1. YAZARLAR

  2. Dr. Nazım Beratlı

  3. Bir seçim nasıl geçti?
Dr. Nazım Beratlı

Dr. Nazım Beratlı

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Bir seçim nasıl geçti?

A+A-

Deyim yerinde ise, iki haftadır “seferi” idim… Yazı yazmaya zaman olmayan, ya da zaman bulunduğunda, “hal” bulunmayan on beş günü tüketip, döndük… Daha önce de söylemiştim: Bir seçime katılmak, bulunmaz bir deneyimdir. İşin insan ilişkileri ile kısmını, belki bir ara yazar paylaşırım… Ama iki haftadan sonra, ilk yazıyı başka bir konuya ayırmak niyetindeyim…

Bu arada, önceden de okumuş bulunduğum, beş kitabı bir daha okudum.Yoksa yorgunluktan gözüme uyku girmezdi… Huyumdur, bir kitabı bir defa okuyup, kaldırıp atmam… Zaman içinde, her kitabın günü mutlaka bir daha gelir… Bazısının, birkaç defa…

Şerbet tadında yazan, yazarlar vardır… Kitabın tadı, damağınızdan hiç gitmez… Her fırsatta bir daha okursunuz… İlk ağızda aklıma Konstantin Simonov geldi şimdi… Belki de gazeteciliğinin verdiği o akıcı üslupla yazdığı romanları, okur okur; bir daha okurum… Kitaplar paramparça olur! Gider, bir daha alır, gene okurum… İkinci Dünya Savaşı’nı yazar, Simonov… Savaşa giderken yazdığı, “Bekle Beni” isimli şiirini, Cem Karaca besteleyip, Türkçe’de de ünlü etmiştir, de; konu Simonov değil bugün…

Dostum, arkadaşım Doc. Dr. Sabri Yetkin’in Tarih Vakfı Yayınlarından çıkmış, “Ege’de Eşkiyalar” ve “Bize de derler Çakırca” isimli kitaplarını hatmettim bir daha… Yetkin’in imzalayıp verdiği ilk kitap, aslında kendi doktora tezi idi… İkincisi de doktorayı yazarken, topladığı kaynaklardan çıkardığı tez kadar değerli bir başka çalışma… Sabri Hoca’nın bu çalışmalarını okumadan, 19.yy’dan geçen yüzyıla sarkan bu “eşkiyalık” müessesesini anlamak, kolay değildir. Elbette sevgili dostumun tezini yasladığı Eric Hobsbawm’ın “sosyal eşkiyalık” teorisi de konunun kaymağıdır. Bu ara sıkışıktım, Hobsbawm’a bir daha bakmayı, bir başka bahara erteledim…

Konu ilginç, yazarı arkadaşınız, üslup şahane de olsa, dön dolaş, iki kitap birkaç günde bitiyor… Çok da değer verdiğim halde, imzalı kitapları az kaldı ki paralayayım gene… Ne olacak? Başka bir şeyler bulmak lâzım diye kitaplık raflarını tarassuta aldım ki karşıma bir başka tarihçinin; İlber Ortaylı’nın kitapları çıktı… Osmanlı’yı Yeniden Keşfetmek, Tarihin Sınırlarına Yolculuk ve Tarihin İzinde…

Hoca’nın da dili bilirsiniz, şerbetten de kıvamlıdır… Kaptırdım…

Bir paragraf oku, dön aldığın keyfin tadını çıkarmak için, bir daha üstünden geç… Enfes şeyler… Allahtan kitaplar paralanmadan, seçim geldi yetişti… Kitap rafındaki yerlerine sağlam kaldırabiliyorum…

Bu yaz gününde, cehennem sıcağında beyninizi haşlamadan, böyle bir kampanyadan akıl başta çıkmak, başka türlü galiba da çok kolay değildi… “Seçim zamanı, kitap mı okunur?” demeyin… Ben Trabzon’da müşteri beklerken, sokak lâmbasının altında kitap okuyan Rus fahişe de gördüm… O halde okunuyorsa, bu halde okunmaması kabahat… Aday olmak, zor iş ama onunki kadar da değil herhalde…

Seçim ne mi oldu? Kaybettik biliyorsunuz… Birkaç gün sonra mazbata meseleleri tekrar ortaya çıkınca, konuya döneriz belki! Belki de hiç dönmeyiz, önümüze bakalım, der; işin içinden çıkarız da Allah bilir… Vatana millete, hayırlı olsun…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.