1. YAZARLAR

  2. Dr. Nazım Beratlı

  3. Beşparmağın yamacında bir köy…
Dr. Nazım Beratlı

Dr. Nazım Beratlı

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Beşparmağın yamacında bir köy…

A+A-

Dün bir tv programı çekimi için, Kalavaç’a gittim…

Ben, muhtar Ömer Meraklı’nın hayranlarındanım…

Kusura kalınmaya…

Neden derseniz, dinleyin…

Birkaç yıl önce, bambaşka bir nedenle, Baf’ın Lorega köyüne gitmiştim…

Bu köy, bilen bilir, İngiliz döneminde, kuş uçmaz, kervan geçmez bir yerdi ki Grivas bile, “kimse göremez” diyerek, Kıbrıs’a oradan çıkmıştı…

O kadar uzak, öylesine sahipsiz bir köy!

O zamanlar Lorega, hıyarı ile meşhurdu! “Lorega Hıyarı” dediniz mi?

Dururdunuz…

Öyle şimdiki gibi bir karış değil…

Nah!

Böyle otuz otuzbeş santim boyunda, daha ayıklarken mis gibi tüten hıyarlar ki adeta yazın geldiğinin müjdesini, kokusuyla verir…

Başka da bir haltı yoktu… 

O son gidişimde, baktık ki Lorega, bizim bildiğimiz köy olmaktan çoktan çıkmış, şirin bir turizm merkezi olmuş…

Köy meydanındaki bill board’da da bir ilân:

O gece köyde Vivaldi miydi, Strauss mu ne; bir klâsik müzik konseri var…

Aklıma, Çetin Altan ustanın, “her köye bir teniz kortu, her köy evine bir piyano” meselesi geldi mi bilmem!

Ama kıskançlıktan kafama bir ağrı saplandı, gün boyu da geçmedi…

Lorega’da, Vivaldi!

Deli olacam…

Kıskançlıktan tabii…

Eşim bütün gün beni çekti:

“ Bu adamlar mı çok akıllı, biz mi aptalın şahıyız hey Allah’ım…

Lorega’ya bak!

Klâsik müzik konseri veriliyor…”

O sinir ve hırsla, döndüm geldim…

Kafamda bir ağrı…

Aradan bir seneden az bir zaman geçti, bir vesile ile beni Kalavaç’a davet ettiler…

Adını hep duyuyorum ama gitmişliğim yok…

Memnun oldum, hanımı yanıma aldığım gibi, atladım arabaya gittim…

Köyün meydanında arabayı park etmeye yer ararken, bir de baktım ki camii’nin avlusunda, bir grup müzik yapıyor, köylü de dinliyor…

Kemanlar, viyalonseller, flütler…

Kalavaç köyünün meydanında klâsik müzik dinletisi var ve köylü de keyifle dinliyor…

İnip, muhtarı öptüm…

Oh beee… 

Oh beee…

İşte bu!

Ne daha aptalmışız ne de onlar bizden çok daha akıllı imiş…

İşte aklı çalışan bir muhtar, ayni işi yapabiliyormuş…

Ufuk sahibi olmak, dünyalı olmak, insan olabilmek, belli bir standardı tutturmak için yeterliymiş!

O gün köylüye yaptığım konuşmada, muhtarı çok övdüm!

“ Sakın” dedim, “sakın bu adamı vekil mekil seçmeye kalkmayın!

Meclise girerse, ne bu yaptıklarını yapabilir, ne daha büyüğünü hayata geçirebilir!

Hem köy elden gider ve hem de kendi mutsuz olur…

Bırakın, bu köyü de yüz akımız olarak geliştirmeye devam etsin…”

Dün gene Ömer muhtarın misafiriydim…

Gene beni hayretlere düşüren, şeyler öğrendim…

Beşparmaklar’ın yamacında, bir hazine yatıyor ve sahibi de bunun farkında…

Torunundan başlayarak, on bir kuşak geriye gidip, Karaman’ın Sazlı köyüne varabiliyor…

Keşke aklı Ömer kadar çalışanlarımızın sayısı artsa…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.