1. YAZARLAR

  2. Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

  3. Bir validen diğer valiye…
Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Afrika Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Bir validen diğer valiye…

A+A-

“Bunlar beslemedir” demişti birileri çok yakın zamanda, bizim için…

Çünkü onlara göre, gönderiyorlar biz oturduğumuz yerde yiyorduk…

Öyle ki fakir halklarından topladıkları vergilerle, vergileri veren Anadolu insanından çok daha iyi şartlarda yaşıyorduk ve bunu hak etmiyorduk.

Ki ekonomik paketler adıyla, bir de İrsen farkıyla sıktıkça sıktılar kemerlerimizi.

Daha da sıkacaklar.

Eğer birileri birilerinin imkanlarını zorluyorsa…

Eğer birileri, birileri hakkında iş yapma hakkına sahipse…

Hele de kemerlerini sıkıyorsa…

Dolandırmaya gerek yok, kendisi için eylem yapılanlar suçludurlar…

Yani kemerleri başkalarınca sıkılan bizler…

Çünkü onlara hem para gönderme, hem söz söyleme hakkını veren bizleriz.

Gelelim esas meseleye…

Osmanlı çekip gittikten sonra…

İngiliz buraları sahiplendi…

Derken dünya savaşı patlak verdi…

Ve Kıbrıs köylüsü, kasabalısı hiç ilgileri olmadığı halde kendilerini savaşın tam ortasında buldular.

Kıtlık vardı.

Babam anlatıyordu o sefil günleri…

Babası yani dedem Ramadan Hoca Osmanlı’yı tutardı, Osmanlı Almanya’yı tuttuğu için…

Bir gün İngiliz’ler dedemin bahçesine gelerek arama yapmışlar…

Maksatları hem Alman yandaşlarına korku vermek, hem de aldıkları bir ihbarla Alman’a verilen haberlerin kaynağı telsizi bulmak…

Oysa ki yoktu öyle bir şey…

Her neyse…

Konum ne dedem ne Almanlar…

Tarlalarda ekin ekerlerdi o dönemde…

Ve babam hep güneş altında oraklarla ekinleri biçtiklerinden bahsederdi…

Yıllar sonra ne orak kaldı ne ekin…

Balıkçılık, bakkalcılık, meyhanecilik, memurluk vardı oraklardan yani dünya savaşından sonra…

Bu saydığım işler koşullara göre değişen mesleklerdi…

Mesela bizler 1963 sonrasındaki esaretimizle birlikte babutsa satarak geçindik…

Bir ara babam bakkaliyecilik yaptı ve bir sürü iş denemesinden sonra herkes gibi esas mesleği mücahitlik oldu.

Denktaş gibi avukat İhsan Doktor gibi doktor olanlar da az değildi ancak belliydiler…

Babamın anlattığı 1963’e kadar olan dönem böyleydi…

Herkes kendi bilgisi ve aklına göre bir meslek sahibi olarak yaşamını idame ettirirdi ama 1960’a kadar idare İngiliz’indi…

Bir bakıma bağımsızlığımıza kadar başımızda vali vardı…

Sonra…

Kıbrıs Cumhuriyeti…

Başımızda kendimizi özgür hissedeceğimiz cumhurbaşkanımız ve muavinimiz vardı.

Topu topu üç yıl sürdü bu özgür hissetme dönemi…

Ve bildik olaylar.

 Bugün işbirlikçilerin kuzeydeki yapıya taktıkları yakıştırma,  “ özgür bölge” .

İşte o “özgür bölge” nin Karpaz’ında bir açılış vardı…

Bir tarafta İrsen,  diğer tarafta onun valisi…

Bunlar beslemedir” diyenler o valiyi gönderenlerdir…

Ve o valinin yanında duran İrsen gözümüzün içine baka baka,  “KKTC halkının geleceği, açıktır aydınlıktır” diyordu valisine “iyi söyledim mi”  sorar gibi.

Dünle bugün arasında fark var mıdır?

Dün orak vardı bir de İngiliz vali…

Bugün irsen bir de Türk vali…

O zaman sormalar mı, madem bir valinin kucağından diğerininkine gidecektik…

Neydi bu telaş?

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.