan alındığı için partinse biraz kızgın, biraz öfkeli biraz da sitemkar.

Bunların hepsine de şöyle yorum getirdi;

“Beni bakanlıktan aldılar, halk kaybetti, partim kaybetti…”

Bu sözler bile, parti içindeki huzursuzluğun, çekişmelerin ve rekabetin en büyük göstergesi değil midir?

Töre’nin en vurucu sözleri ise şöyleydi;

“Bazı bakan arkadaşlar tamamen sermayenin emrine girmişlerdir ve onların borularını öttürmektedirler…”

Ama tabi ki isim vermedi!

Zaten bizim bütün sorunumuz da bu değil mi?

Bir eski bakan kalkıp ‘başbakanlığı çeteler yönetiyor” diyor, bir diğeri de ‘bakanlar sermayenin emrine girdi’ diyor ama bunların kim olduğunu sorduğunuzda da isim verilmiyor…


Bazı okurlar yaptıkları yorumlarda bize sitem ediyorlar;

Diyorlar ki, yazdıklarımızı takip edelim ve sonuçlandıralım!

Olur yapalım da, bunu nasıl başaracağız ki?

Biz araştırır, kamuoyunun bilgisine getiririz görevimiz de burada biter…

Sonra yeni olayların peşine düşeriz.

Bundan sonra devreye girmesi gereken merciler, Başbakanlık Denetleme Kuruludur, Başsavcılıktır, Sayıştaylıktır, polis müdürlüğüdür.

Temiz eller operasyonu ise ancak onların düğmeye basmaları ile başlatılır ve sonuna kadar da istenirse pek ala gidilir.

Tabi ki paşa gönülleri isterse…

Siz bilir misiniz ki, bu olaylara odaklanacaklarına, suçluları yakalayacaklarına bunları yapmayıp da bizim karşı operasyona başlamak için gün sayan niceleri var…

Bekleyin de görün…

Kendi tahlilini kendin yap!

Çarşıda panik var, hangi sebze zehirli hangi meyve yenilebilir.

İlgili çevrelerden tıs yok ama üzüm satıcısı Mehmet Aktaş, belli ki satışlar düşünce bu işe bir çare bulmuş ve kendi sattığı ürünlerin tahlilini yine kendisi yaptırmış ve tezgaha da bu raporu asarak, şimdi göğsünü gere gere üzüm satıyor.

En fazla dikkat çeken sözleri ise şunlar oldu;

“5 kuruş fazla kazanacağım diye insanları zehirlemem…”

Ne demek istedi acaba?

Bunu dikkate alıp soruşturan oldu mu acaba?

Devlet Basımevi mercek altında!

Pul Skandalı başlıklı yazımız devletin üst kademesini harekete geçirdi.

Maddi zarar bir yana, devletin ciddiyetinin sarsıldığı olay nedeniyle soruşturma başlatıldı ve sorumlu görülenler ilgili bakanlığa çağrılarak, suçlunun kim olduğu araştırılıyor.

Bu arada bize de ihbarlar gelmeye devam ediyor.

Meğerse bu Devlet Basımevi’nin ilk hatası değilmiş.

Geçtiğimiz ay içinde de 2 bin posta pulu yanlış basılmış ve çöpe gitmiş.

Yine ilgili dairede çalışanlardan gelen ihbarlar göre çok sayıda çalışanın işini savsakladığını, atölyelerde kiminin uyuduğu, bazılarını ise mesai saatleri içinde kağıt oynadıkları iddia ediliyor.


Her köye iki istihdam!

Demek ki kaynak sorununa çözüm bulmuş hükümet istihdamlara devam edecek.

Güç-Sen Başkanı Memduh Çeto’nun açıklamasına göre hükümet örgüt başkanlarına talimat vermiş ve her köyden iki kişinin istihdam edilmesi için örgütlerden isim istemiş.

KKTC’de 128 köy var, iki kişiden etti mi 256 istihdam…

Münhal yok, sorgu sual yok, bilgi beceri aramak yok!

Şimdi merakla bekliyoruz, bu ayrıcalıklı 256 kişiyi…

Düzeltme

Yanlış basılan damga pulları konulu yazımızda, "Böylelikle 1 yaprak yani 100 adet pulun bedeli 70 TL olması gerekirken, yapılan hata sonucunda bedel 7 TL'ye düşmüş oldu" ifadesini kullanmıştık. "Böylelikle 1 yaprak yani 100 adet pulun bedeli 7 TL olması gerekirken, yapılan hata sonucunda bedel 7 kuruşa düşmüş oldu" olarak düzeltiyoruz.

levent.20110822085029.jpg

MESAJ KUTUSU

Sayın Kemal DÜRÜST, yeni eğitim dönemine az bir süre kala, yine bazı öğretmenler dershaneler için ‘öğrenci avı’ başlamışlar ve getirdikleri her öğrenci için okkalı komisyon alıyorlarmış. Geçtiğimiz yıl bu işte sınıfta kaldınız, bu yıl yine gözümüz üzerinizde olacak.

Sayın Ersan SANER, pul skandalıyla ilgili bakanlık çapında çok ciddi bir soruşturma başlattığınızı memnuniyetle öğrendik. Ancak bu operasyon sizin bakanlığı aşar diğer devlet birimleriyle de işbirliği yapmanız kaçınılmazdır. Bu konuda yanınızdayız.

Sayın Ahmet KAŞİF, hemşirelerin haksız olarak ek mesai ücreti almaları iddialarından sonra bazı doktorlardan da inanılmaz şikayetler eliyor. Bakanlıkta artık temiz eller operasyonu başlatmanın zamanı geldi de geçiyor bile. Biraz cesaret lütfen!

Sayın İrsen KÜÇÜK, dün Antalya Belek’de bir tatil köyünde Gülin hanımla birlikte, korumalar ve protokol olmadan sade bir vatandaş gibi tatile başlamışsınız. Kıbrıslı bir vatandaş aradı, ‘helal olsun’ dedi. Genç bakanlara da örnek olmasını istedi. Sizce ne demek istedi?

Sayın Adem ADEMGİL, başınız bu kez fena halde dertte. Çünkü artık kendi partilileriniz bile isyanın eşiğine geldiler ve muhalefetle işbirliği yapıp o koltuğu size dar etme kararı aldılar. Hakkınızda hayırlısı artık.

Sayın Elçin TEKAKPINAR, tatil dönüşünüz burada dört gözle bekleniyor. Sigortalar yasa tasarısı konusunda tek uzman kişi olarak gelince epey terleyip, tatilden döndüğünüz için çok pişman olacaksınız.

Sayın Ata TEPE, bahçe sularken bir insan nasıl olur da ayağını kırar anlamış değiliz. Büyük geçmiş olsun diyoruz. Umarız ameliyat başarıl geçmiştir ve kısa zamanda eski sağlığınıza kavuşursunuz.

Sayın Nazım ÇAVUŞOĞLU, erken bir kurultayda genel başkanlığa adaylığını koyacaklar arasında sizin de adınız geçmeye başladı. Şimdi kim bilir Bodrum’daki tatilinizde bunların hesabını kitabını yapıyorsunuzdur değil mi?

Sayın Şahap AŞIKOĞLU, bayanlara yemek tarifi verip onları bilgilendirdiğiniz söyleniyor doğru mu? Böyle becerileriniz olduğunu doğrusu hiç bilmezdik. Bir ara artık yemeğe çağırırsınız değil mi?

Sayın Mutlu ATASAYAN, partinizin en efendi ve en kibar vekili olarak anılıyorsunuz. Ama zaman zaman ‘ efendilik bu partide işe yaramıyor’ diye sitem ediyormuşsunuz. Ha şunu bileydiniz. Bizce layık olduğunuz  yerde değilsiniz.

Sayın Sevgi DEĞGİN, ABD’den dönen oğlunuzun yeterlilik sınavında ikinci sırada kazandığını öğrendik. Hemen telefonlar işlemeye başladı haberiniz olsun. Bir bakanlık müdürünün çocuğunun başarısı niçin bu kadar ses getiriyor anlamış değilim.

Sayın Sefa KARAHASAN, Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı’na basın danışmanı olarak atanmanızın askıya alındığı söyleniyor. Siz bizim gibi ‘eşek’lik yapmayın ve bu işin peşini bırakmayın. Hem sonra sizden daha iyisini mi bulacaklar?

Sayın Süleyman AKOSMAN, tamam anladık artık tam bir devlet memurusunuz ama biraz kılık kıyafetinize dikkat etmekte yarar görüyoruz. Özellikle Başbakanlık gibi önemli bir makama gittiğiniz zaman bari kendinize çeki düzen verin.

Sayın Songuç KÜRŞAD, Devlet Basımevi’ne biraz çeki düzen vermezseniz bunun ceremesini de siz çekersiniz. Tatil dönüşü hemen her birimi yeniden masaya yatırıp bir takım köklü değişimlere gitmenizi bekliyoruz.

Sayın Dervişe MENTEŞ, sizin istihdam edildiğinizi duyan mesaja sarılıyor ve bu işi kabul etmemenizi, gariban bir gence bırakmanızı istiyor. Elinizi vicdanınıza  koyun ve ay başı gelmeden bir düşünün deriz.

Sayın Kudret ÖZERSAY, Başbakan Erdoğan her fırsatta sizin ne zaman çocuk yapacağınızı soruyormuş. Bir an önce harekete geçmenizde yarar var. Hem de bir değil birkaç tane olursa en fazla kendisi sevinecek ve hediyeler de o denli kıymetli olacakmış.

Sayın Hasan TOSUNOĞLU, parti içinde milletvekili adayı olmanız için büyük bir baskı yapıldığı ama sizin soğuk baktığınız söyleniyor. Hadi naz yapmayın da sizden daha iyisini bulacaklar değil ya.

Sayın Nazım BERATLI, yeni dönemde BRT’de programlara başlayacağınızı duyduk. Yavaş yavaş işi büyütüyorsunuz. Ama ne yalan söyleyelim bir çoğundan da daha iyi programcı olacağınızdan hiç kuşkumuz yok.

Sayın Arda GÜNDÜZ, Kanser hastalarına yardım gecesinde ücret istemeyen tek sanatçımız siz olmuşsunuz. Erdinç bey sizinle ne kadar öğünse azdır. Para her zaman kazanılır ama paradan daha önemli şeyler vardır değil mi?

Sayın Tekin SÖYLEMEZ, tatilinizi Tunceli’nin buz gibi sularında geçirip adaya dönmüşsünüz. Şimdi sizin için sıcak günler başlıyor. Zaten siyasetin eteğinden tutmuş vaziyettesiniz, artık tamamen içine girme vaktidir. Mesajı almışsınızdır değil mi?      

 

GÜNÜN FIKRASI : Yılın düğünü

Prens Andrew, Sarah'la nişanlandığında babası Prens Philip'e sormuş.. 

"Bu kız hakkında çok dedikodu var. Bakire olup olmadığını nasıl anlayacağım.." 

"Kolay oğlum" demiş, "Prens Philip.. "İlk gece yatağa girdiğinde dikkat et. Sinirli, şaşkın, ne yaptığını bilmez biriyse, kesin bakiredir. Ama sana ne yapman gerektiğini anlatıyor, talimat veriyor, şunu yap, bunu yapma falan diyorsa, bil ki bu işin uzmanıdır.."

Balayı dönüşü, baba prens, oğul prense heyecanla sormuş.. 

"Eee, oğul, nasıldı?.."

"Harika baba.. Tam dediğin gibi.. Kız kesin bakireydi.." 

"Sinirli, şaşkın mıydı yani?.." 

"Hem de nasıl.. Öyle şaşkındı ki, yatağa girdiğinde, yastığı başının altına koyacağına, poposunun altına sıkıştırdı.." 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.