1. YAZARLAR

  2. Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

  3. BİR BAFLI İLE BAFTAN ÇOK UZAKTA…
Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Afrika Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

BİR BAFLI İLE BAFTAN ÇOK UZAKTA…

A+A-

Kalabalık şehirdir İstanbul.

Bir tanıdığını ara ki bulasın.

İstesen de, randevu versen de göremezsin akan halkın arasında…

Benden önce İstanbul’a tahsile giden yakınıma sormuştum 1974 öncesi, “Bir gördüğünü bir daha göremezsin değil mi”?

Biraz düşündükten sonra, ” Zor” demişti.

Zor gerçekten.

İstiklâl Caddesi mesela.

Nevizade’de herhangi bir birahanede…

İçiyorsun tek başına.

Kafan bulutlu…

Gözler hafif kayık…

“Ah” diyorsun, “birileri gelse de muhabbet etsek”.

Yanından bir tanıdık geçse tam o anda, fark edemezsin.

Böyle bir şehirdir İstanbul…

Bir de Türkiye geneli var.

Yayılmışız dünyanın her yerine olduğu gibi Türkiye’nin tüm illerine de…

Birisi Hatay’da hayatına devam ederken, diğeri İzmir’dedir…

Nerden nereye…

Pat diye telefon çaldı geçen gün…

Arayan yıllar önceden bir arkadaşımdı…

Osman Goççino…

Önceden vermiştim telefonumu.

Önce Urfa, sonra Mardin, sanırım yine Urfa ve en sonunda Antalya’da çalıştı.

Antalya’da polikliniği vardı…

Sonradan hastaneye çevirdiğini duydum.

 “Gel beraber çalışalım” demişti bir ara…

Koşullar uygun değildi gidememiştim ama aklım ondaydı, keşke gitseydim diyerek.

Ne de olmasa Akdeniz…

İklimi tam bana göre.

Üstelik Kıbrıs’a yakın…

İstanbul’a gelmiş, beni görmek istedi, iş yerimi sordu; tarif ettim.

Bineceksin önce metroya…

İneceksin Ulubatlı durağında…

Durağı söylerken, öğrenciliğimizde orada faşistlerin yurdu vardı hatırladın mı, diye sordum…

Hatırlayamadı.

Sonra bineceksin otobüse, köprüde ineceksin…

Yukarıya yürüdün mü, bilemedin 700 metre.

Bu kadar erken beklemiyordum.

Kapı çaldı…

Pat diye geldi.

Hafif göbeklendi…

Saçları biraz beyazlandı…

Fakat Osman aynı Osman.

Tıpkı babası gibi olmuş.

Bazen bana da öyle diyorlar, ”Tıpkı Safa Dayı gibi oldun”.

Öyle olmak gurur verir adama…

Babalar gittikten sonra baba gibi olmak bu mudur acaba?

Sağ işaret parmağını tavşan kopartmıştı küçükken, ilk dikkatimi çeken oydu, “Hala parmağın uzamadı mı” diye sordum görür görmez.

Gülüştük, girdi içeriye.

Bakındı…

Güzelmiş dedi…

Ben de baktım güzel olan ne diye: “hep aynı” dedim…

Oturduk.

Bu günlerde ne yaptık ne yapacağız konularına girdik…

Ve haliyle iki Baflının Baf’tan çok uzakta bir araya gelmesi ile ortaya gelen konuya daldık.

Baf ve Baf çarpışmalarına.

“Gecenin yarısında mevzideydik… Rumlar sızacak diye korkuyla bekliyorduk… İncir ağacının oradan bir hışırtı duyduk…

Sindik.

Pat diye birisi atladı…

Devam edecek.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.