1. YAZARLAR

  2. Dr. Nazım Beratlı

  3. Belediye Tiyatrosu
Dr. Nazım Beratlı

Dr. Nazım Beratlı

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Belediye Tiyatrosu

A+A-

Belediye’lerin görevi nedir?

İşin dibacesi olan, su, çöp v.s. gibi hizmetleri yapmakla, kimse övünmesin! Belediye’nin görevi, bir kentlilik bilinci yaratmaktır, her şeyin ötesinde… Gerisi zaten yapılacak olan işlerdir…

Bir kente, yeni bir kimlik kazandırma ve bunu tarihe kazıma konusundaki en bilinen örnek, Paris Belediye Başkanı Baron Haussmann’dır. 1853’ten 1870’e kadar görev yaptığı Paris’e, bugüne kadar devam eden kimliğini kazandıran insandır! Fransa’ya başbakanlık yapan pekçok politikacıdan, örneğin Deladier’den çok daha fazla yararlı olmuş ve tarih önünde örneğin cumhurbaşkanı Pompidou’ya oranla çok daha derin izler bırakmıştır. Çünkü, Georges-Eugene Haussmann göreve gelmeden başka bir Paris vardı; o giderken, bambaşka bir Paris ve Fransa…

19.yy’da, 17 yıl süren görevinden beri, Baron Haussmann, belediyeciliğin efsanesidir. Neden? Yönettiği kentin, kimliğini belirlediğinden…

Bir başka efsane belediye başkanı, Berlin Belediye Başkanı, Willy Brandt’tır… Gerçek adı Herbert Ernst Karl Frahm'dır. Baron’un aksine, Brandt ünlü bir solcudur. Üniversite öğrenciliği esnasında, Gestapo ile başı derde girdiğinden, Norveç’e kaçtı. Norveç işgal edilince İsveç’e geçti. Almanya’ya Norveç’li bir diplomat olarak döndü. Alman vatandaşlığına geri dönüp, bir dönem parlamento üyeliği yaptıktan sonra, 1957’de batı Berlin belediye başkanlığına seçildi. 1966’ya kadar devam eden bu görevde o kadar başarılı oldu ki ardından partisinin başına geçip, dışişleri bakanı,başbakan, ondan sonra da sosyalist Enternasyonal başkanlığı yaptı… Asıl başarısı, savaş sonrasında, bambaşka bir Berlin kimliği yaratmasıydı… Duvar’a rağmen… Brandt’tan önce başka bir Berlin vardı, ondan sonra başka… Kentin kimliğini o kadar etkiledi ki onun döneminde, ABD Başkanı Kennedy bile “Ben bir Berlin’liyim” dedi…

Bir başka efsane belediye başkanı da New York Belediye Başkanı Guiliani’dir… İlk ikisiyle kıyas etmek zordur ama, insanlara “I am a New Yorker” dedirttiği için, kentin kimliğini etkilemiştir.
 Lefkoşa, Kıbrıs’ın 3 bin yıllık başkentidir! New York ve Berlin’den eski bir kenttir. Bu günlerde, Facebook’ta “Gerçek Lefkoşalılar” diye bir grup var! Neden? Çünkü bu kentin kendine has bir yaşam biçimi, kültürü, kimliği vardı! Yok olmak tehlikesi hisseden o kültürün sahipleri, kentlerini ve kültürlerini, özetle kimliklerini, korumaya geçtiler…

Bir kentin kimliğini, mimarisi belirler, elbette ama ondan daha çok, yaşam biçimi, kültürü, sanatı belirler… “Biz çöpü kaldıramıyoruz, kültür sanat da şurda dursun” diyebilmek, o kente ihanetin de ötesinde bir aymazlıktır! Ne aran be arkadaş sen orada? Yürü… Bilmediğin işleri yapmaya kalkman için birilerinin “atadık” demesi, yeter mi?

Bu arada seçilmiş başkanın marifetleri de bunların üstüne tüy dikti aslında… Hepsinin sebebi, odur… Ancak, önce mimarisi katledilen Lefkoşa, nüfus yapısının ırzına geçilen Lefkoşa, şimdi yaşam biçimi de öldürülerek, Halep gibi bir Suriye kentine dönüştürülüyor… Kimse farkında değil…

“Sanat da neymiş?” diyebilen birinin böyle şeyleri akıl edebilmesi bile mümkün değil…

 Lefkoşalılar, tiyatronuza sahip çıkın… Koronuza, şehir orkestranıza, sahip çıkın…

 Saldırı, sizin kimliğinizedir…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.