1. YAZARLAR

  2. İpek Halim

  3. Belki de çözüm dizide saklıdır!
İpek Halim

İpek Halim

Star Kıbrıs
Yazarın Tüm Yazıları >

Belki de çözüm dizide saklıdır!

A+A-

Haluk Bilginer ile Demet Akbağ’ın yeni bir dizisi başladı.
Bu dizi Kıbrıs sorununa bir son verebilir.
Çözümü gösterebilir.
Takip edilmeli. Çünkü paylaşmak, güç ve farklılıklarla ilgili
Ayrıca oldukça da komik.

Haluk Bilginer’in dizideki adı Reşat Altın.
Bir kızı, pek sevmediği damadı ve çok tatlı bir annesi var.
Reşat bey, ud çalıyor, sanat müziğini ve ‘eski’ İstanbul kültürünü seviyor.
Karşı komşuları Kayserili, sedirleri, inek sesi çıkaran kapı zilleri,
şalvarları, kasket ve sarmısak sevdaları ile Reşat beyi deli ediyorlar.

Demet Akbağ ise üst katta oturuyor.
Adı, İsmet Azmarazlı. Bir kızı var. Her zaman çok şık.
Farklı şapkaları, renkli takıları, kırmızı bir piyanosu var.
Opera sanatcısı olan İsmet Azmarazlı,
beş kez evlenmiş ve erkeklerden nefret ediyor.
Nereden olursa olsun, kaç yaşında olursa olsun kadınların hep birarada olup kendilerini güçlendirip, korumaları gerektiğini abartılı bir dille savunan çok renkli bir karakter.
Reşat bey şu kadın meselesini pek algılayamıyor. Esas sorun İstanbul’un kurtulmasıdır.

Reşat bey apartmanını ona benzemeyen yaşam tarzlarından kurtarmak istiyor.
Gönlündeki, aklındaki İstanbul kültürünü yaşatmak istiyor.
“Sonradan gelenlerin şehri ele geçirmesine izin veremem” diyor.
“Her yerde bir lahmacuncu, mantıcı.... var”.

Konu apartmanla şehri paylaşmak üzerine gelişiyor.
Ama galiba bu ülkeler için de aynı.
Hep birbirine benziyor.
Esas soru, burası kime aittir?
Çoğunlukta olana mı?
İlk gelene mi?
Kendini oraya ait hissedene mi?
Sesini en çok duyurana mı?
Kadınlar ve erkekler mekanı, yaşamı paylaşırken farklılar mı?
Sonradan gelen neden orayı bozsun? Belki de sadece değiştiriyordur.
Bu değişiklik olumlu yönde de olamaz mı?
Ortak paydalar nasıl yaratılmalı?
Ve görüyoruz ki evler ayrı olsa da koridorda, sokakta, asansörde beraberiz.
Birbirimizin evinden çıkan sesi, kokuyu duyuyoruz.
İşte bu temasları artıya nasıl dönüştürebilirz.
Kısacası, savaşatn nasıl uzaklaşabilir, hayatı nasıl güzelleştirebiliriz?


Reşat beye göre tek çözüm vardır.
O da ötekilerin gitmesidir! Savaş, savaş!!
Diziyi merakla takip ediyorum.
Esasında hepsinin de haklı oldukları noktalar var.
Belki biz de bazı tiyolar alırız.

Hepsi bir kaç kez bir araya geldiler.
Örneğin, mantıcının açılışında.
Ancak oraya gitmelerindeki amaç
kendi güçlerini göstermekti.
Biri ud çaldı, diğeri opera okudu,
Kayseriler de mantılarını ortaya koydu...
Güç gösterisi ve çekişmesine dönen açılışın sonu da zaten
kavga ve gürültü batırtıyla sonuçlandı.
Yani bir masaya otursanızda, sürekli toplansanız da sonuç alınamayabilir.
Önemli olan niyettir.

Onları bir arada tutacak veya birbirlerini sevmelerine yol acacak
her hangi bir şey olmalı/bulunmalı veya yaratılmalı?
Yoksa apartman yıkılacak!
Mantıcı açılışı olmadı ama belki mantının kendisi olur.
İsmet hanım mantıyı ilk kez tattı ve çok beğendi.
Reşat beyin annesi de seviliyor. O da arabulucu olabilir.
Sakin, sevimli tavırları ile bir anlaşma sağlayabilir.
Reşat beyin kızı da hamile!
Belki bir bebek/gelecek/hayata şahit olmak onlara huzurlu bir ortam getirebilir.
Belki de birbirlerini sevmeleri de gerekli değildir.
Kavga etmemek de bir başarı sayılabilir.
Sihirli sözcükler; paylaşmak, anlamak ve tahammül etmek.
Belki de Kıbrıs sorununa çözümü bu dizi getirir..
izlemeye devam edip, öerileri sizlerle paylaşacağım 
İyi tatiller, iyi günler ve iyi bayramlar....

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.