1. YAZARLAR

  2. Çiğdem Dürüst

  3. Ben, Anastasiadis ve Kıbrıs sorunu
Çiğdem Dürüst

Çiğdem Dürüst

Star Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Ben, Anastasiadis ve Kıbrıs sorunu

A+A-

Yaklaşık bir haftadır yatıyordum. Sağlıklı ve sürekli bir şekilde ne gündemi takip edebiliyor, ne de yorumlayabiliyordum. Yine de alıştığım ve alıştırdığım üzere köşemden sizlere alıştığımız günlerde ulaşabilmek adına kendimi çok rahatsız hissettiğim anlar oldu.

Sonunda iyileşmiş ve tazelenmiş bir şekilde, düşünebilmek, üretebilmek ve yorumlayabilmek çok güzel...

İyi ki okurlarım var ve iyi ki yorumlarımı yapacak gücü bana sağlıyorlar diye düşünmeden kendimi alamıyorum. Haksız mıyım?

***

Anastasiadis, başkan seçilmesinin ardından ilk hitapları arasında önemli hatırlatmalar yaparak, bir takım mesajlar verdi. 1974’ten bu yana Kıbrıs’ta olağanüstü bir durum yaşandığını hatırlattı. Kucağına aldığı ateşten topu, kimin büyüttüğü ile ilgilenmek yerine bu topun küçültülmesi için uğraşacağını vurguladı.

Açıkçası, derdinin geçmiş olmadığını, önündeki pilava bakacağını vurguladı dersek, yanlış bir yorum yapmış olmayız sanırım.

***

Anastasiadis’in izlediği politik çizgi doğrultusunda Kıbrıs sorunu açısından, mevcut statükoyu değiştireceğine inanmıyorum. Bu doğrultuda, özellikle tarihi bilince yaptığı vurgular ile verdiği mesajlar çok açıktır. Buna karşın içte ve dışta tribünlere oynayacağı ve Kıbrıs sorunundan sağlanabilecek avantajları kullanmak için hareketleneceği açıktır.

Anastasiadis’in devraldığı devletin içinde bulunduğu durum, onun siyasi kariyeri ve koşulların onu mahkum edeceği pozisyon karşısında Kıbrıs sorununa dair bir tutum belirlemek, projeler geliştirmek farz olmuştur.

İster beğenelim, ister beğenmeyelim;

İster milli dava olarak görelim, istersek de anavatana bağlılığın bir biçimi;

İster vatan haini densin, isterse de ütopyacı;

Fakat Ortadoğu’dan Avrupa’ya kadar yaşanmakta olan enteresan süreç bizi yeni bir politik bakışa, yeni bir Kıbrıs müzakere süreci planı yapmaya mecbur bırakacaktır.

Bu mecburiyet etimizin ve de budumuzun farkında olarak olacaktır.

Bu mecburiyet, kendimizi dev aynasında görerek olmayacaktır.

En önemlisi de bu mecburiyet aynadaki yansımamızı TC’nin kanatları altında değil, kendi başımıza görerek olacaktır.

Ciddiye alınmak için, makul koşullarda, durumdan vaziyet çıkarmak veya ahkâm kesmek için değil; Kıbrıs sorununu çözmek için harekete geçmeliyiz.

Statüko konusunda net duruş ortaya koyma olasılığı yüksek olan bir Rum lideri, Kıbrıs sorununun çözümüne ikna eden bir rol oynama sırası bize geçmiş olabilir. Bu sıramızı mantığımızla, bu alanda çalışan donanımlı uzmanlarımızla, gerçek bir Dış İşleri Bakanlığı ve tam yetkili, donanımlı ve tek ses veren bir müzakere heyeti ile savmak mümkün olabilecektir. (Şimdi öyle mi diye sormayın, yanıtını biliyorsunuz!)

***

Açıkçası, Sn İrsen Küçük’ün mesajını biraz iddialı, tehlikeli ve etnosantrist buldum:

KKTC ekonomisi, Türkiye ekonomisinin stabil olan güvenli kollarındadır. Bizim koşullarımızla uzlaşmaya yaklaşın ki Türkiye’nin nimetlerinden siz de faydalanasınız dedi gibi geldi bana!

Bu mesajı yorumlamak, Kuzey Kıbrıslı olarak kolay...

İçteki politikayı bilen, iktidarımızı tanıyan, Kıbrıs sorununa bakışı tanımlayabilen bir yurttaş olarak ne demek istendiğini ben biliyorum elbette. Ve endişem de ondan.

Fakat Güney komşumuz, AB, BM ve diğer Kıbrıs müzakere sürecini takip eden dış güçler/faktörler/gözler açısından, mesajın nasıl okunacağı konusunda meraklanıyorum doğrusu.

Nasıl yorumlanabileceğine dair bir kaç deneme yapacak olursam:

  1. Kıbrıs Cumhuriyeti, Kıbrıs’ın Kuzey’indeki Türkiye’nin varlık biçiminden rahatsız iken, ona böylesi bir mesaj göndermek, adeta gözdağı verip, denize düşen yılana sarılır demek anlamına da geliyor.

  2. Kuzey’de bizim durumumuz Güney’dekinden belki de onlarca kat daha kötü iken ve Sn Çiçek’in dediği gibi 2012 Eylül’ünde iflasını açıklaması beklenen bir devlet olarak ilan edilmiş iken; başbakanımızın sanki biz İsviçre’ymişiz gibi konuşarak hangi mesajı verdiğine dikkat edilmelidir: İç politika adına mı, yoksa dış politika adına mı hareket etmiş oluyoruz, net değil doğrusu!

  3. Güney’in yıllardır sürdürmekte olduğu bir Kıbrıs Cumhuriyeti politikası var. İster etik olsun, isterse de olmasın, aynı çizgide bir duruş sergileyerek, bu güne vardılar. Ne yazık ki vardıkları nokta onları dibe çekiyor. Fakat, biz de, sanki, yıllardır reddettikleri KKTC Devleti’ni arşa çıkardık ve şimdi onların utanmasını bekliyormuş gibi davranmamalıyız.

  4. Müzakereci ve Cumhurbaşkanı Sn Derviş Eroğlu bu konuda nasıl düşünüyor ve Anastasiadis’e iletilen bu mesajdan nasıl anlamlar çıkarıyor önemli. Çünkü eğer bu görüşlerde farklılık varsa, KKTC dış politikası (ki yegane dış meselemiz Kıbrıs sorunudur) çelişkiye düşebilir.

***

Yine de;

Hani hep enkaz devraldığını söyler ya politikacılar, işte o söylenen enkaz Güney’deki gibidir. Bunu görenler ve anlayanlar, artık devralınan enkazın nasıl olduğunu görecek ve ona göre konuşacaklar.

Şimdi harekete geçme zamanı. Ama sağduyu, plan, mantık ve tecrübe ekseninde…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.