1. YAZARLAR

  2. Dr. Nazım Beratlı

  3. Bir Muhteşem Yüzyıl hikayesi...
Dr. Nazım Beratlı

Dr. Nazım Beratlı

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Bir Muhteşem Yüzyıl hikayesi...

A+A-

Osmanlı sultanları içinde en muhteşemi olarak kabul edilen Kanuni Sultan Süleyman'ın, beş oğlu vardı:

Mehmet, Mustafa, Cihangir, Bayezit ve Selim...

Bir de Hürrem Sultan’dan olma kızı… Mihrimah Sultan…

Hürrem'in hayatının amacı, Kanuni'den sonra tahta kendi oğullarından birini geçirip, Valide Sultan olabilmekti. Damadı Rüstem de sadrazamlık peşinde...

Sultan Süleyman'ın oğullarından en parlağı Mustafa'nın, Hürrem'in oğlu olmaması, bu ikilinin işine gelmemekteydi. Mustafa’yı en büyük kardeş olmasına rağmen, Sultan Süleyman da pek sevmezdi.

Nitekim, İstanbul'a en yakın şehzade sancağı olan Manisa Sancak Beyi iken, Hürrem'den doğma Mehmet sancakbeyliği yaşına gelince, Mustafa Amasya'ya gönderilir. İkisi arasına da Konya'ya Selim gönderilir ki o da Hürrem'in oğludur. Osmanlı devlet geleneğini bilenler, bu düzenlemenin, Mehmet'in veliaht olarak atanması ile eş anlamlı olduğunu fark eder. Kanuni'nin bu en sevgili oğlu, Manisa'da sancakbeyi iken, 6 Kasım 1543 günü, ölüverir. Macaristan Seferi'nin keyfini sürmekte olan Sultan, oğlunun ölümünden büyük bir yeise kapılır. Manisa'ya Konya'daki Selim aktarılır. Mustafa, bir gün değerinin anlaşılacağını umarak, Amasya'da gün doldurmaya devam eder.

 

 BABASININ KATLETTİĞİ BİR OĞUL

Kanuni, İran Seferi esnasında, Konya Ereğli'sine geldiği zaman, Rüstem Mustafa’ya, “ Ordugâha birliklerinin başında bir cihangir gibi gir ki baban gurur duysun” der… Ayni Rüstem sultana da " bakınız, kendi askeri ile gelip, ordugâha katılacaktır. Niyeti isyan etmektir", dediği için, Şehzade gelince asi kabul edilir! Padişahın kendi çadırında, babasına " hoşgeldin" demeye giden oğul, isyan etti diye boğdurulur.

Güçlü kuvvetli, bir genç olan Mustafa, kendini boğmaya çalışanlarla uzun süre mücadele eder. Boğuşma esnasında, " Babaaa.." diye bağırarak, padişahtan yardım bekler. Kanuni, o esnada, bir perdenin gerisinden olayı izlemektedir.

Mustafa'nın nasıl öldürüldüğünü gözleri ile gören, kardeşi Cihangir, hastalanır ve o da ölür.

Böylece, Kanuni'nin yaşayan iki oğlu kalır:

Sefih bir hayat sürmekte olan Selim ve hem saray mensupları, hem de halkın sevgisini kazanmış olan, Bayezit...

İkisi de, Hürrem'in oğullarıdırlar. Hürrem ve Rüstem'in amaçlarına varmalarına, bir adım kalmıştır. İkilinin padişah adayı, Bayezit'tir...

İşte bu aşamada, sahneye, üçüncü bir alçak çıkar:

Lala Mustafa Paşa!

Kimi kaynaklara göre, Rüstem gibi bir Hırvat başka kaynaklara göre Sokollu'nun ailesinden bir Sırp dönme olan bu adam, çocukluğundan beri, Bayezit'in lalası yani öğretmeni olup; onunla yaşamaktadır. Bu herifin, Rüstem ile arası açıktır. Hiç sevmediği bir ikinci şahıs ise akrabası olduğu ileri sürülen, Sokollu Mehmet'tir. Lala Mustafa'nın hesabı, sadrazamlığa oturmaktır. Oysa eğer Bayezit, Hürrem ve Rüstem'in desteği ile padişah olursa, o makam Rüstem'e kalacaktır. Dolayısıyla, kendi elinde büyüyen çocuğun padişah olması, işine gelmemektedir. Beri yandan, eğer tahta Selim çıkarsa, kendisi Bayezit'in lalası olduğu için, ikbal kapıları, yine yüzüne kapanacaktır. Oyununu, oynamaya girişir.

Kütahya'da bulunan ve İstanbul'a daha yakın olması hesabıyla, tahta çıkma ihtimali daha yüksek olan kendi yetiştirmesi Bayezit'i kardeşine karşı kışkırtmaya girişir. Bayezit, sağda solda, " sultanlığın kendisine müyesser olacağını", söylemeye başlar. Bu haberler, hem Kanuni'nin ve hem de Selim'in kulağına gider. İki şehzade, karşılıklı olarak, asker toplamaya girişirler. Padişah, Manisa’daki Selim’i Konya, Kütahya’daki Bayezit’i ise Amasya’ya gönderir… Durumu toparlamak için, her iki şehzadeyi de uyarır ve Bayezit'in akıl hocası Lala Mustafa'yı, onun yanından alarak, Selim'in yanına yollar. Böylece, ikisi arasında denge kurmayı hesaplamaktadır.

Lala, Selim'e hiç itiraz etmeden Konya'ya gitmesini öğütlerken, Bayezit'e ise bunun bir çeşit rütbe tenzili olduğunu, babasını dinlememesi gerektiğini telkin eder.

Bayezit, onu dinler. Kütahya'yı terketmeyi bir yana bırakın, asker toplamayı sürdürür ve Selim'e saldırı hazırlıklarına girişir. Kanuni, oğlunu uyarmak için, ona mektuplar yollar. Bayezit, endişelerini anlatmak üzere, babasına nameler düzer. Ulakların hepsini, Lala Mustafa'nın adamları, yollardan toplayıp öldürürler. İki taraf da kendi fikirlerinin, karşı tarafça dikkate alınmadığını sanmaya, devam ederler. Kanuni, oğullarının taht kavgasından bezer ve eğer bu sürtüşme devam ederse, kız kardeşinin oğlu Oğuzhan'ı veliaht tayin edeceğini söylemeye başlar.

Lala Mustafa, bunu da kullanarak, Bayezit'i kardeşine saldırıp, onu ortadan kaldırarak, tahtı zorla elde etmeye ikna ederken, Selim'in de babasına başvurarak, muti, söz dinleyen bir sehzade portresi çizmesini sağlar. Sonunda, Bayezit'in ordusu, Selim'e saldırır. Anadolu Türkmenleri, Bayezit'ten yanadırlar. Buna karşılık, padişah, Selim'e dönmelerden bir ordu sağlar. Bayezit kuvvetleri, Selim'e yardıma gelmiş olan yeniçerileri tam da bozguna uğratırken, savaş meydanına yetişen taze kuvvetler, Bayezit'in askerinin dağılmasına yol açar. Bu taze kuvvetlerin başında, çocukluğundan beri Bayezit'in hocalığını yapan, onu bütün bu davranışlara kışkırtan, Lala Mustafa Paşa denilen aşağılık herif vardır.

 

 O GÜÇLÜ BİR ŞAİRDİR

Bayezit, başına geleni anlar ama iş işten geçmiştir. O artık, padişaha başkaldırmış bir idam mahkûmu olarak, aranan bir suçludur. Kaçıp, İran'a sığınır. Oradan, babasına manzum bir mektup yazar:

 

Ey serasker âleme, sultan Süleymanum baba

Tende canım, canımın içinde cananım baba

Bayezidine kıyar mısın benim canım baba

Bigünahım Hak bilir devletli sultanım baba

 

 

…Tutalım ki iki elim baştan başa kanda ola,

Bir meseldir söylenir ki, kul günah etse ne ola

Bayezit'in suçunu bağışla kıyma bu kula

Bigünahım hak bilir devletli sultanım baba.

 

Bu kez, oğlunun mektubu, sultana erişir. Artık bunda bir mahzur bulunmamaktadır. Zira şehzade, isyan etmekle kalmamış, bir de sultanın en büyük düşmanı İran Şahı Tahmasp'a sığınarak, büsbütün kurtarılamaz hale düşmüştür. Kanuni, oğlunun mektubunu okur ve ona şu yanıtı yazar:

Ey her an başkaldırı ve isyanla meşgul oğul

Boynuna fermanımı takmayan oğul,

Ben kıyar mıydım sana ey Beyazıt Hanım oğul,

Bigünahım deme, bari tevbe kıl canım oğul.

 

…Tutalım ki iki elin baştan başa kanda ola,

Madem pişman oldun, biz de affetsek ne ola

Bayezidim, suçunu bağışlarım gelsen yola

Bigünahım deme, bari tevbe kıl canım oğul.

 

 

 

Kanuni, Bayezit'i affetmez. İran Şahı'na, oğlu ve torunlarının teslimi için öyle büyük bir baskı yapar ki, sonunda Şah, İstanbul'dan gönderilen bir heyete, Bayezit'i teslim etmek zorunda kalır. Talihsiz şehzade ve dört oğlu, hemen oracıkta boğularak öldürülürler. Ölüleri alınarak, İstanbul'a doğru, yola çıkılır. Bu uğursuz kervan, Anadolu'ya girince, halk her yerleşim biriminde, bunları taşa tutarak, geçirmez. Sonunda, cenazeleri Sivas'a gömüp, İstanbul'a kaçan katiller heyeti, halkın elinden kendi canlarını zor kurtarırlar.

Böylece, Kanuni'nin hayatta kalan tek oğlu Selim; onun ölümünden sonra, tahta oturur ve kendisine bu olanağı sağlayan Lala Mustafa Paşa denilen alçağı, Sokollu'ya rağmen sadrazam yapmak sözünü de tutamaz.

Siyasette entrika hep olmuştur! Ama tarihteki alçaklara bakınca, bugünküler çok yavan…

Bu Lala Mustafa, o bildiğiniz Lala Mustafa’dır, evet…

 

Not: Konu, M. Sertoğlu'nun Mufassal Osmanlı Tarihi c.ll ve, H. Gürkan Tarih İçinde Kıbrıs ve Radovan Samarcic, Sokollu Mehmet Paşa isimli eserlerden özetlenmiştir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.