1. YAZARLAR

  2. Ahmet Tolgay

  3. Bir tıp gecesinden izlenimler…
Ahmet Tolgay

Ahmet Tolgay

Kıbrıs Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Bir tıp gecesinden izlenimler…

A+A-

14 Mart Tıp Günleri Programı kapsamında 11 Mart’tan 25 Mart’a kadar Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği lokalinde düzenlenen etkinliklerde ve panellerde sağlık sorunlarımız tüm ayrıntılarıyla irdelendi. “Basın ve Sağlık” konulu panelin izleyicileri arasında ben de vardım. Ne yazık ki, sadece bir tek panele katılabilme olanağı buldum. Ama, bu tek panelden bile hayli aydınlanarak ve sinerji yüklenerek ayrıldım. Basına dönük ve basın mensubu katılımcıların yer aldığı bu panel, hafta boyunca irdelenen konuların genel bir panoraması şeklinde gerçekleşti. Diğer panellerin konu başlıklarının tümüne yakını bu panele yansımıştı. 

Tabipler Birliği yetkilileri, değerli yerli ve davetli uzmanların katılımıyla düzenlenen panellere medyamızdan bekledikleri ilginin gelmemesinden yakınmakta haklıydılar. Yapılan anketler de göstermektedir ki, medyamızda en fazla ilgiyi çeken konuların başında her zaman sağlık gelmektedir. O nedenle, panellerin yeterince izlenmemesi ve medyamıza yansıtılmaması, medyamızın genel okuyucu beklentisine de ters gelen bir durumdu.
    *      *      *

Özel ve devletsel sağlık hizmetlerinin karşılaştırıldığı tartışmalar sürerken ben şu kanıya kesinlikle vardım ki, bu ülkede her şey özelleştirilse bile, devletin elini sağlıktan hiç çekmemesi ve bu hizmetin lokomotifi rolünü oynaması gerekir. Özel hastanelerimiz sağlık turizmini gerçekleştirsinler, parası ve sigortası olanların tedavisini kedilerine özgü yöntemleri ve faturalarıyla yapsınlar. Ama genel sağlık sigortasından yoksun olduğumuz bu ülkede, yoksul ve sabit gelirli halkın genel sağlık güvencesi, devletin hastaneleridir.

O nedenle kendi hastanelerini çağdaş sağlık hizmetinin verilebileceği sağlık kurumlarına dönüştürme yükümlülüğünden devlet kendini hiçbir zaman soyutlamamalı ve bu hizmetlerin bütçedeki payı yükseltilebildiğince yükseltilmeli. Sosyal devlet anlayışının gittikçe yitirildiği ülkemizde, hiç değilse devletin hastaneleri sosyal sorumluluğun göstergeleri olarak ayakta tutulabilsinler.

Çağın gereksinimlerinden söz ederken, artık günün koşullarına yanıt veremeyen devlet sağlık tesislerinin de ya ciddi şekilde elden geçirilmesi, ya da yerlerine yenilerinin yapılması gerekir. Örneğin 1960’ların koşullarına ve vizyonuna göre inşa edilen Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’nin işlevini giderek yitirdiğini ve yerini daha modern bir yapılaşmaya bırakma ihtiyacının doğduğunu vurgulayan çeşitli örnekler gösterildi.

Yarım yüzyıl öncesinin koşullarına göre inşa edilen bir merkezi hastane… İçindeki yetersizliklerin yanı sıra; otopark sorunlarından tutun, daralan yollarından ve 32 santim yüksekliğindeki kaldırımlarına dek pek çok olumsuz faktörüyle, tıbbi müdahaleye ve tedaviye en hızlı biçimde ulaşılmasını engellemektedir. Her hastanenin 35 yılda misyonunu tamamladığına ve yeniden sil baştan yapılandırılması gerektiğine dair uzman görüşleri var.

O nedenle, yeni meclis binası yapmaya karar veren politikacılarımızın bu kararlarını yeni bir devlet hastanesi yapılması lehinde bir kez daha gözden geçirmelerinde yarar var…         
    *      *     *

Sağlıksız ortamı ve yığınla hastalığı tetikleyen sorunlarımızın başında çevre duyarsızlığının geldiği, o gece de ayrıntılı biçimde vurgulandı. Zaten çevrenin düzgün olmadığı ortamda sağlık düzgün mü olur?.. Toprak zehirlendi, yer altı su kaynakları kirletildi, soluduğumuz hava ölümcül gazlarla yüklendi. Çevremizde ruh sağlığımızı da bozan durumlar ve görüntüler gittikçe çoğalıyor. Sadece bugünün kuşağı değil, gelecek kuşaklarımız da çevre ve doğa sorunlarımızın büyüyen tehdidi altında. Dünya kanser olayları sıralamasında 5’inciliği almış durumdayız. Her gün kayıtlara geçen yeni birkaç kanser olayı ve her gün kanserden yitirdiğimiz insanlarımızın dinmeyen acısı…

Bu durumu tetikleyen başlıca faktör de çevresel ve doğasal katliamlarımız.

Tüberküloz olaylarındaki artış toplumdan gizleniyor mu?.. Bulaşıcı hastalıklar taşıdıkları, Hepatit B’li oldukları saptandıkları halde otellerde ve restoranlarda çalışanlar var.

 

Kaynak: Kıbrıs Gazetesi

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.