1. YAZARLAR

  2. Dr. Nazım Beratlı

  3. Biraz da başka şey konuşmak
Dr. Nazım Beratlı

Dr. Nazım Beratlı

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Biraz da başka şey konuşmak

A+A-

Türkiye’deki seçim kampanyasını takip ediyor musunuz? Belki bütün delikanlılığım orda geçtiğinden, belki de Türkiye’yi yönetenlerin Kıbrıs’a etkisinin boyutlarından, ben ilgi ile izliyorum. Orada yaşadığım uzun yılların verdiği deneyimle, sanırım bir başka gözlükle bakmayı da becerebiliyorum. Çünkü, “Türkiye’yi yaşamak”, hiç de sanıldığı gibi üç büyük şehir kaldırımı çiğnemekle mümkün olmuyor. Çiçek Pasajı ve Navizade’deki meyhaneleri, bilmek; Cadde-i Kebir’deki İnci Pastanesi’nde Profiterol, ya da Saray Muhallebicisi’nde burma kadayıf’a yazılmak nasıl İstanbul’u “bilmek” gibi bir sonuç doğurmazsa, Kordon’da Kumru, Kemeraltında Yumurta/boyoz; veya Sakarya Çarşısı’nda Arjantin Birası ile midye tava yemek de Ankara ve İzmir’i öğrenmek sanılmamalı…

Ve Türkiye’nin ruhu, halâ kırsal bir toplum olarak, taşra’da yatmaktadır. Genel sosyoloji bilimi ile hiç de çelişmemekle birlikte, evet, ileri değerler, sanayiden etkilenerek şehirlerin işçi mahallelerinde, geleneklerden süzülerek köylerin bir kısmında yaşamaktadır ama kasaba tutuculuğu, gene de asıl belirleyici etkin güç olmaya devam ediyor. Tabii “ileri güç” derken ne kastettiğinizle ilgilidir bu… Eğer, “ilerlemekten” kasıt, fıcırığı çıkmış bir takım modernist simgeler ise bu genel doğru Türkiye’de yer bulmaktadır. Ancak, gerçek bir toplumsal ilerleme, daha yüksek milli gelir, daha demokratik bir toplum gibi değerlerden bahsetmekteyseniz, meseleye düz mantıkla baktığınızda, şaşkınlığa uğramanız mümkündür. İşte tam o noktada, Prof. Küçükömer’in kırk yıl önce ileri sürdüğü bir önerme, karşınıza çıkar ve hoca, rahmet ister: “Bizde sol sağ, sağ da soldur…” demişti üstat…

Gerçekten de Türkiye’de toplumu ilerletmek için her hamle, orada sağ denilenlerden gelmiştir. Karayolları’nın geliştirilmesi, sanayileşme atağı, Boğaz Köprüleri, paranın serbest bırakılması, kentleşme… Enerji yatırımı olarak barajlar… Hepsi de sağ yönetimlerin ileri sürdüğü, ve sol denilenlerin de karşı çıktıkları adımlardır.

Şimdi artık, kasaba sermayesi gelişip de dünyanın dört tarafında rekabet koşullarında iş yapıp para kazanmaya başladığı için, devletten nemalanan, Çetin Altan’ın “komprador” dediği İstanbul sermayesinin sultacı tavrına karşı, kendi önünün açacak, daha özgür bir ortam istiyor. AKP bunun ifadesidir…

Oysa biz ne sağ, ne de sol olmayı evrensel ölçülerde anlamış bir kültürün temsilcileri değiliz! Kâinat dersen sağcı oluyorsun meselâ, evren dersen solcusun… Takke giyersen sağcısın, şapka giyersen sicilinde Hitler ile işbirliği yapmış olmak, komünistleri inimi inim inletmek de bulunsa, seni solcu sanırlar! Halkın değerlerine sahip çıkarsan, sağcısındır; halkı aşağılarsan solcu örneğin… Tanzimat ve sonra da İttihat Terakki’den geçerek, CHP’de neş vü nema bulan bu anlayış, hala sap ile samanı birbirine karıştırmaya devam ediyor. Ve ne kadar büyük bir çelişkidir ki kültürel olarak geri değerleri savunan bir parti, ekonomik/demokratik anlamda, ileri değerlerin temsilcisi iken, kültürel anlamda daha ileri değerleri savunduğunu ileri süren de anlayışı simgesel düzeyde kaldığı için, toplumun ilerlemesine karşı bir tavır sergiliyor…

“Ve işte bundan dolayıdır ki Abidin”, halkın bize “geri” gelen kültürel değerlerinin temsilcisi, üretim ve demokrasi boyutunda, daha “ileri” değerlerin temsilcisi olarak karşımıza çıkıyor. Seçimi tabii ki AKP kazanacak!

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.