1. YAZARLAR

  2. Ali Doğanbay

  3. Bir şey diyor yenilgi, yenilgisizliğine!
Ali Doğanbay

Ali Doğanbay

Afrika Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Bir şey diyor yenilgi, yenilgisizliğine!

A+A-

Sevgilim,
Bir zamandı eskice herhangi bir yerde,
Yoldan geçiyordu şehir ya da şehir sanki yolun kenarına yapılmıştı
Başka yapılmış hiçbir yeni şey yoktu şehirde
Herkes eskisinden yiyordu epey yaşlı olanlar anılarından
Parklara elden alınıp ele verilen tutuşmalar giremiyordu daha
Yalnız şarapçılar ve jiletçiler ve hırsızlar içindi her şeyin kıyısı
Sahilde tek türk çay bahçeleri vardı ve belediyeden ruhsatsız çay paraları
Okulun içinde bir kantin yoktu henüz ve çimensizdi toprağın yüzü
Ama vardı bir rahat ağacı Melih Cevdet’in usulca kendi halinde öylece
Kalem ve kağıt ve Türkçe’den bihaber daha
Ağacın bir kağıt edeceğinden de bittabi

Ancak porno filmlere kaçıp dördüncü derse yetişiyordu liseliler
Liseliler liselerde lisesizdi daha ve öğretmenler hep zevksizdi
Islıkla ve türküyle ıslanıyordu denizden gelen rüzgar
Rüzgar için ölünebilirdi neden rüzgar için ölüneceğini düşünmeden ama
O zaman rüzgar dediğin türkünün kandırması işte
Veya o türküyü söyleyen arkadaşın iç çekmesi
Hep kavgacıydı ve hep vurdulukırdılıkungfufilmleri sanki
Ve hala doğudan doğuyordu batıdan batacağı için güneş,
Anlamsızdı, yapraklar ve ağaçlar ve dalda herhangi bir çiçek,
Manasızca koşturan dalgalar görünüyordu denizlerde
Ama daha cümle içinde kurulmuyorlardı,
Kurulmuyordu kimse kimsenin karşısına oturup,
Öyle vakitsiz heyelan bir heyecanla geçiyordu saat,
Hep arkadaşından öğreniyordu saati
Ve kıkırdağı vardı sevmenin henüz çıt dese kırılmıyordu,
Kırmayı seviyordu zaman en fazla,
Hiçbir şairin adını bilmiyordu daha,
Hiçbir şarkının da belki,
Alkol meram için içiliyordu vakitöldürenşaraplarda,
Bir zamandı eskice herhangi bir yerde
Dişlerinin arasına çekirdeğin kabuğu girmemişti daha
Göze kirpiği kaçtı yalanıyla yalnız başına kendisini kandırmıyordu gözyaşı

Sen eldivensizdin cinayetlerinde henüz
Ürperten tüylerini kalbin sade gözlerindi
Sade gözlerindi demeye dilim henüz
Biliyor musun senden evvel ne güzeldi gözlerin
Gözlerin hala düşünsem ürpertir
Ürpertir de lakin bu defa kalbimin tüyünü değil derisini

Baktın ve olmaz dedin kravatsızlığıma
Ve gömleğin bir tarafının pantolondan bağımsızlığına
Baktın ve adam yerine koymadın
Senden ancak adam olmaz dedin ne aşkı ne sevmesi
Zaten o sıralar altı yüz elli yediye tabi bütün bakışlarda
Benden adam olmuyordu adam olmaz yasalar arasında

Ama inadı vardır adamın
Bilirsin ki sevmek de biraz adam olmaz bir iştir
Yasası da yoktur ve herkesin hukukunda ayrı cellatla durur
Dururdu gözlerin kokusuyla korkusuyla
Bana bakmamayı marifet sanıyordu o zaman gözlerin
Senin gözlerin herkesin gözleri olmamıştı daha

Bu da uğultusu olsun şiirin burasının
Bir öpmektir ki ancak ağlarsam duyulur tıngırtısı
Tıngır mıngır büyütmektir büyümektir ellerinde
En güzel yürüyüş gözlerini takıp elime yürümektir

İyi şeyleri iyi şairler anlatsın
Bütün güzel anılarını sevgilinin cemalinden esinlenerek
Esin bir kaynaktır bütün iyi hali göz önünde bulundurulup en iyi halle
Suçundan önce resimleri sonra bildiklerini yırtmış sevgililer
İyi anılmayacaksınız şiir koyuyor ambargosunu yaftasıyla
İyi şeyleri iyi şairler anlatsın
Ben zaten iyi zamanları anlatamam
Ey esin yolunda aldatmaya kucak açan sevgili
Bence düşünmeliyiz iyi şeylerin hepsini
Hepsini unutmamak için hatırlamalıyız
İyi şeylerin yazılmaması için iyi bir fikrim var
Gözlerini kapatmalısın ve evet insan yaşarken çokça gözlerini kapamalıdır
Hâsıl ve zuhur eden şeyler için

Hiçbir şey bana benzemiyordu sonra
Kırık bir ampule yazılmış yazık bir beste aşk
Seninle bir tren yolculuğu aşkımızın mazisi
Ağaçların ağladığını da gördüm elbette
Çiçeklerin Mayıs’ta baharı müjdelemediğini
Denizin ve rüzgarın ıslanmışlığını ve tuza bulanmışlığını
Ağlamadan nükseden bir sakatlık ayrılık cümleleri
Kıkırdağın kırılmasını gördüm
Ayıkladım da taşını hüznün elimde kalan sözü gördüm
En ince buhran en ince ayar en ince incesizlik gidişin onu da gördüm
Daha ne gördüm anlatmadıklarım da var
Duvarın dibinin ağladığını gördüm giderken
Elime kalemi ve Türkçe’yi bıraktın bunu da gördüm
Hadi bakalım dedin yaz hainliğimi ahir zaman içinde
Bunu duydum da yazamadım yazamadığımı çokça gördüm

Hep bu kadar çok verip hep bu kadar da çok almak ancak bir yalanın işidir
Sevmeye gerçekten inanıyor musun, yenilginin yengisi olmasın
Ya da yengisi en çok aldatmayla akraba olan
Bir tek aşkla akraba olmayan bir piç çocuktur sevmek
Herkes bir kere bir başkasını sapasağlam üzsün diye gelmiştir dünyaya
Ve milyonlarca kez yalan söylemek için, milyonlarca kez, yalan…

De ki bunu yazan
Göze kirpiği kaçtığı yalanını söylüyor gözyaşını saklamak için
Seni saklamak için yazıyor
—yazı dediğin nedir ki utancını saklamak değil midir-?
Bütün yaptıklarını saklayacak bir cama kandır yazdıklarım


Top oynarken çocukların kırdığı bir şansızlıktır,
Bir şansızlık işinin hediyesidir sevmek.
 
                                                                                                 Nisan/2008-Mezitli
 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.