1. YAZARLAR

  2. Gürdal Hüdaoğlu

  3. Biraz havuç biraz sopa
Gürdal Hüdaoğlu

Gürdal Hüdaoğlu

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Biraz havuç biraz sopa

A+A-

Gazetecilere yönelik saldırılarda belirgin bir artış olması, medyanın ülkede önemli bir “güç” haline geldiğini gösteriyor.

Toplumla kitlesel bağ oluşturmak zorunda olan çevreler, belirli bir erişim kapasitesine ulaşan basının ne yazıp söylediğine kayıtsız kalma şansını yitirmeye başladılar.

Geçmişte gazetelerin kamuoyu oluşturma gücü çok daha azdı. Keskin ve eleştirel bir dille yazılanlar dahi yeterli etkiyi yaratamıyordu.

Gerek satış rakamlarının düşüklüğü, gerekse gazetelerin siyasal angajman yüzünden “önyargılı” olduklarına inanılması, basının etkisini azaltıyordu.

Oysa şimdi durum değişti. Kendini merkezde konumlayan gazete sayısı arttı. Bunların satış rakamları hatırı sayılır düzeyde. Dilleri daha yumuşak fakat etkileri daha fazla.

Öte yandan ülkede nüfusun artması ve irili ufaklı çeşitli piyasaların oluşması, sermaye çevreleri için cazip ortamlar yaratıyor. Yatırıma yönelenler, rekabette öne geçebilmek için toplumun kalbini kazanmak zorunda. Aleyhte enformasyonun önüne geçmek onlar için yaşamsal öneme sahip. Bu nedenle ülkede halkla ilişkiler uzmanlığına yönelik ilgide patlama yaşanıyor.

Şirket bünyelerinde oluşturulan özel departmanlar, medya üzerinden kitleye ulaşmanın yollarını arıyorlar. Fakat iş formel sokulmalarla sınırlı değil.

Şirketi olumlayan haberlerin abartılması, kötüleyen haberlerinse bastırılması için bazı medya mensuplarıyla “hususi bağlar” oluşturmanın faydası çoktan fark edilmiş durumda.

Bizde “dostluk” adı altında kurulan bazı ilişkilerin, medya mensuplarını mesleki olarak nasıl kötürümleştirdiğini gözlemlemek ne yazık ki hiç zor değil.

“Gazeteci milleti” her şeye rağmen kolay kolay kontrol altına alınamaz. Basın camiası, her zaman “müttefik” gazetecilerin toplamından daha büyüktür. Bu camiada canınızı sıkacak birileri mutlaka vardır.

Kimi gazetecilere “sevecen” yaklaşmak kâfiyken , kimileri “laf anlamaz.” Sandıktan bunlar için çıkartılacak ikinci bir yüz muhakkak vardır. Küfür ve kötek, basını ıslah etmenin ikinci metodu olarak hazırda bekletilir.

Basına havuç ve sopa yöntemiyle yaklaşan sadece bazı büyük yatırımcılar değil. Politik camiada da bu yöntem epey popüler. Hoşa giden şeyleri yazanları el üstünde tutup, “gazetecilik yapası gelenleri” hırpalamak moda.

Basın toplantısında “KTHY çalışanlarının mağduriyeti giderilecektir” derken “mülayim”; eylemde KTHY mağdurları tarafından yuhalanırken “bednam” kesilmek bu formülün eseri…

Bu ülkenin gazetecileri, kamuoyunu etkileme potansiyelini artıran çok önemli bir sektöre mensup olduklarını anlamaya başladılar. Saldırılara eskisinden çok daha kararlı bir şekilde karşı koymaları bu sayede mümkün oluyor.

Basın camiası kendisine “sopa” ile yaklaşan zorbalara karşı teyakkuz halinde. Fakat henüz “havuç” meselesini yeterince tartışmaya başlamadı.

Gazeteciye bombalı tuzak kurmak da, tekme tokat girişmek de esasen “basın özgürlüğüne” saldırıdır. Ama özel ayrıcalıklarla ihya ederek “dilini koparmanın” manası da başka değildir.

Hülasa… Sopa yediren de aynı havuç yediren de… Mesele tavşan olmamakta…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.