Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Afrika Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Birbirini yemek…

A+A-

Yollar topraktı…

Arabalar arkalarında toz bırakırlardı.

Tepelik yerlerde virajı alırken aşağıya bakma bile cesaret istiyordu.

Var olan birkaç araba o yolları gitmeye devam ediyordu.

Dağlarında çobanlar vardı.

Çobanların yanlarında davarları.

Bağlık yerlerde üzüm yetişirdi.

Üzümler şaraba hazırlanıyordu.

Elma bahçeleri vardı bir de sıra sıra.

Çeşit çeşittiler.

Dünya bizleri bir şarap bir de üzüm ile bilirdi.

Sonradan hellimimiz, lefgaramız, Baf sakızımız oldu.

Bize aitlerimiz daha da çok vardı, hala var.

Onlarla övünmek gerekir

Başka bir duygudur bu.

Zeytin mesela.

Zeytinyağımız.

Bir de garayağımız.

Salataya dök, üzerine bir de ekşi veya sirke.

Hele sabahları içtiğimiz humus çorbası.

Yediğimiz kebap, ciğer…

Çörekler.

Köy ekmekleri

Bilhassa köylerde üretilen doğal ürünler.

Ve her türden meyveler.

Karpuz bile özellikliydi nedense.

Ve rahat yaşarken...

Gelen sömürgecilere bile ses çıkartmazken.

O suskun, o sinmiş toplum, nasıl oldu da birbirlerini yer oldular?

Buna ne akıl yeter, ne mantık.

 Babam mesela.

İşi yoktu ama her işe koşardı.

Anlardı da.

İlk mesleği orak kullanmak, babutsa satmaktı.

Sonra balıkçılık, lokanta, meyhanecilik...

Ve bakkaliye.

Bir ara fırın daha sonra inşaatlarda amele.

Yaptığı işlerin çoğunda Kıbrıslarla çalıştı.

Ayırım yoktu.

Ta ki o farsariyalar çıkana kadar.

O günlerde ne olduysa oldu…

Bir gün babamın akrabası yanında silahlı birileri ile geldi…

Babamın arabasının koltuğuna kuruldu…

Babama, “yürü” dediler, yan koltuğa oturttular.

“Ya TMT’ye çalışacan ya da” dediler.

Korku verdiler…

O ana kadar bahçeler vardı.

Ekşi, portakal renklot, elma, üzüm bahçeleri…

Şarap bizden çıkmaymış.

Baf’ta bir tarihi yapının zemininde yazıyordu “İlk şarabın üretildiği yer”.

Babam anlatıyordu…

Bir Rum ona, “Bak be Safa bu yazı gösteriyor ki Kıbrıs, ta o zamandan Rumlarındı”

Acaba doğru muydu?

Oysa o yazı Rumca değil, Latinceydi…

Yine de ilk şarabın bize yani Kıbrıslılara ait olduğu söylenebilir…

Şarap da bizimmiş hellim, lefkara, Baf sakızı gibi…

Ayrılmazdı toplum iki toplum diye…

Ve sömürgecilerine, “ne oluyoruz” diyemeyen o sakin ruhlu, şarap mekânı Kıbrıs, bugün de 

sömürgecilerine ve gönderdiklerine hala bir şey diyemiyor…

Ama nedense birbirlerini yemeye devam ediyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.