1. YAZARLAR

  2. Ahmet Tolgay

  3. Biz Kıbrıs’ın Aborjinleri miyiz?..
Ahmet Tolgay

Ahmet Tolgay

Kıbrıs Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Biz Kıbrıs’ın Aborjinleri miyiz?..

A+A-


Rum Yönetimi lideri Dimitris Hristofyas Avrupa Birliği’ne bir yazı göndererek Kıbrıslı Türklerin koruma altına alınmasını istemiş.

Hristofyas’ın bu başvurusunu kimilerimizin sevinçle karşılamasına şaşarım.

Bunda sevinilecek ne var?.

Hristofyas bizi dünya önünde korunmaya muhtaç aciz bir azınlık olarak teşhir ediyor. Tıpkı Avustralya’nın Aborjinleri, Amerika’nın Kızılderilileri gibi…

Ya da pandalar ve kelaynak kuşları gibi…

Hristofyas Kıbrıs Türk halkının onuruyla oynayan ve bu halkın üzerinde hakimiyet kurma amacı taşıyan kendi politikasına prim kazandırmaya çalışıyor… Giriştiği propagandanın hedefi bu.
  
Hristofyas’ın o başvurusu müzakere masasındaki muhatabı Türkleri nasıl gördüğünün de açık ifadesi.
  
Korunmaya muhtaç azınlık bir toplum müzakere masasında eşit statüde olabilir mi?
  
Avustralya’nın herhangi bir siyasal paylaşım için Aborjinlerle müzakere masasına oturması mümkün mü?..
  
Ya da Amerika Birleşik Devletleri’nin Kızılderililerle…
  
Avustralya da, Amerika da o muazzam yüzölçümlerinde demokratik eyaletlere ayrılmışlardır…
Avustralya’da Aborjinlerin siyasal ve demokratik söz sahibi olabildikleri bir tek minik eyalet var mı?.. Ya da Kızılderililerin Amerika’da…
   

Rum Yönetimi Lideri bizi Kıbrıs’ın korunmaya muhtaç aciz bir ırk objesi gibi algılayıp propagandasını buna göre yapıyor.

Hristofyas’ın korumacılık propagandasının altında yatan esas niyeti ıskalayıp onun başvurusunu sevinçle karşılayanların Kıbrıs Türk halkının bu adada Aborjinlerin, Kızılderililerin, pandaların ve kelaynak kuşlarının durumuna düşürülmesi projesini içlerine nasıl sindirebildiklerine şaşarım…
  
Kıbrıs Türk halkının soylu mücadelesi ulusal varlık, demokrasi, özgürlük ve bağımsızlık adına verilmiyor mu?
  
Hristofyas’ın korumacılık propagandası bu mücadelenin ruhuyla ne kadar bağdaşır?
  
Eylemler ve grevlerle miting alanlarına taşınan son tepkilerin adı “kendi evimizin efendisi olmak” şeklinde konulmadı mı?
  
Öyleyse, dar alanda korumaya alınan bir azınlık kendi evinin efendisi nasıl olabilir?.. Koruma altındaki Aborjinler Avustralya’nın, Kızılderililer ise Amerika’nın gerçek yerlileri ve sahipleri oldukları halde kendi evlerinin efendisi olabildiler mi?
    

  
Ta 50’li yıllardan başlayarak 1974’e kadar Kıbrıslı Türkler kendilerini ırkçı, yayılmacı ve örgütlü faşist Rum saldırganlara karşı savunmuşlardı. Türklerin Kıbrıs’tan yok edilmesi ancak Türkiye’nin garanti antlaşmasından kaynaklanan müdahalesiyle engellenebildi.
  
Hristofyas’ın AB’ye yaptığı başvuru şimdi işte bu tarihi gerçeği belleklerden kazıyacak bir silgi olarak kullanılmak isteniyor.
  
Rum liderliği Kıbrıs Türk halkı içindeki demokratik hareketlenmeyi kendi çıkarları lehine kullanma sevdasındadır... Türk halkının Türkiye ile olan köklü ilişkilerini germek ve koparmak için Bizans usulü propaganda kampanyası başlattı.
  
Bu liderlik, Kıbrıs Türk halkını gerçekten seviyorsa bunu müzakere masasında kanıtlasın. Uzlaşmacı olsun... En az Kıbrıs Türk tarafı kadar siyasal çözüm arayışlarına katkı koysun…
  
Kıbrıs Türk halkının beklediği aynen budur. Yoksa korunmaya muhtaç aciz bir ırk objesi muamelesi görmek değildir…  

 

Kaynak: Kıbrıs Gazetesi

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.