1. YAZARLAR

  2. Ahmet Tolgay

  3. Bir zamanlar Kıbrıs’ta akıl hastası olmak!..
Ahmet Tolgay

Ahmet Tolgay

Kıbrıs Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Bir zamanlar Kıbrıs’ta akıl hastası olmak!..

A+A-

Sıradan bir röportajı okur gibi başlamıştım… Görünüşte bu röportaj 39 yılını akıl hastalarına adamış emekli bir hemşirenin yaşamından kesitler vermekti… Ama röportajı okudukça satır aralarında karşıma kabus gibi dikilen tüyler ürpertici anılar, bir zamanlar Kıbrıs’ta ruh ve sinir hastası olmanın “Cehenneme kapatılmayı” hak etmek anlamına geldiğini belletti bana. “Hasta hakları mı?” dediniz?.. Lütfen güldürmeyin beni!..

Psikiyatri biliminin henüz gelişmediği ve akıl hastalarının çok ilkel bir anlayışla “İçine şeytan girmiş toplum dışı yaratıklar” olarak algılanıp buna göre barbarca muamele gördüğü evrelere dair çok yazılar ve öyküler okumakta, bir o kadar da film izlemekteyiz. Ama insanlığın utanç tarihinin derinliklerinde kalan bu anlayışı dışımızda üretilen gözlem yazılarında ve görsellerinde aramamıza ne gerek var?.. İşte o anlayış çok yakınımızda, hatta içimizde de zavallı hastaların üzerinde barbar etkisini göstermiş. Bunun günümüzdeki açıklaması da “Ne yapalım, o zamanlar tıp henüz gelişmemişti…”

“Tıbbın henüz gelişmediği” o dönem ise günümüzün sadece 40 – 50 yıl öncesi!..  Bu dönem, “Bir zamanlar Kıbrıs’ta ruh ve sinir hastası olmak” ana başlığı altında mutlaka mercek altına alınarak araştırılmalı. Kesinlikle o dönemde yapılanların sorumlusu olmayan ama anılarının bir bölümünü anlatmakla gizli kalmış ülkesel acı gerçeklere biz araştırmacıların dikkatini çekmeyi başaran emekli hemşireye müteşekkir olmalıyız…
     *      *      *

Önce ortaklık cumhuriyetinin “Akıl Hastanesi” olarak nitelendirilen kurumunda, toplumlararası çatışmaların başlamasından sonra da Türk yönetiminin aynı nitelikli hastanesinde hizmet veren emekli hemşirenin 39 yıl sürdürdüğü mesleğinin ne kadar zor olduğunu açıklayabilme adına satır aralarına sıkıştırdığı yaşanmışlıklar, bir zamanların tedavi yöntemlerine ışık tutuyor.

Elektrikle şok verme!... Şizofrenleri insülin iğnesiyle etkisizleştirme!.. İnsülinden komaya girilip girilmediğini saptayabilmek için kendinden geçmiş hastanın tabanının altını çizme!.. Bu çizimden sonra başparmak kalkarsa koma hali kesinleşirmiş!.. Çözüm mü?.. Kendinde olmayan hastanın boğazından aşağıya bol şekerli çay boca ederek onun bedeninde sıfırlanan şekerini yükseltme!.. Dışkıları arasında anadan doğma gezinen hastalar!.. Erkek hastayla cinsel ilişkiye girme fırsatını yakalayan hasta kadının hamile kalıp kalmadığını anlayabilmek için onu haftalarca aldığı ilaçtan yoksun bırakma!..

Dört dörtlük, titreten bir dram filminin yarı belgesel senaryosu üretilemez mi bu yaşanmışlıklardan?.. Üretilebilir… Ve o senaryo, işini bilen bir yönetmenin eline verilirse Jack Nicholson’a Oscar kazandıran ünlü “One Flew Over The Cuckoo’s Nest” (“Guguk Kuşu”- 1975) filmine taş çıkartan bir görsel yapıt kotarılır!..

Aralık 1963’deki olaylardan sonra halkın “Tımarhane Tepesi” olarak andığı mevkideki hastanede 123 Türk hasta kaderlerine terk edilir… Türk bölgesindeki hastane zor koşullar altında hizmete konur. O günün koşullarında o hasta topluluğu bizim bölgeye getirilse bakılabilmeleri olanaksızdı. Zaten bizim hastanenin halinin güneydeki hastaneden daha beter olduğunu yine emekli hemşirenin söylediklerinden anlıyoruz. 1974 savaşında halkın “Tımarhane Tepesi” dediği stratejik bölgenin bombalanmasından sonra orada kaderlerine terk edilen Türk hastalardan umut tümüyle kesilir. Hoş, zaten hiç kimse umut bağlamamıştı ki o zavallı unutulmuş insanlara!.. Alın size işte yaşanmış bir gizli toplumsal trajedinin final sahnesi: Bombardıman altında yok olan ruh ve sinir hastaları!..
     *      *      *

Tüm bunları buraya kadar yazdıktan sonra aklıma şimdi bir şey takıldı: Bizim bugün “Modern” diye nitelendirdiğimiz, kimi zaman duvarları dışına kaçan hastalarının ölü bulunduğu Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanemiz… Farkında mısınız?.. Sağlık hizmetlerimizin her yönünü araştırma ve tartışmalarımıza açık tutar, o konularda bolca haber ve yorum üretiriz… Bu hizmetlerin hiç ilgilenmediğimiz ve tabu saydığımız tek kesimi ise ruh ve sinir hastalarının tedavi ortamı. Anlattığım o acı olayların üzerinden yıllar geçti. Ama ruh ve sinir hastalarımızın toplumdan dışlanmışlığı ve unutulmuşluğu bugünkü koşullarımızda da hala sürmüyor mu?..        

Kaynak: Kıbrıs Gazetesi

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.