1. YAZARLAR

  2. Ahmet Tolgay

  3. Bilmem kaçıncı kez yine çevremiz…
Ahmet Tolgay

Ahmet Tolgay

Kıbrıs Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Bilmem kaçıncı kez yine çevremiz…

A+A-

Bu ülkenin çevre sorunları başımızdan aşmıştır. Yazıp yazıp, söyleyip söyleyip, yakınıp yakınıp bitiremediğimiz kronik ve devasa bir sorun bu. Kimi zaman çevrenin lokal sorunlarını, kimi zaman da genel çevresel dramlarımızı getirmekteyiz gündeme. Ama çevreye duyarlı insanlarımız eleştirilerini ve yakınmalarını seslendirdikçe sanki inadına çevresel sorunlar artmakta ve büyümektedir… İyiye ve güzele doğru tek bir iş yapılmamakta, tam tersine daha kötüye ve daha çirkine gitmekteyiz. Çevre sevdalılarımızın çevre adına yaratmaya çalıştıkları güzellikler ve yaptıkları uyarılar, çevreye duyarsızların inadına vurdumduymazlıkları ve tahribatlarıyla yüzleşmektedir. Havamız, toprağımız, suyumuz acımasızca kirletilmekte, yeşile kıyılmakta, kentsel ve kırsal manzaralarımıza nice ilkelliğin damgası vurulmakta, çevresel mutluluk ve huzur yok edilmektedir.
   Çevreyi korumak ve geliştirmek, hem kendimize ve hem de gelecek kuşaklara karşı en büyük sosyal sorumluluk projemiz olarak temel gündemimizde durduğu halde, bu yükümlülüğümüzden kaçınmayı bireysel ve toplumsal karaktere dönüştürmekteyiz. Bu karakterin yarattığı olumsuzluklar okyanusu fiziksel ve psikolojik hastalıklarımızın kaynağıdır. Sağlığımızla ilgili bu acı gerçeği de görmezlikten gelmekteyiz. Çevresel bozukluklar, sadece çevreye duyarlılarımızı değil, o bozuklukların bizatihi yaratıcısı olan çevre duyarsızlarını da vurmaktadır. Bu acınası görüntü, çevresel bir intihardan başka nedir ki?..
     *       *      *   
   Siyasi partilerimiz, çevre dahil, her konuda siyasal sorumluluk yüklenme iddiasında olanların toplandığı kurumlardır. Siyasi partilerimiz ve siyasetçilerimiz yurt, çevre ve doğa gibi konular gündeme geldiğinde mangalda kül bırakmazlar. Ama karşılaştığımız manzaralar, “ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz” sözünü bize anımsatacak nitelikte.
   Bu konuda örnek mi istersiniz?.. Hiç genelleme yapmadan size çok tipik bir örnek vereyim: Açık havada yapılan siyasi toplantılardan, mitinglerden sonra geride bırakılan manzaraları bir anımsayınız!.. Çevre adına düzenlenen gösteriler bile gerisinde kirliliklerini bırakıp geçiyor. İki büyük siyasi partimizin 1 Mayıs’ta Boğaz Piknik Alanı’nda yaptığı büyük kebap koalisyonunun arkasından o alanın nasıl kirletilmiş durumda terk edildiği dillere düştü…     Çevreciler “biz ortalığı kirleten bir koalisyon istemeyiz” deme noktasına getirildiler. Yine bir siyasi partimizin Lefkoşa’nın Onuncu Yıl Parkı’nda günlerce kurulu tuttuğu “var oluş çadırı”nın sökülüp götürülmesinden sonra, o zeminde yok edilen çimenlik alana birkaç gün önce bu köşede dikkati çekmek zorunda kaldım.
     *        *      *     
   Çevreye duyarlı dostlarımdan biri de, fotoğrafçılık sanatındaki yeteneğini kanıtlamış olan sevgili Ersin Taşer’dir. Çevresel facialarımız konusunda çektiği nice fotoğrafı gönderiyor bana. Fotoğrafların dili çok etkili ve sarsıcıdır. İnsan eliyle yaratılan çevre felaketlerimize dair bu fotoğraflara baktığımda dehşete düşerim. Bu fotoğraflar bir albümde toplansa çevremiz adına haykıran bir kara kitap çıkacak ortaya ve belgesel utancımız olacak.
   Ersin Taşer dostumun son gönderdiği fotoğraf destesi, başkent Lefkoşa’nın, turistler tarafından çokça gezilen bölgelerinin nasıl bir ilkel kabile köyüne dönüştürüldüğünün yüz kızartıcı göstergesidir. Utanç destesinin içinden bir tek fotoğrafı çekip bugünkü yazımın ekinde esefle sunacağım. Nostaljik Çağlayan parkımızın üst kısmında çekilen bu fotoğrafın ilişiğinde şu notu var Taşer’in:
   “Bu fotoğraf bu sabah Yeni Kapı’da çekilmiştir. Biliyoruz ki, birçok kamyon Yeni Kapı’ya park ediyor akşamları. Bu gördüğünüz çukur bir motor tamircisinin dükkanında yağ değişim çukuru değildir. Yeni Kapı’da park eden kamyonların değiştikleri motor yağlarını bir ağacın köküne dökmek suretiyle kuruttukları o ağacın çukurudur. Hiç de hoş olmayan bu görüntü, Lefkoşa’yı dolaşan turistlerin de görebilecekleri çirkin bir görüntüdür. Burası Lefkoşa işte!.. Dökülen Lefkoşa!..”
   Sevgili Ersin Taşer’in objektifinden sunduğum bu görüntü, ülkemizin çevresel felaket fotoğrafının tek başına simgesi olabilecek nitelikte: Doğal yaşamın üzerine zehirler ve çöpler boca edilerek ölümcül sonuçlar tetikleniyor!..

Kaynak: Kıbrıs Gazetesi

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.