1. YAZARLAR

  2. Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

  3. Beşparmaklar’da Sümele Köftesi…
Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Afrika Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Beşparmaklar’da Sümele Köftesi…

A+A-

Gelmişken: hem yapılacak işlerimi görürüm, hem arkadaşlarımla özlem gideririm, hem de daha önce gitmediğim köylere giderim, demiştim.

Uzunca bir cümle olsa da siz o cümlenin uzunluğuna bakmayın.

Okurken sıkmıyorsa, tamadır.

Ertesi gün.

Girne’den Mağusa’ya gitmem gerekiyordu.

Yolda karar verecektim.

Ya bol kameralı üstelik trafikli olan Lefkoşa çevre yolunu tercih edip sinirlerim haşat edecektim.

Ya da dağdan tırmanıp dağ arasında kalan eski yolları ve köyleri dolaşıp “ah” edecektim.

Sinirlerin haşat olmasını anladınız.

Neden “ah” derseniz, söyleyeyim.

Elimizde kalan tek tük bakir yerleri gördükçe, bizden çalınanları düşünerek ancak “ah” ederiz de ondan.

Şimdi anladınız.

Giderken dağdaki pusu fark ettim.

Ve yeşil tonunun güzelliğini...

Dümeni sola kırdım.

İstikamet dağ yolu…

Tırmanırken solda makilik, arka fonda sisler arasında kaybolmuş sıradağlar.

Durdum.

Güzelliğe baktım.

Fotoğraf çektim.

Keyif aldım.

Arabaya dönerken vadide çok sayıdaki yapı gözüme takıldı.

Doğanın ortasına insan tarafından yapılmış katliam.

Keyfim kaçtı.

Tırmandım.

Solumda Beşparmaklar…

Tepede lokanta.

Sola dönse Ayguruş yolu…

Girdim.

Vazgeçtim.

Tepeden Mesarya istikametine doğru inmeye başladım.

Askeri bölgeye gelmeden Kitrea tabelası olan yola saptım.

Biraz gittim.

Biraz daha gittim.

Sonuna kadar gidecektim çünkü daha önce görmediğim yerlerdi buraları.

Virajı döndüm karşıma dibine kadar oyulmuş dağlar çıktı…

Anayoldan Lefkoşa’ya giderken göremezsiniz bu taş ocağını.

İçten içe oyuyorlar.

Şirolar, dev kamyonlar iş başındaydılar.

Dağlarımızın taş ve kuma dönüştürülmesi karşısında tek başıma ne yapabilirdim?

Bilmediğimiz daha neler var, diyerek oranın fotoğrafını çektim…

Devam dedim ki üç asker “dur” dediler.

İleride havan topu tatbikatı varmış.

Ve o yol haftada en az birkaç kere kapatılıyormuş.

Dağlarımız bir taraftan bombalarla tahrip edilip çıkan gazlarla halk kanser yapılırken, diğer taraftan şirolarla, kepçelerle dinamitlerle oyuluyor…

Bu sefer başka bir tabela ile karşılaştım.

Tam Başpınar denilen bir zamanların bol su akan ama sonradan TC’den gelenlerin “kaynağını bulacağız” diye kuruttukları yerinde bir tabela dikkatimi çekti…

 “Hakiki Trabzon Sümela Köftesi…”

Sonuç…

Tarlaların ortasına duble yol, dağların ortasına havan topu, tarih boyunca akan su kaynaklarımıza dinamit ve vadilerimizde başka ülkenin kültürünü yansıtan tabela…

Yol boyunca “Ah” dedim…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.