1. YAZARLAR

  2. Fatih Akın

  3. BİRAND’I DARB EDECEKLERDİ BİZ KAÇIRDIK
Fatih Akın

Fatih Akın

Empatik Bakış
Yazarın Tüm Yazıları >

BİRAND’I DARB EDECEKLERDİ BİZ KAÇIRDIK

A+A-

Hayata gözlerini yumdu ama gazetecilik alanında yarattığı devrimle Türk basın dünyasında silinemeyecek kadar büyük bir iz bıraktı Birand.

Onunla aynı fikirde olunsun veya olunmasın, aslında yeni yetişen gazetecilere bir hoca olarak da çok fazla şeyler katan bir ustaydı.

Batılı tarzda medya anlayışını Türk basınına uyarlayan belki de en önemli kişiydi.

Bundan dolayı da her zaman Avrupa çizgisine yakın bir gazeteciydi.
Hatta Avrupa Birliği’ni en çok savunan kişilerden de birisiydi.
Manşet Kıbrıs Programı’nı da bundan dolayı yaptı. Kıbrıs sorununu bütün bir dünyaya Manşet Kıbrıs Özel program serisiyle anlatacaktı. Program Yunanistan’da, İstanbul’da, Kıbrıs Rum Kesimi’nde ve KKTC’de Doğu Akdeniz Üniversitesi’nde yapılacak dört canlı yayın serisiyle ele alınacaktı.

DAÜ’de hummalı bir çalışma başladı. O dönem itibariyle de okul televizyonunun ve gazetesinin en çok koşturan birkaç kişisinden birisi olarak da canlı yayında aktif görev alacaktım. Okul Haber Merkezinin Editörü olarak da Mehmet Ali Birand ve ekibiyle ortak bir canlı yayın gerçekleştirecektik.

Program benim için çok ilginç psikolojileri de beraberinde getiriyordu aslında. Çünkü Kıbrıs benim için öğrenim görmek için gittiğim bir adadan çok başkaydı. Öğrenciyken, danışmanken, gazeteci ve yazarken de hep öyle oldu. Milli değerlerimi okşayan, ama adanın yerleşik halkı yani asıl sahiplerinin yaşadıklarını asla inkâr edemeyeceğim bir empatiyi kurdurtan cinstendi bu duygular.
Çünkü aslen adalı olmasam da içimin bir tarafı hep adalı gibi hissetmeme neden oluyordu.

Diğer bir taraftan da usta gazeteci Birand’la ortak bir canlı yayın gerçekleştirmenin eşsiz heyecanı.

Bu duygu yoğunluğu içerisinde canlı yayında program konuşmacılarından birisi olacaktım.
Birand, KKTC’ye gelmeden önce öyle bir üç program yapmıştı ki, KKTC’de kesinlikle olaylar çıkacağını hissetmiştim aslında. Okul yönetimine de bu konuda uyarmıştım. Kavga çıkma ihtimali çok yüksek olan tarihi bir programda konuşmacı olacaktım.

VE İŞTE O GECEDE YAŞANANLAR:

Birand, Kıbrıs meselesinin hassas sinir uçlarını bilerek Kıbrıs’a geliyordu. Bundan dolayı da adada gözler önüne sermek istediği bir süreç vardı aslında. O dönem çok fazla hak veremesem de, hatta tamamen karşı olsam da aslında bugün fazlasıyla haklı olduğu yerler de var diyebiliyorum.
Programda kavga çıkmaması adına yumuşak bir dil kullanacaktık. Okul yönetimi de çok hassas bir yönetim anlayışı sergiliyordu. Konuşmacı sayısı da bundan dolayı sınırlı tutulmuştu. Ama bu konsept Birand’ın program anlayışına çok aykırıydı.

Birand seyircilerin arasına girer, konuşma yapması önceden belirlenen değil de, kendisinin en çok konuşmasını istediği kişilere mikrofonu uzatırdı. Okul benim adımı konuşmacılardan birisi olarak Birand’a vermişken bu şekilde programda konuşmam imkânsız hale gelecekti. Birand, canlı yayının yapılacağı salona girmeden önce, program yöneticileri Birand’ın bu şekilde bir program yapmayacaklarına dair okul yönetimini sürekli uyardılar. Onlara göre Birand, kesinlikle bu formatta bir yayın yapmazdı. Gerçekten öyle de oldu.

Canlı yayının yapılacağı salona seyirci olarak alınmak istenmeyen bir seyirci kitlesi varmış dışarıda. Birand yayın öncesinde bunları görmüş, onları dinlemiş…
Ardından bir anda canlı yayının gerçekleşeceği salonuna -bu yayını yapmayacağını söyleyerek, hatta bağırarak- girdi.
“Benim programımda herkes konuşacak” diyordu. Programın formatı bir anda değişti. Hatta programın iptal olması bile gündeme geldi. Ama iptal olamazdı bütün bir dünya bu canlı yayını bekliyordu ve sadece birkaç saat kalmıştı. Birand öyle bir sinirlenmişti ki o sinirle konuşmacı olarak listede adı geçen kim varsa belki de bu kişilere program boyunca hiç mikrofon bile uzatmayacaktı.

Bunu bildiğim için ben de son anda aldığım bir kararla programa canlı yayına konuşmacı olarak katılmayacaktım. Bir gazeteci olarak gecenin canlı yayındaki röportajlarını yapmaya karar verdim. Okul yönetimi de benim gibi düşündüğü için mikrofonu elime aldım ve gerek kamera önünde gerekse kamera arkasında yaşanan bu tarihinin bir parçası oldum.

Birand çok sinirlenmişti. Kendisiyle röportaj almak isteyen bütün basın mensuplarını geri çeviriyor ve o sinirle kimseye röportaj vermiyordu. Küçük bir Ali Cengiz oyunuyla Birand’ı da şok edip kendisini röportaja almıştım. Birand duymak istediğim her şeyi mikrofonuma anlatıyordu. Konuşmacı olarak amacıma belki ulaşamamıştım ama bir gazeteci olarak gerçekleştirmek istediğim röportajı Birand’ı da şok edercesine bir başarıyla tamamlıyordum. Canlı yayındaymış gibi bir üslupla Birand’ı kandırıp koluna girmiş ve kadrajdan kaçmasını engelleyerek röportajı almayı başarmıştım… Usta gazeteci her hangi bir röportaj vermek istememesine rağmen başarıyla gerçekleştirdiğim bu röportajdan dolayı bana iş teklifinde bulunuyor ve kendisiyle çalışmamı istiyordu. O an için çok etkilendiğim bir teklifti. Belki de hayatımın fırsatıydı.


BİRAND’IN AMACI KONUŞTURMAKTI

Programda adaya neden barışın gelmediğini kim anlatmak istiyorsa Birand mikrofonu ona uzatıyordu. Programda ortam iyice gerildi. Birand son noktayı koyarak programı yarıda kesti…
Kıbrıs’a barışın neden gelmediğini şimdi bütün dünya gördü cinsinden bir söylemle canlı yayını bir anda bitirdi.
Ortalık bir anda karıştı. Yayın kesilmişti. Seyircilerden Birand’ı darb etmek için saldıranlar olduğu an bizler Birand’ı hemen güvende olacağı bir ortama kaçırdık. Birand Kıbrıs Türkü’nü ve Kıbrıs meselesini provoke etmekle suçlanıyordu. Bulunduğu odada güvenlik tedbirleri iyice artırılmış odaya kimsenin girmesine izin verilmiyordu. Ne olursa olsun çok sakindi. O gece o yayında yaşananlar televizyon ekranlarından kaç defa tekrar tekrar gösterildi bilemem ama adada yaşanan sorunlar bütün bir dünyanın gözleri önüne serildi.

İşte bundan dolayı da o geceden sonra Kıbrıs meselesine ilişkin çok şey değişti.
Kıbrıs’ta hiç konuşulmayan şeyler o geceden sonra konuşuldu. O dönem canlı yayın salonuna alınmak istenmeyen ve barışı kesinlikle kendilerinin getireceğini iddia eden bir siyasi anlayış, 14 Aralık Genel Seçimleri, Annan Planı Referandum süreçleriyle birlikte barış için iktidar koltuğuna oturdu. Gerek Rumla gerekse bütün bir dünyayla mücadele etti.
Aslında sonuç olarak yine dediğimiz noktaya gelindi. Ne barış geldi ne de sorunlar bitti. Çünkü adada yaşananlar havanda su dövmekten ibaretti.

Tam teslimiyet gerçekleşmediği sürece adaya asla barışın gelmeyeceği kesinleşti. Referandum süreciyle kesinlikle barış istemeyen tarafın Rum tarafı olduğu da tescillendi. Kıbrıs’ta kim iktidar olursa olsun Kıbrıs meselesinin asıl nedenlerinin hep yurtdışı kaynaklı olduğu bir kez daha gözler önüne serildi. Bundan dolayı Manşet Kıbrıs Özel Programı’yla Birand adada da büyük izler bıraktı.

Geride bıraktığı eserler ve yetiştirdiği gazetecilerle bu toplum onu asla unutmayacak.
Ruhun şad olsun basın dünyasının büyük ismi.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.