1. YAZARLAR

  2. Ahmet Tolgay

  3. Bir 20 Temmuz yorumu
Ahmet Tolgay

Ahmet Tolgay

Kıbrıs Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Bir 20 Temmuz yorumu

A+A-

Aradan 39 yıl geçti… Bugünün Kıbrıs Türk halkının 20 Temmuz 1974 öncesindeki durumuyla kıyaslanamayacak bir ortamda olduğu kuşku kaldırmaz…
   Ama elde edilen fırsatlarla çok daha iyi bir konuma gelebilecekken bunu başaramadığımızı bugünün ortamında artık net olarak görebilmekteyiz…
  “Kendi kendimize yeterlilik” yaşamsal bir mesele olarak algılansa ve tüm potansiyelimiz buna endekslenseydi minyon ülkemiz bugün gerçekten Akdeniz’in İsviçre’si olabilecekti…
   Ama ganimet rüzgârlarının getirdiği paylaşım ahkâmlarına kendimizi o kadar kaptırdık ve terlemeden yaşama alışkanlıklarına o kadar derinden gömüldük ki, yıllar yılı bunu başaramadık…

    *          *        *

   Bugün geldiğimiz hüzünlü noktaya bakınız:
   Ciddi ekonomik ve sosyal sorunların bastırmasıyla bir belirsizlikler fırtınasının ortasında herkes geleceğinin kaygısına düşmüş… Göç etmeyi düşünenlerin sayısı gittikçe artıyor ama nereye göç edilecek?
   Üretimden kopuk bir bordrolu memur toplumu yaratmanın refahı artık bitti ve gemi karaya oturdu… Açlık sınırının çok altındaki maaşlara talim ediliyor…
   Bu gemiyi açık denize çekip yüzdürmek elbette ki mümkün… Ne ki, herkesin elini taşın altına koyarak planlı – programlı bir seferberlik dönemini ciddiyet ve kararlılıkla göze alması ve Anavatan Türkiye’nin de buna destek olması gerekir…
   Birkaç yıl önce alınan ve adına “kamu reformu” denilen çoğu kişinin ise “göç yasası” olarak tanımladığı önlemlerle memuriyet kapıları artık genç nesillerin yüzüne kapatıldı. Üstelik memuriyet bir yoksulluk mesleğine dönüştürüldü…  Devlet kapısı yüzlerine kapatılan işsiz gençlere, yeni ne gibi kapıların açılabileceği söylenemiyor.
   “Kamu reformu” denilen o önlemleri izlemesi gereken, üretimi tetikleyecek ekonomik reformlar yapılmalıydı ama yapılmadı… Üretmeden tüketici durumuna gelebilmiş ender toplumlardan biriyiz ki, işte şimdi bu ters işleyen sistemin bedellerini ödeme evresine girdik…
Son olarak 11 Temmuz Basın Günü’nde genç gazeteci arkadaşların isyanına da tanık olduk. Zor koşullardaki çalışmalarına ve mikroskopik kazançlarına karşın, sosyal güvencesiz çalıştırıldıklarından yakındılar, düzenden onların da umutlarını kestiklerini ve mesleki sorunlarını artık kendi kendilerine çözme kararı aldıklarını oradaki politikacıların yüzlerine karşı seslendirdiler. Daha ne olsun? Gazeteci, yaratılan yoz düzeni anlatabilmek için davul – zurna mı çalsın. Anlayana sivrisinek saz!..
    *       *       *

  İki yıl önce yine böylesi günlerde TC Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan amaçlarının Kıbrıslılara balık tutmasını öğretmek olduğunu söylediğinde orada bulunan bir gazetecimizin şu vurgulaması gerçekten isabetliydi:
   “Balığı tutmak için akvaryumumuz bile yok…”
    Sanırım Kıbrıs Türk halkının balık tutacak denizini yaratma sorumluluğu da Anavatan Türkiye’ye düşmektedir.  
   Kıbrıs Türk halkı, bugün balık tutamadığını yüzüne vuran Sayın Erdoğan’dan önce ada ekonomisinde üretimsel yatırımların yararına inanmayan ve memur ülkesine dönüştürülmemizi teşvik eden Başbakanlar da gördü…
   39 yıl öncesinden Kuzey Kıbrıs’ın ürünlerine pazar bulunabilmiş; örneğin Türkiye ile Kuzey Kıbrıs arasındaki gümrük duvarları yıkılmış ve Türkiye’nin geneli ürünlerimize pazar olarak sunulmuş olsaydı, bu topraklarda Kıbrıs Türk halkının kendi kendine yeterlilik sınavı çoktan verilmiş olacaktı…
    “Kurak ülkesiniz, tarım yapamazsınız” denildi, “miniksiniz sanayide dikiş tutturamazsınız” denildi, “turizm yapınız” denildi ama adamızın ulaşım sorunları çözülemedi…
   Peki, memur toplum olmaktan başka ne seçenek kalırdı geriye?..
   Şimdi bir kez daha bize Türkiye’den getirilecek suyun ve elektrik enerjisinin sevinci yaşatılıyor… Ama buruk bir sevinç bu… O su ve elektrik sayesinde üreteceklerimizi nasıl satacağız?.. Hangi pazara yöneleceğiz?...
   Kıbrıs Türkü; ürettikleri ister tarımsal, ister sınai ve isterse hizmet olsun, çok ciddi bir pazarlama sorunuyla karşı karşıyadır… Üreticimizin takvimdeki Pazar’dan başka pazarı yok!..
20 Temmuz’un 39’uncu yıldönümünde içimden bunları yazmak geldi…
Canlarını asla böyle bir düzen için vermemiş olan aziz şehitlerimizi saygı ve minnetle anarım…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.