1. YAZARLAR

  2. Ahmet Tolgay

  3. Bir zamanlar Londra…
Ahmet Tolgay

Ahmet Tolgay

Kıbrıs Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Bir zamanlar Londra…

A+A-


Her öykünün bir kaleme alınma vesilesi vardır. Bizi bir zamanların Londra’sına götürecek olan bu öykünün vesilesi de, işte telefondaki o sitem yüklü üzgün sesti. Vurgularında İngiliz aksanını açıkça duyumsatan bu ses, sahibinin uzun yıllar İngiltere’de yaşamış Kıbrıslı Türklerden birine ait olduğunu ele veriyordu. İçimizdeki kimi kişilerin Londra’dan gelen toplumsal sorunlarımızla ilgili yorumları ve değerlendirmeleri “hariçten gelen gazeller” şeklinde yorumlamasını ve oradaki Türkleri burada olup bitenlere lüks içinden ve sorumsuzca burnunu sokmakla suçlamasını içine sindiremeyen Niyazi Atahasan en sonunda sabrının taştığı bir yerde telefona sarılarak bana şunları söylüyordu:

“Londra’daki Türkleri kimse harici bir unsur olarak görmesin. Bu çilekeş unsur öz be öz buradaki Türk halkının parçasıdır. Oradaki Türk yürekleri kimi zaman farklı tonlarda olsa bile hep Kıbrıs için atar. Keder ve kıvanç birliğinin ne demek olduğunu çok iyi bilirler. 1950’lerden beridir de her an Kıbrıs’taki halklarıyla keder ve kıvanç birliği içinde olduklarını kanıtlayan en içten davranışlarını sergilerler.”

Kulaklarıma ve vicdanıma haklı bir isyanı taşıyan bu telefon dinletisinden birkaç gün sonra Niyazı Atahasan’ın Boğazköy’deki villasındaydım. Londra’dan getirtilen klasik ve göz alıcı mobilyalarla döşenmiş salonda Niyazi Bey’in güleç yüzlü eşi Ergazi kökenli Lema Hanım’ın servis ettiği fırından yeni çıkmış Kıbrıs pastalarının ve İngiliz stili sütlü çayların eşliğinde zamanın nasıl aktığını sezmediğimiz bir sohbetin derinliklerine dalıyoruz. Çok yoğun, çileli ve ödüllerle dolu bir iş yaşamının ardından şimdi ülkemizin bu sakin köşesinde emeklilik dönemini yaşayan konfeksiyoncu Atahasan, sevgili eşinin büyük desteğinde, bir zamanlar Londra’nın kartallarındandı. Kıbrıs Türk halkının en zor günlerinde örgütleyici bir iş adamı olarak nice dayanışma ve yardım kampanyasında etkin söz sahibi olmuştu. Bu vurgulamalarımın altına, bizim eski siyasetçilerimiz, gazetecilerimiz ve iş adamlarımız dahil imzasını atabilecek bellek ve gözlem sahibi çok kişi vardır. Londra’nın zenginler ve seçkinler bölgesi Winchmore Hill’deki “Atahasan Konağı”, Türkiye’den, Kıbrıs’tan ve İslam ülkelerinden İngiltere başkentine giden önemli kişilerin ağırlandığı lüks ve konuksever bir Türk mekanıydı. Niyazi Atahasan Londra’nın bu çok özel bölgesindeki günlerini anlatırken “İngiliz Kraliyet ailesinin golf oynadığı saha bizim evin arkasındaydı. Evimizin üst katlarından golf oynayan Kraliçe Elizabeth’i ve aile bireylerini izlerdik” der.

Atahasan Baf Kasabası doğumlu. Hayata terzi olarak atılır. İkinci Dünya Savaşı sonrasının büyük ekonomik sıkıntıları nedeniyle Kıbrıslı Türklerin Londra’ya göç hareketinin başladığı o dönemde ustası Salih Tamer de bu fırtınanın içinde İngiltere başkentine savrulur. Kıbrıs’ın İngiliz sömürgesi olduğu ve İngiltere’ye göçün çok kolaylaştığı bu günlerde Niyazi Atahasan da bir gün kendini Londra’daki ustasının yanında buluverir. Yıl 1953… Niyazi Bey henüz 17 yaşında. Londra iş hayatına ustasının terzi dükkanında başlayan Baflı genç, savaştan yeni çıkmış, ekonomisini yeniden düzenlemekte olan ve büyük işgücü sıkıntısı yaşayan bu ülkenin bir fırsatlar beldesi olduğunu saptamakta gecikmez. “Düşün ki ben ilkokul mezunuyum. Ama önümde açılan büyük şansların kapısını görebildim” diyor. Görgüsünü genişletmek için gündüzleri Regent Otel’de götür–getir işlerinde çalışmaya başlar. Geceleri ise okula gider diğer birçok göçmenin yaptığı gibi… Kısa sürede İngilizcesini ilerleten ve Londra’yı ayrıntılarıyla tanıyan Atahasan kendi işini kurmaya karar verdiğinde Ergazi’den Londra’ya ablasının yanına gitmiş olan Lema Hanım’la tanışmış ve evlenmiş durumdadır. Hızla büyüme sürecine giren konfeksiyon şirketlerini adlandırırken, sevgili eşinin adından esinlenir:

LEMAVA FASHIONS…

60’lı yılların başında Londra’daki en başarılı birkaç Türk işadamının arasına katılan Niyazi Atahasan, bunun sırlarını şöyle açıklıyor:

“Birincisi çok çalışıyorduk. Geceli gündüzlü. İkincisi ise satış kampanyalarımız ve ihracat potansiyelimizdi. Savaşın sıkıntılarını artık atlatmaya başlayan İngiliz halkında özenli giyim zevki başlamıştı. Erkeklere, kadınlara ve çocuklara hitap eden kaliteli ama ucuz giysiler üretiyorduk. Hükümet ihracatı da teşvik ediyordu. İngiliz markası olarak dış ülkelere ihraç etmeye başladığımız ürünlerimiz geniş bir pazar tarafından adeta hortumlanıyor ve biz üretime yetişemiyorduk. Konfeksiyon fabrikamda çalıştırdığım göçmen Türklerin ve Rumların özverisini de burada teslim etmeliyim.”

O günlerde Londra’da “Akşam” gazetesini temsil eden gazeteci Metin Çatan, “Londra’da Zengin Olan Türkler” başlıklı seri röportajlarının birinin başlığını, 7 Haziran 1969’da, “Niyazi Atahasan otel işçiliğinden fabrikatör olmuş” şeklinde atar. Sararmış eski gazete kupürlerini inceliyorum. Çatan uzun yazısında, bir kişisel yükselişin Londra’daki ekonomik etkilerini anlatırken şu olaya da yer veriyor:

“Niyazi Atahasan, Türkiye’yi ve Kıbrıs’ı çok seven bir iş adamı. 1968 yılı başlarında bir İngiliz firmasının Rum direktörü BBC televizyonunda Türkiye’ye atıp tutunca çok kızar. Kendi firmasıyla bu İngiliz firması arasında olan bir ticari anlaşmayı 25 bin sterlin zararına derhal iptal eder. Bu hareket, Avrupa’daki Türk iş adamlarının ilk ticari protestosu olmuş ve Londra’daki Türk iş adamlarının birleşmesinin başlangıcı kabul edilmiştir.”

Atahasan’a feda ettiği 25 bin sterlinin o günlerdeki değerini soruyorum. “5 bin sterline lüks semtlerde bir villa sahibi olabilirdiniz” diyor. Kıbrıs’ta 1963’de başlayan toplumlararası çatışmaların en büyük acısı Londra’daki Türkler arasında yaşanır. Adadaki ana toplumla dayanışma söz konusu olduğunda Atahasan gönüllü olarak kendini örgütlenmelerin içinde bulur. Önceleri Kıbrıs Türk Cemiyeti’nin yönetim kurulu üyesidir. Daha sonra bu cemiyetin başkanı ve arkasından da fahri başkanı olur. Atahasan, örgütlenmelerinin o günlerdeki yansımalarını özetliyor bana:

“Toplumun Londra’daki resmi temsilcisi Ahmet Gazioğlu’dur. Örgütümüz onunla sıkı bir işbirliğindedir. Dönemin TC Büyükelçileri Zeki Kuneralp ile Haluk Bayülken de örgütlenmelerimizde bize içten destek verirler. Yardım kampanyalarımızda büyük paralar toplanır. Bu paraların büyük bölümü ihtiyaçlı soydaşlarımız için Kıbrıs’a gönderilirken bir bölümü de mücahitlere silah sağlanabilmesi adına Londra’daki TC Büyükelçiliği’nin askeri ataşesine teslim edilir. İngiltere’den Erenköy direnişine gönüllü giden gençlerin tüm organizasyonunu biz yaptık. Kıbrıs’a ulaştırdığımız giysi yardımının haddi hesabı yoktur. Uçaklar dolusu… Bizzat kendi cebimden harcadığım parayla uçak dolusu kutu sütünü Kıbrıs’a gönderdim. Adadaki soydaşlarımızla çok yakın temasta olan Cemiyetin parasal gücünü artırmak için bir sinema salonu kiraladık ve İstanbul’dan getirttiğimiz filmleri insanlarımıza sunduk. Zaten Yeşilçam filmlerine meraklı olan Türkler akın akın sinemaya gelmeye başladılar. Tanınmış artistleri davet edip düzenlediğimiz galalardan ve konserlerden büyük gelir sağladık. Kurduğumuz propaganda örgütünde Cemiyetin genel sekreteri gazeteci Necati Sağer ve Kıbrıs’tan tekrar Londra’ya dönen Osman Türkay çok etkindiler. Türkay, ‘Vatan’ gazetesinde birkaç imza altında ateşli yazılar yazmakta, herkesi Kıbrıs’taki varoluş mücadelesiyle dayanışmaya çağırmaktaydı. Türkiye’nin ‘Kendi Uçağını Kendin Yap” kampanyasını destekledik. 1968’de normalizasyon koşulları başlayınca Kıbrıs’a charter uçak seferleri koyduk. Uçaklar dönerken hasta Türkleri getirdiler. Onları orada tedavi ettik.”

1968’den sonra Atahasan’ı Londra’daki Kıbrıs Türk İslam Cemiyeti’nin başkanı olarak görürüz. Bu kez işbirliği yaptığı ekipte Nakşibendi Şeyhi Nazım Efendi ile iş hayatında yükselmeye başlayan Ramadan Güney vardır. Türkiye’nin güçlü isimlerinden Korkut Özal ve İslam dünyasının liderleri destekçileridir. Hüseyin Ateşin de kimi zaman Londra’daki faaliyetlere katılmaktadır. Londra’daki Türklere ibadet ve toplanma yeri sağlayabilme adına Doğu Londra’nın Oldgate bölgesinde önce bir mescit açılır. Bunun arkasından Shakerwell Line’daki sinagog Musevilerden satın alınarak camiye dönüştürülür. Ramadan Güney başkanlığında oluşturulan vakıf, Dawston’daki camiyi inşa eder. Ben bunları Atahasan’dan dinlerken eşi Lema Hanım yakınır: “O günlerde Niyazi’yi evde kim görürdü!” Ben de, 1979’da Kıbrıs’a kesin dönüş yapan ailenin bu özverili kadınına “Artık burada birlikteliğin mutluluğunu yaşayınız. Geçmişin onurlu anıları size huzur versin” diyorum. (Fotoğraflar: Niyazi Atahasan 1968 – Kıbrıs direnişine para toplama kampanyası – K. T. Cemiyeti üyeleri TC Londra Büyükelçisi Haluk Bayülken’le birlikte.)   

 

Kaynak: Kıbrıs Gazetesi

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.