1. YAZARLAR

  2. Eşref Çetinel

  3. Benzer olay KKTC'de olsaydı - kantarın topuzu kaçtı ve laleler
Eşref Çetinel

Eşref Çetinel

Halkın Sesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Benzer olay KKTC'de olsaydı - kantarın topuzu kaçtı ve laleler

A+A-

KÖŞEMDEN: Geçen gün bir arkadaş kulağıma eğildi,  “sana bir şey söyleyeceğim”  dedi: “Haberi sen de biliyorsun.  Yunanistan dayatılan  tasarruf tedbirleri nedeniyle  2015 yılına kadar kamuda çalışan 250 bin  görevli azaltacak.  Bu karar çerçevesinde 15 binini istihdam edilmeleri için Güney Kıbrıs’a gönderecek.”

Ve arkadaşım sordu?   “Yunanistan’nın başına gelen ekonomik kriz  Türkiye’nin başına gelmiş  ve de istihdam ve rehabiliteleri için  KKTC’ye  şu kadar  kamu görevlisi yahut meslek erbabı gönderiyorum demiş olsaydı…” 

Cümlesini bitirmesini beklemedim:   “Kıyametler kopar,   kıyamet ne kelime,  isyan çıkardı!”

BUNA KARŞILIK:  Annan planı ile Kuzey’e seksen bin Rum’un gelmesinde sakınca yoktu ama!  Bazı köylerin kentlerin iade edilmesinde de sakınca olamazdı.   Hatta son görüşmelerde Rum’un bitmeyen istekleri çerçevesinde Maraş’ın,  Güzelyurt’un verilmesi yanı sıra  Mesarya’dan da toprak talebinin yerine getirilmesinde hiç mahzur olamazdı!  Nitekim Eroğlu çözüm sürecine dinamit koyarken bu “mahzuru olmayan istekleri”  kabul etmediğindendi!  Güney’deki üç yüz bini  aşkın yabancının yerli yerinde ve vatandaş olarak kabulü söz konusu iken KKTC’den 50 bin TC kökenlinin gitmeden çözüm olmayacağına yönelik Rum dayatması da çok olağan ve barışçıydı!  Çapraz oylamanın bile Kıbrıs Türk halkı için  ne büyük lütuf olduğu tartışılmazdı…

Fakat değil  “insan,”  TC’den gelecek  sinek bile bu KKTC için kabul edilemez bir felâketti! 

BİR DE GÜNEY’E BAKIN.  Yunanistan’la  tasada ve kıvançta gönül birliğine varmışlar ki  zaten dünyaya haykırıyorlar:  “Kıbrıs Helendir Helen kalacaktır!”                                     

**********

KANTARIN TOPUZU KAÇTI

Olaya neresinden bakarsanız bakınız.  İzlediğiniz KKTC Devletin çirkinlikle perişanlığın pençelerine düşmüşlüğünün fotoğrafıdır. 

Bir yanda  “basiret ve ciddiyetten yoksun bir hükümet”  öte yandan sorunlarını tartışırken Devleti yerle yeksan etmeye çalışan  Kamuda örgütlü  Sendikalar.

HÜKÜMET CEPHESİ:   Resmen Devleti  ezdiriyor! Bir türlü gerçekleştirilemeyen Protokol Görüşmeleri,  günlerdir medyanın gündemindedir.  İlgili   Sendikalar ne edip eylemişlerse bu görüşme ortamını sağlayamamışlardır çünkü Hükümet  kanadı çok açık  gerçekte  sürekli minder dışına kaçmaktadır.

Dolayısıyle  Hükümet cephesi  Kamu görevlileri Sendikalarını hem oyalama hem de alay etme pozisyonuna düşmüştür!  Ne olursa olsun.  Sendikaları beğenir yahut beğenmezsiniz.  Yasayla kendilerine verilen haklarını kullanırlarken hiçbir örgütü yok sayıp  nanik çekemezsiniz!  Zaten sonuçta olanlar da  oldu. Sendikalar Bakanlığa giderek   Bakanın makamını bastı!

SENDİKALAR CEPHESİ:  Uzun süredir rotasız,  plansız programsız eylemleriyle sadece Devleti değil,  halkı da bıktırıp usandırdılardı.  CTP Hükümeti döneminden beridir memlekette yapılması istenen ne kadar icraat, reform niteli yasalar  ve de ekonomide iyileştirmelere yönelik  tedbirler varsa,  hepsine de eylem ve grevleriyle karşı çıktılar…

Yarattıkları imajı bu sütunlarda çok yazdık.  Hangi amaca hizmet ettiklerini de!    Hükümet  geri çekildikçe onlar grevleri ile yüklendiler!  Yüklendiler ki   “halk ihtilalinden”  bile söz edecek kadar!

Bazılarından bizzat işittik:  “Bıraksınlar Devleti biz yönetelim!” diyorlardı!   Geçen gün Bakanlığa randevusuz gidip   Bakan Odası basan bu zihniyettir.   Hukuğun üstünlüğü ilkesine sahip ülkelerde böylesi bir olay  “skandal”  olur.  Olayı yaratanlar anında tutuklanır,  yargıya sevkedilirler… 

Bizde olamaz.  Çünkü bu memleketi yönetenler bu durumların yaratılmasının yetkili ve sorumluları olmuşlardır! 

İŞTE YENİ ÖRNEĞİ:  Kaç gündür  medyada yeni satın alınacak makam arabalarına   ilişkin  kınamalar,  eleştiriler yer alıyor…   Ve Hükümet tınmıyor!  Açıklama yapmıyor!  En azından onca tepkiyi göz önünde bulundurarak  “vaz geçtim”  demiyor… 

Sanki gerçekten bu Hükümetin  makam arabalarını yenilemesine gerek varmış gibi.  Hem de tasarruf tedbirlerinin   “özelleştirme  yasaları”  ile gündeme geldiği bir dönemde! 

Pekala böylesi çelişki ve yanlışları  topluma  sorun olarak” fatura eden bir Hükümet’e neden güven duyulsun?  Ki halk  yasaları çiğneyen  o sendikalara  karşı   Devletin selameti için Hükümetin arkasında yer alsın!   

KISACA:  Çok amiyane ifadesiyle bu memleketin dingili koptu.   Çünkü  “başlar”  artık  “baş”  olamıyorlar! 

**********

LALELERİ EZMİŞLER

“Üç yüz altmış beş günün her günü bir özel gündür.”   Bizim icadımız değiller tabi.  Şimdi gayret ediyoruz 365 güne  bir  her gün de biz ekleyelim.  Zaten bulduk:  “Festivaller!” 

Bir yolu kapatır sağına soluna tezgâhlar kurar,  kısmet nasip neyse yiyecekler kebaplar,  çörekler böreklerle donatır,   festivalin cinsine göre  yerel ürünleri  yahut  şekline göre eğlenceleri satar yapar  ve zannedilir ki hem Kıbrıs Türk halkının kimliği dirilmekte hem de ekonomisi canlanmaktadır! 

Zeytininden karpuzuna,  hıyarından domatesine,  ayrellisinden babutsasına kadar adına ve uğruna yapılmadık festival kalmadı!

Geçtiğimiz günlerde de Avtepe’de  Medoş Laleleri için yapıldıydı.  Millet  “göreceğiz”  diye bir daldı lale tarlasının içine,  ezilmeyeni kalmamış… Yenilenlerle içilenlerin artıklarını da bırakıp etrafı kirletmeleri cabası! 

…Bu tip festivalleri küçümsemek ne haddimize. Ama gelin itiraf edin.  Bizim kültürümüz ancak bu kadardır ki ispatı,  o Kültürü yaşatmak için yapılan etkinliklerin içine bile işte böylesi davranış bozukluklarıyla edilmesinden bellidir!

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.