1. YAZARLAR

  2. Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

  3. BİRAZ TAKSİM BİRAZ BAF GEZİSİ…
Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Afrika Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

BİRAZ TAKSİM BİRAZ BAF GEZİSİ…

A+A-

Taksim Gezi Parkında halkın ülkesi için ayağa kalkması

Polisin orantısız güç kullanması…

Bu arada Nazım Hikmet’in ölüm gününden bir gün önce adını alan kültür merkezine polis tarafından saldırıda bulunulması…

RTE’nin de uzaydan gelmiş gibi davranması…

Kıbrıs’ta işlerin kötüye gitmesi…

Hükümetin düşmesi, koltuğa doyamayan İrsen’in koltuk kapma savaşı…

Can sıkıcı onlarca olay cereyan ederken Baf gezisi yazmak ters gelebilir…

Ancak yaptığımız gezinin bir amacı vardı.

Oradan mesaj vermek önemliydi.

Her geçtiğim yerden aktaracaklarım mevcuttu.

Gözlemlerim…

Unutturmaya çalıştıkları güney Kıbrıs da bizim oysa…

Sahip çıkmak hatırlatmak önemlidir.

Olaylar var diye yazmamak olamazdı…

Şimdilik sıkıntılarımızı bir kenara bırakıp yola koyulalım.

Gidecek çok yol, görecek çok yer var daha.

Kıbrıs’ta çözümü arzulayan Laçi’deki restoran sahibi Nikos’la sohbetten sonra Baf’a doğru hareket ettik.

Laçi’den hemen çıkıştaki tabelada Baf sağdan 37Km, doğru 39 Km. yazıyordu.

İstinco’yu görmeden Baf’a gitmek olmazdı…

Ne de olmasa nenemim köyüydü.

Eşeklerle gidip dönerlerdi zamanında.

Bir seferinde babam babasına,”Yolu bulamazsak” dediğinde dedem, “Eşek bilir o sizi götürür” demiş.

39 Km. yazan yöne doğru devam ettik.

1974 öncesi bilhassa yaz aylarında her Pazar İstinco’daydık.

Renklot, şeftali, kayısı, badem, ceviz, sarımsak, hellim, köy ekmeği ve akla gelecek her tür köy ürünleri vardı orada.

Kıbrıslıtürkler üretirlerdi.

Muhtaç değillerdi başka bir ülkenin parasına.

Bugünkü biatçıların “göndermezlerse batarız” söylemlerine inat dimdiktiler.

Köylülerin ürünlerinden alır, Baf’ta satardık.

Ticareti de bilirdik yani.

İstinco’ya gitmek istememin diğer sebepleri arasında köyün girişindeki yaz kış hiç durmadan akan sudan içmek, badem bahçelerindeki yığma duvarları seyretmek, çobanların tepelerde davarları sürmelerinin fotoğrafını çekmek ve en önemlisi yıkılmak üzere olan köy evlerine bakarak “Bir gün mutlaka” demek var.

Dağların arasından geçtik; yollar 1974 öncesi neyse aynı duruyordu.

Hem virajlı, hem dar, hem de çoğu yerde topraktı.

Gittik, baktık, tattık ve döndük.

Poli çıkışı saptığımız aynı noktaya geldik.

Baf’a doğru durmamak üzere yola düştük.

Artık durmak yoktu.

Dönüşte zaman kalırsa Ayvarvara, Agurso, Tera gibi köylerin bulunduğu güzergâhtan geçecektik.

Eski evler restore edilmiş, bahçeler, bağlar korunmuş.

Bağcılık var o yolda.

Ve şarapçılık.

O yolun denize yakın bölgesinde Akama’ya çıkan başka bir yol daha var…

-Çok daha doğal, çok daha güzel, dedi arkadaşım ancak zamanımız olmadığından başka sefere.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.