1. YAZARLAR

  2. Levent Özadam

  3. Biri bize açıklasın, asgari ücretli nasıl geçinecek?
Levent Özadam

Levent Özadam

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Biri bize açıklasın, asgari ücretli nasıl geçinecek?

A+A-

Denktaş’ın vefatı hepimizin motivasyonunu olumsuz etkiledi.

Şahsım adına konuşmak gerekirse, yazmam gereken o kadar çok not, o kadar şikayet var ki, son birkaç gündür elim hiçbirine gitmedi.

Ama işte, her ölümün arkasından söyleriz, hayat bir şekilde devam ediyor ve yaşadığımız müddetçe ayakta kalmak için mücadele etmek zorundayız.

İpin ucunu bıraktığınız anda yıkılırsınız, değil kimse elinizden tutup kaldırır, aksine bir tepik de onlardan yersiniz.

Kurucu Cumhurbaşkanının vefatı nedeniyle, sadece biz değil, siyasiler de, sivil toplum örgütleri de derin bir sessizliğe gömüldüler.

Bu işten en fazla karlı çıkan ise sanırız hükümet oldu ve en azından bir süreliğine ülke gündemi değiştiği için, bir nebze olsun nefes alma fırsatı buldular.

Dedik ya, hayat bir şekilde devam ediyor hem de en acımasız şartlarıyla.

Ekonomik sıkıntıların had safhada olduğu böyle bir süreçte yeni yıla girmeden hemen önce Maliye Bakanı Ersin Tatar ile Başbakan İrsen Küçük ardı ardına yaptıkları açıklamalarda bir süreliğine ara verilen eşel mobil sistemine yeni yıla girilmesiyle devam edileceğini müjdelemişti.

Aslında bu bir müjdeden daha ziyade önce kaybettirilen sonra da bulunan eşek semeri meselesiyle eşdeğer bir şeydi.

Ama artık Kıbrıs Türkü buna da alıştırıldı ve önce elinden alınan sonra da verilen haklara şükür edip, her şeye rağmen siyasetçilerini bağrına basabiliyor.

Bu ülkenin en büyük sorunlarının başında Türkiyeli yetkililerin de kabul ettiği kamu çalışanları ile özel sektör çalışanları arasındaki derin uçurum gelir.

Devlet yıllardan beridir tüm enerjisini kamu çalışanları üzerine odaklarken, özel sektör çalışanı hemen her hükümet döneminde göz ardı edilmiş, üreten ve ter akıtanlar yeteri kadar destek görmemiş ve işe siyaset ve popülizm de eklenince, absürt bir tablo ortaya çıkmıştır.

Kimse bizim kamu çalışanı düşmanı olduğumuzu zannetmesin.

Aksine, gönül isterdi ki kamu çalışanları yapılacak reformlarla hem daha verimli bir şekilde çalışsınlar, hem de şimdiki refah düzeyinden çok daha yukarılarda olsunlar.

Yıllardan beridir verilmeyen maaş zammı ve buna eklenen hayat pahalılığı kamuda çalışanların da refah seviyesini çok aşağıya çekmiş, biz özel sektöre yanarken onlar da geçinememe riskine girmişlerdir.

Ne gariptir ki, Asgari Ücret Komisyonu hiç beklenmedik bir anda toplandı ve asgari ücretin aynı kalma kararını aldı.

Muhalefetten ve sivil toplum örgütlerinden bu konuda tek bir ses bile çıkmış olmaması belki ilk bakışta Denktaş’ın ölümü nedeniyle kabul edilebilir ama eğer gerçekten de devam ediyorsa ki bu böyledir, böyle saçma sapan karara sessiz kalınmasını anlamak mümkün değildir.

Aldığımız duyumlara göre, asgari ücret tespit komisyonu toplantısında bazı iş adamları asgari ücretin değil arttırılması, daha da aşağılara çekilmesi teklifinde bulunmuşlar.

Evet sevgili okurlar yanlış duymadınız, bazı işveren temsilcileri şu anki verdikleri asgari ücreti çok bularak, bunun makaslanmasını buyurmuşlar.

Bunu hangi akıl ve mantıkla söylediler bilinmez ama, bu mevcut rakam ile böyle pahalı bir ülkede insanca yaşamak artık mümkün değildir.

Ya da onlara şöyle sorabiliriz;

Nasıl olur da işleri kötü diye vergi listelerinde göremediğimiz bazı dev şirketlerin sahipleri lüks yaşamlarına devam edebilmektedirler?

Hadi yılların birikimleri nedeniyle yaşam standartlarından taviz vermek istemeyebilirler, o zaman nasıl olur da en pahalı araçları daha bir yıllık bile olmadan yeni modelleriyle değişebilmekte, nasıl olurda ailece çıkılan bir gecelik yemekte asgari ücret kadar hesap ödeyebilmektedirler?

Hadi onları kıskanıyoruz ve bunları yazdık, bari şunu açıklasınlar, bir asgari ücretli nasıl olur da 30 gün boyunca bu parayla geçinir, Allah rızası için bunun bir formülünü söylesinler, kafamıza yatarsa onları ayakta alkışlayalım.

Aynı sorular sadece patronlar için değil, halkı refaha taşıyacaklarını iddia eden ve ekonominin iyiye gittiğini savunan hükümet mensuplarına dadır…

Böyle sihirli bir formül varsa lütfen açıklasınlar!

 

MESAJ KUTUSU

 

 

Sayın Derviş EROĞLU, Kurucu Cumhurbaşkanı Denktaş’ın vefatı nedeniyle hem yaptığınız konuşma hem de işinizle birlikte Denktaş ailesine gösterdiğiniz yakınlık dolayısıyla büyük taktir topladınız. Size de yakışan buydu, tebrik ederiz.

 

Sayın Serdar DENKTAŞ; tekrar başınız sağ olsun. Ancak telefon numaranızı yeni değiştirmenizden dolayı Türkiye’den çok sayıda seveniniz size ulaşamadı. Hepsi de taziyelerini iletti, elçiye zeval olmazmış.

Sayın Cemal BULUTOĞLULARI, yeni bir parti kurmanız konusunda ağır bir baskı altında olduğunuzu duyduk. Eğer kafanızda böyle bir şey varsa tam zamanıdır. Vatandaş artık bunaldı ve yeni oluşumlara yelken açmak istiyor.

Sayın Kemal DÜRÜST, Güzelyurt’ta 2011 yılında 140 düğün olmuş ancak bunlardan  112 yeni çift Güzelyurt dışına yerleşmiş. Bölgenin en fazla o potansiyeline sahip vekili olarak artık sosyal konularda ağırlığınızı koymanız gerekiyor. Zira böyle giderse bölgede seçmen bulamayacaksınız.

Sayın Ersan SANER, son birkaç gündür bir havayolu şirketinin uçağının arızalı bir şekilde uçuşlara devam ettiği yönünde mesajlar alıyorum. Bir bakın bakalım kimmiş bu şirket ve niçin bu olayı ört bas etmek için bu kadar uğraşıyor?

Sayın Sunat ATUN, Başbakan İrsen küçük ile aranızdaki husumetleri bitirdiğiniz ve kırgınlıkları geride bıraktığınızı öğrendik. İyi de etmişsiniz. Bu arada sizi makamınızda bulamayan bir esnafa hafta sonu dükkanını ziyaret ederek onu çok mutlu etmişsiniz. Siyasette sonunda pişmeye başladınız.

Sayın Erman ÇİTİM, 35 binlik daireler kapış kapış gitmiş. Gazeteleri de ilana boğunca gördünüz mü kimsenin sesi soluğu çıkmıyor. Ancak bin sterlinlik kaportalar konusunda bazı kuşkular var bileseniz. Umarız bu işin içinden alnınızın akıyla çıkarsınız.

Sayın Özer KANLI, Kurucu Cumhurbaşkanımızın vefatı dolayısıyla hem şahıs olarak hem de kurum çalışanları olarak büyük övgü aldınız. Ancak Levent Kutay bu süreçte 5 kilo vermiş, bunu telafi etmek size düşüyor.

Sayın Nazım ÇAVUŞOĞLU, İskele bölgesine kazandıracağınız Recep Tayyip Erdoğan spor kompleksi bölge halkını epey heyecanlandırmışa benziyor. Ancak isim önceliği Merhum Cumhurbaşkanına geçti, umarız bu hassasiyeti de göz ardı etmezsiniz.

Sayın Yüksel ÇELEBİ, Dikmen Belediyesi’nde veznede çıkan açık para konusunda büyük sıkıntı yaşadığınızı öğrendik. Siz fazla üzülmeyin de asıl açık veren memurunuz sonunun ne olacağını düşünsün. Bazıları işi buluyor ama bunuyor!

Sayın Mehmet ÇAKICI, İskele bölge insanı sizi öyle bir bağrına basmış ki bölgeden yazlık almaya karar vermişsiniz. Hatta bununla da kalmayıp bölgeye bir klinik de açabilirsiniz. Partinize olan ilgiyi umarız iyi değerlendirirsiniz.

 

Sayın Özdemir GÜL; aylar önce uyarılarımı dikkate alsaydınız başınıza bunlar gelmeyecekti. Siz en iyisi şu parti işini ciddiye ayın ve gözünüzü kırpmadan aktif siyasete başlayın. Benden size her zaman bir tik var bilirsiniz.

Sayın Erdal ÖZCENK, Mağusa Hastanesi’ndeki üç idari amirden de muhtıra yediğinizi öğrendik. Daha durun bakalım geçici bir personeli ustabaşı yapmanız başınıza neler sıkıntılar açacak?

Sayın Alper KÖROĞLU, genç bir işadamı olarak belli ki 2012 yılı en fazla size yaramış görülüyor. Aldığınız yeni işler hayırlı ve uğurlu olsun. Yakanıza bir nazar boncuğu takmakta yarar var aman göz hasede gelmeyin.

Sayın Arif ALBAYRAK, Namport pastanesinde dostlarınıza verdiğiniz pasta partisi gözlerden kaçmamış. Sizin Mağusalılar da iyi laf yetiştiriyorlar doğrusu. Ancak belli bir yaştan sonra üç zehirden uzak durmak gerek değil mi?

Sayın Zeki ZİYA, muhterem validenizi kaybettiğinizi üzüntü ile öğrendik. Merhumeye Tanrı’dan rahmet size ve yasıl aileye sabır ve başsağlığı dileriz. Allah geride kalanlara sağlıklı uzun ömürler versin.

Sayın Reha ARAR, Denktaş beyin vefatını duyunca ilk uçakla ülkeye geri dönmek istemişsiniz ama, sizi götüren gemi ilk limana varıncaya kadar cenaze işlemleri bitmiş bile. Merhumu ne kadar sevdiğinizi iyi bilenlerdeniz. Hepimizin başı sağ olsun.

Sayın Yıltaç MÜKELLEF, birileri bu sıralar sizinle epey uğraşıyor, dikkat etmekte yarar var. İlk yerel seçimlerde belediye başkanı adayı olacağınızı bilmeyen artık kalmadı. Şimdiden temkinli olmanızı öneriyoruz. Özellikle de spor camiasına dikkat.

Sayın Hasan TAÇOY; hafta sonu bir takım partililere verdiğiniz ciğer partisi birilerinin canını fena halde sıkmış. Partiye davetli olmayan herkes şikayet ederse epey işiniz var demektir değil mi? Merak etmeyin gelenlerin listesi hep aramızda kalacak.

Sayın Turgay HİLMİ, cenaze için ülkeye gelen eski elçi Şakir Fakılı ile epey hasret giderdiğiniz söyleniyor. Ankara’ya giderseniz sakın kendi sürdüğü araca binmeyin maşallah gençlere taş çıkartıyor.

Sayın Osman GÜVENİR, Üç Pencere isimli kitabınıza şöyle alıcı gözüyle baktım ve epey başarılı buldum. Kitabın hem Türkiye’de hem de Avrupa’da da satışa sunulacak olması da dikkat çekici. Bol satışlar dileriz.

 

Günün Fıkrası : Dalkavuk

Padişahın canı patlıcan çekmiş… 
Yapmışlar, afiyetle yemiş ve demiş ki: 
-”Şu patlıcan ne güzel sebzedir.” 
Dalkavuk onaylamış: 
-”Ağzınızın tadını biliyorsunuz… Öyle lezizdir ki, 40 çeşit yemeği olur, tatlısı olur, turşusu olur… İnsan yemeğe doyamaz, parmaklarını yer.”
Ertesi gün. Padişah tersinden kalkmış… 
Bir gün önce çok beğendi diye, yine patlıcan yapmışlar, sofrasına getirmişler. Kükremiş bu sefer… 
-”Ne bu yahu, her gün patlıcan patlıcan, bari bir şeye benzese!” 
Dalkavuk atılmış hemen… 
-”Haklısınız valla! Ne yemeği yemek, ne tadı tat, zaten kara kuru bir şey.” 
Padişah kızmış: 
-”Sen değil miydin, daha dün, patlıcanı yere göğe sığdıramayan? Alay mı ediyorsun benle?” 
Dalkavuk eğmiş boynunu… 
-”Aman padişahım, yanlış anlaşılmasın” demiş, “ben sizin dalkavuğunuzum, patlıcanın değil.”

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.