1. YAZARLAR

  2. Dr. Nazım Beratlı

  3. Bir devir biterken kim kazanacak
Dr. Nazım Beratlı

Dr. Nazım Beratlı

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Bir devir biterken kim kazanacak

A+A-

Pazar günü, Güney’de gene başkanlık seçimi var! Bundan önceki seçimde, ikinci turun yapıldığı gün, Yeni Düzen gazetesinde çıkan yazımı, aşağıya alıyorum:

“ Bugün güney Kıbrıs’ta, cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci turu yapılıyor. Dünkü Yeni Düzen’de Druşotis’i okuduktan sonra, bunca gündür söylemeye çekindiğim bir şeyi söylemeye cesaret buldum.

Gerçi güneydeki siyasi bölünme, bizim sandığımız gibi sağ/sol; ileri/geri; emek/sermaye ekseninde değil, Makariosçular ve Makariosçu olmayanlar çizgisinde olagelmiştir. Makarios öldükten sonra bütün seçimler, Makariodate’nin yolundan gidenler ve onun politikasını hatalı bulanlar arasında geçmiştir. Bu anlamda Kliridis, ta 1972’den beri, “haşmetmeap” a karşı çıkmak cüretini gösterdiği için hep suçlanmıştır, etrafında toplananların partisi olan DİSİ de… O “batının adamı” söylemi, özünde “anti-emperyalizm”i değil, ulusçuluğu simgelemiştir sürekli olarak.

1950 Plebisiti’nden beri, AKEL hep bu çizgide durmaya çalışmış, defalarca kilise ile milliyetçilik yarışına girmiş, işbirliği önerileri götürmüş ama hep reddedilmiştir. Buna dinin doğası aykırıdır… Ortodoks papazlar, allahsız olduğu varsayılan komünistlerle, nasıl işbirliği yaparlar? Cehenneme mi gitsinler? Görüyorsunuz işte, “allahsız” Hristofyas olacağına, Annan Plancı Kasulidis olsun demedi mi kilise gene?

Ne var ki her şeye rağmen, “ulusal merkez” durumunda olan Helen tutuculuğunun kalesi Ulusal Konsey’i terk etme cesaretini de komünistler değil; eski EOKA’cıların da desteklediği, liberal DİSİ gösterebilmiştir.

Şimdi bu açıdan bakınca; iş ülkenin yönetimini teslim etme noktasına geldiğinde, ben kilisenin müminlerini etkileme gücü ile EDEK ve DİKO’nun mensuplarını etkileme gücü arasında, ciddi bir fark olduğunu düşünmekteyim. Bilen bilir ki EDEK mensupları için AKEL, asıl rakiptir. Onun güçlenmesi, kendilerinin yâni onlara göre sosyalizm davasının zayıflaması anlamına gelir. Ve bu sekter adamların, parti başkanı istese de istemese de elli yıldır uğraştıkları AKEL’i tümü ile destekleyebileceklerine inanmıyorum. Ayni şey DİKO için de geçerlidir. Tutucu sağ bir partiye oy veren adam, Papadopulos birkaç bakanlık sözü aldı diye, gidip bir komünist partiye oy verir mi? Kilise de tam zıddını söylerken!

Böyle bakınca, ben bugün dört yıl gecikmeli de olsa, güneyde de “evet”çilerin yâni Kasulidis’in kazanacağını düşünüyorum. Bu ayni zamanda Kıbrıs siyaseti üstünde 1950’den beri bir heyula gibi oturan Makarios vesayetinin de sonu olur… Tersi de olsa, “eski bir dost” kazandı der, üzülmem… Ama gönlüm ile aklım, farklı şeyler söylüyor…

Bir devir bitiyor… Siyasete sömürge insanı olarak başlayan bir kuşak gidip; çatışmanın kucağında büyüyen bir başka kuşak geliyor… Önümüzdeki yıllarda artık Kıbrıs siyasetinin her iki tarafında da bu yeni paradigma egemen olacak… Umarım acılardan hepimiz de gerekli dersi aldık…”

O seçimin sonucu, ders falan alınmadığını gösterdiydi! Hristofyas’ın başkanlığında, Kıbrıs Sorunu bir adım ileriye gitmediği gibi, Kıbrıslı Rumlar da 1974’ten beri en büyük yıkımı yaşadılar. Bu defa DİSİ parmağının arkasına saklanmadı, asıl adayını ortaya çıkardı! Yukarıdaki yazıya bakanlar, o zamandan bunların kazanmasının daha hayırlı olacağını düşündüğümü görürler!

Umarım, “ders” alındı ve bir daha yanılmam…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.