1. YAZARLAR

  2. Çiğdem Dürüst

  3. Bilinmeyen bir ülkeye ütopik bir mesaj var!
Çiğdem Dürüst

Çiğdem Dürüst

Star Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Bilinmeyen bir ülkeye ütopik bir mesaj var!

A+A-

(15 Kasım'2010'da yayınlanmış bir yazımı, yeniden sizlerle buluşturuyorum. Kuzey Kıbrıs'ta yaşanmakta olanlar, sindirilmiş volkanları andıran halk ve üstü çalılara örtülmüş derin bir kuyuya benzeyen Kıbrıs'ta yaşam, akılları mızı karıştırıyor, bizleri ümitsizliklere sürüklüyor)


Hey Dost!
Buralarda akıllarımız başımıza hep sonradan gelir. Gerçeği görmemizin önünde sis perdeleri var galiba. Yurdumda çıkmazlardan kurtulmanın bu sis perdelerinden kurtulmak olduğunu anlatamıyorum kimseye. Birinin şu kirli perdeleri çekip alması gerektiğini söylemekten bile korkuyorum aslında…

Duygusallıklara kapılıyoruz buralarda çoğu kez. Gözümüz hiçbir şey görmez oluyor. Bayrak, marş, vatan diyerek yurdumuza ve yurttaşlarımıza karşı her türlü görevimizi yerine getirdiğimizi zannediyoruz; ama bugüne kadar hiçbir işe yaramadığını göremiyoruz. Bayrağa karşı bir çeşit tapınmanın yurduma bağımsız ve eşitlikçi bir anlayışı ve uluslararası varoluşu tek başına getiremeyeceğini kestiremedik sanırım. Bayrağın uluslararası platformdaki varlığımızın işareti olduğunu, ama bunu sağlamak için araç olmadığını fark edemiyoruz henüz. Bir çeşit putperestlik bile denilebilir bayrağa karşı duygu ve eğilimlerimiz.

O çok sevdiğimiz, o taptığımız o aşık olduğumuz bayrak sanki bizi kuşatmış; dünyadan soyutlanmışlığımızın farkına varamadan, yaşamlarımızı sürdürür hale gelmişiz. İşin garibi, hiç kimse bunu fark edemiyor.

Dünyada fırtınalar kopuyor. Ekonomik paylaşımlar, siyasal antlaşmalar sürüp giderken; biz bayrağımız ve bir karış toprağımızla kavga halindeyiz. İç meselelerimizin küçüklüğünü, birbirimize düşman olarak büyütür olduk. Bir çeşit gözlük takılmış gözlerimize: Üzerlerine manzaralar çizilmiş ve gözümüzde oldukça yalnızca o gözlüklerin izin verdiği manzara dışındaki her şeyi görmemize engel olan gözlükler. Bu gözlükler sayesinde zamanımız, ruhumuz, ömrümüz hatta bağımsızlığımız ve haklarımız gasp ediliyor.

Sevgili dostum!
Özgür olduğumuzu söylüyorlar; ama ayak bileklerimizden zincirlerle bağlanmışız. Zincirlerimizin ucunda bizlerden çok daha ağır gülleler var. Onların da farkına varamıyoruz. O gözümüzü boyayanlar, pembe tablolar çizenler, merak etmeyin arkanızdayız diyorlar. Her önümüzü döndüğümüzde arkamıza kuyular kazdıklarını ve bu kuyulardan dolayı adım atabilecek tek santimetrekaremizin kalmadığını fark edemiyoruz.

Şimdi söyle bana dost!
Bu nasıl bir yaşam biçimidir? Bu nasıl bir anlayıştır? Aynı devlete sahip çıkan, aynı ülkeyi yurt belleyenler arasında yaratılan düşmanlığı beslemek hangi vicdana sığar? Hangi vatanperverlik vurarak, kırarak, kardeşleri birbirine kırdırarak sürebilir?

***

Fırtına giderek yaklaşıyor.
Fırtına daha gelmeden, bizleri, bizden olanları, en yakınlarımızı birer birer alıyor. Fırtınanın alamadıkların da birileri elinin tersiyle iterek her şeyi yerle yeksan ediyor.

Dost!
Henüz vakit varken aklımız başımıza gelmeli!
Bu güzel topraklarda henüz çiçekler varken, kır çiçekleri arasında oynayabilmeli çocuklarımız. Ortalık çöle dönüp, yurdumuzun üzerine karanlık çökmeden; kanlı emellerini örümcek ağları gibi ören kendini bilmezler bizi bize düşman etmeden, dünya önünde bizi yerle bir etmeden… Aklımız başımıza gelmeli.

Vicdanımızla başbaşayız! “Mutluluk” avuntularıyla, yalanlarla kandırmayalım kendimizi. Olmayan özgürlükleri, olmayan bağımsızlıkları, olmayan ekonomik ilerlemeleri, olmayan eğitim haklarımızı, eşitlik arayışlarımızı var gibi görmemiz için bizi zorlayanlara dur diyelim.

Vakit doldu mu dost? Çok mu geciktik sence?
Geciktik elbette; ama hayır, çok değil. Tarihin gelecek sayfaları hala boş; hep boş Yeniden özgürlük, eşitlik ve insanlık onurunu kurtaracak satırların yazılması elimizde. Şimdi, vakit o vakittir.

Şimdi, dur demeliyiz olup bitene…
Ateşi körüklemeli, bayrakların alet edilmesini dur deyip; gözümüze takılan o gözlükleri çıkaralım.

Şimdi derin sulara doğru kulaç atmanın tam zamanıdır. Kalanlara kalkan olmanın, geleceğe ışık olup hep beraber, yeni bir hayatta, yeni bir dünyada yaşamanın yollarına düşmenin zamanıdır. Aklımız sonradan başımıza gelmeden ve henüz vakit varken, duyarlı, aydın, yurtsever herkesin bu insanlık suçuna duyarlı olması şart.

Dostum!
Göz göre göre yok edilişin temellerini oluşturanları durdurmak ancak hep birlikte olacak. Gözlerindeki gözlüklerden kurtulmanın zamanı geldiğini anlamayanların, gözlerindeki gözlükleri almanın tam zamanı.

Haydi şimdi!

 

 
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.