Gürdal Hüdaoğlu

Gürdal Hüdaoğlu

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Biz neyiz?

A+A-

Rumlar kendi taraflarında petrol ve gaz arayacaklarmış. Bizimkilerden hemen itiraz: “Böyle bir şey 1960 anlaşmalarına aykırıdır, katiyen olmaz!”

 

Bu 1960 anlaşmaları bizim için ölmemiş miydi? Daha birkaç hafta önce Recep Tayyip Erdoğan bütün dünyaya “Kıbrıs Cumhuriyeti diye bir devlet yoktur” diye haykırmamış mıydı?

 

Kıbrıs Cumhuriyeti diye bir devlet kalmadığına göre, bu devleti kuran anlaşmalar da çoktan tarihin çöplüğünü boylamış olmuyor mu?

 

Acaba kafamız mı karışık, yoksa işimize geldiği gibi mi konuşuyoruz?

Derviş Bey, Kıbrıs Türk Federe Devleti’nin ya da Kıbrıs Türk parça devletçiğinin lideri değil de “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti”nin Cumhurbaşkanı olduğuna göre, “komşu devlet”in karasularında niye hak iddia ediyor Allah aşkına?

 

Orası ayrı, burası ayrı devlet olduğuna göre bize ne Baf’ın, Limasol’un açıklarından?

Peki ya İrsen Bey? “1960’tan kaynaklanan haklarımız vardır” dediğine göre, 1960’tan kaynaklanan diğer haklarımızı aramaya da itirazının olmadığını mı söylemiş oluyor?

Petrol ve gaz işi çıktığı anda “1960 ölmedi; haklarımızdan vazgeçmeyiz” diyen kadrolar, geçmişte Kıbrıs Cumhuriyeti kimlik kartı çıkaran Kıbrıslı Türkler’i “vatana ihanet” suçlamasıyla kodese tıkmayı bile düşünmüşlerdi.

 

Dahası aynı çevreler, “1960’tan kaynaklanan haklarımıza sahip çıkalım” diyerek bu amaçla mücadele başlatılmasını isteyen muhaliflerine etmedikleri lafı da bırakmamışlardı.

Bu ikircikli haller yeni değil. Eskiden beri savrulup duruyoruz.

 

Bize göre KKTC kurulduğu gün Kıbrıs Cumhuriyeti gömülmüş oldu. 1960 anlaşmalarından istifade etmeye kalkışmak, mezarı kazıp, ölünün ceplerini karıştırmak gibi bir şey.

KKTC varsa Kıbrıs Cumhuriyeti yoktur. Kıbrıs Cumhuriyeti yoksa, pek tabii ki kurucu anlaşmalar da yoktur. Eğer 1960 anlaşmaları halen geçerliyse Kıbrıs Cumhuriyeti de vardır. Bu durumda olmayan şey KKTC’dir.

 

Türkiye Cumhuriyeti’nin buraya asker çıkarmasını garanti anlaşmalarına yaslıyoruz. Bu anlaşmaların, “düzen derhal sağlanır ve asker çekilir” maddesi gündeme geldiğindeyse “1960 anlaşmaları öldü” diyerek kestirip atıyoruz.

 

“KKTC egemen bir devlettir. Gerekirse Girne açıklarında petrol ve doğal gaz ararız, kimseye de hesap vermeyiz” demişliğimiz bile var.

 

Sayın Cumhurbaşkanımız şimdi diyor ki, “Kıbrıs etrafındaki denizaltı zenginlikleri sadece Rumlar’a ait değildir. Bu zenginliklerde Kıbrıs Türk halkı ve Türkiye’nin de hakları vardır…”

Bu durumda Kıbrıs Rum halkıyla Yunanistan’ın da Girne ve Karpaz açıklarında payları var demektir.

 

Öyleyse 2002’de Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı’na Kıbrıs’ta petrol araması için gizlice niye ruhsat verdik? Öteki “hak sahipleri”ne niçin danışmadık?

 

“Girne’de ararım ama Baf’ta aratmam…” Böyle siyaset mi olur Allah aşkına? Tutarsızlığın bile katlanılabilir bir ölçüsü olmalı. Bu kadarı biraz fazla.

Hele bir önce ne olduğumuza karar verelim.

 

Gerçekten biz neyiz? Kuzey’in egemeni mi, Güney’in ortağı mı?

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum