1. YAZARLAR

  2. Ali Kişmir

  3. "Ben böyleyim"
Ali Kişmir

Ali Kişmir

Afrika Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

"Ben böyleyim"

A+A-

“Üzgünüm acı sözlerim için, üzgünüm seni kırdığım için…

Haklısın bana darılsan bile, beni terk etsen bile, ne yapayım ben böyleyim”…

Ayten Alpman’ın seslendirdiği bu güzel parçada yaptıklarından üzüntü duyan ama “ben böyleyim” de diyebilen bir karakter var…

Fakat Erdoğan’ın, “ben böyleyim” anlayışında üzgünlük ya da pişmanlık yok…

Daha çok pişkinlik var…

Erdoğan, “'Diyorlar ki Başbakan geriyor, Başbakan sert. Bunların önünde diz çöküp, ne olur bu paçavraları AKM'den indirin mi diyecektik. Buna sert diyorsanız kusura bakmayın bu Tayyip Erdoğan değişmez'' dedi…

Kimsenin Tayyip Erdoğan’ı değiştirmeye çalıştığı yok…

Aksine Tayyip Erdoğan’ın gerçekte nasıl bir insan olduğunu tüm dünyaya göstermeye çalışanlar var…

Ve bunu da büyük ölçüde başarıyorlar…

Tüm dünya Erdoğan’ın nasıl bir diktatör olduğunu ve kendi insanına gözlerini bile kırpmadan nasıl kimyasal gazlar ile saldırdığını konuşuyor…

Dünyanın dört bir yanından kınama mesajları geliyor…

En ünlü sanatçılar, köşe yazarları, siyasetçiler, liderler, aydınlar, bilim adamları…

Bu vahşete karşı seyirci kalmak istemiyorlar…

Üstelik tüm bunların yanında, senin o paçavra dediğin simgelere gönül verenlerin nefeslerini şuan ensende hissediyorsun…

Gece kafanı yastığa koyduğunda, “acaba sonum yaklaştı mı” diye kendi kendine sorular soruyorsun…

Tüm gece bu korku ile sabaha kadar uyuyamıyorsun ama her yeni güne de diktatör ruhunla kalkıyorsun…

Dünyanın sadece kendi etrafında döndüğünü ve ona kendinin hükmettiğini sanıyorsun…

Muhalif köşe yazarlarını tehdit ediyor, sana itaat etmeyenlere “çapulcu, anarşist, terörist” diyerek ayrımcılık yapıyorsun…

İçki içen herkese alkolik derken, hiç yüzünden utanmadan, içki içip de sana oy verenleri bu söyleminin dışında tutuyorsun…

Eylem yapan kişilere, “başbakanlarına hakaret edenler alçaktır” diyorsun…

Ama Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ve lideri Atatürk’e “ayyaş” diyenlerin ne olduğunu söyleyemiyorsun…

Atatürk ismini ağzına bile almaya korkuyorsun, bu ne nefrettir, bu ne kindir…

Kimse senden Atatürk’ü sevmeni ya da ona saygı duymanı beklemiyor…

Ama bir ülkenin başbakanıysan, o ülkenin insanlarına saygı duymak zorundasın…

Bu saygı sınırını aşağıya çekersen, içindeki diktatörlük ruhunu ortaya çıkartırsın…

Yüzde elliyi evde zor tutuğunu söylüyorsun ama sokaklar sana karşı yüzde elliden fazlasının olduğunu söylüyor…

Belki hiç geri adım atmayacaksın, sonuna kadar da bildiğini okuyacaksın…

Amaunutma, halka rağmen asla bir şey yapamazsın ve yapamayacaksın…

VAR MISIN, YOK MUSUN?

CTP önce TDP, DP ve 8’ler ile bir anlaşmanın altına imza koydu…

Anlaşmaya göre seçim tarihide “29 Eylül” olarak belirlendi…

Ama görüşme sona ermeden CTP, “daha erken bir seçim tarihine biz onay veririz” dedi…

Nitekim bu hamle İrsen Küçük’ten geldi ve CTP’de attığı imzaya uymayarak Küçük’e destek verdi ve seçim tarihinin 28 Temmuz’a alınmasını sağladı.

Günlerce Çakıcı’yı, Denktaş’ı ve Kaşif’i koltuk düşkünü olarak suçladılar…

“Biz kesinlikle seçim hükümetinde yer almayacağız” diye net tavır ortaya koydular…

Gelinen son noktada, başbakanlık ile dört bakanlığı aldılar…

Yani tam 180 derecelik bir dönüş yaptılar…

Üstelik bu dönüşlerinin hemen arkasından İrsen Küçük’ün Erdoğan ile görüşmesi de ayrı bir olay…

Sanrım kendi değimleriyle Silihtarın oyunu bozan bu ikiliden İrsen Küçük’ün başka yeni planları var…

Belki de imamın yeni oyununu burada sergilemek için Ankara’ya gitti…

Peki, CTP’de bu oyunun içinde olacak mı?

Bu dönüşlerinin asıl nedeni, bu oyunun bir parçası mı?

Eğer öyleyse, çok tartışılan bu ortaklık uzun ömürlü olacak demektir…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.