1. YAZARLAR

  2. Serhat İncirli

  3. Bizans'tan Osmanlı'dan KKTC'ye!
Serhat İncirli

Serhat İncirli

Kıbrıs Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Bizans'tan Osmanlı'dan KKTC'ye!

A+A-

Dünyada siyasi partisini değiştiren sadece Kıbrıslı Türkler midir?

Dünyanın bütün ülkelerini bilemem elbette ama mesela iyi bildiğim İngiltere’de “parti değiştirmek” çok çok az rastlanan ve genelde “çoook ayıp” diye değerlendirilen bir durumdur...

Ve ne ilginçtir; benim o ülkede yaşadığım yıllarda çok sayıda Kıbrıslı Türk’ün de yaşadığı Kuzey Londra ve Doğu Londra bölgelerini kapsayan alanda, İşçi Partisi’nden ayrılıp, Liberal Demokratlara katılan bir grup “Belediye Meclisi Üyesi” vardı... Ve ne ilginçtir ki bir tanesi, Londra’da doğmuş olsa da, Kıbrıslı Türk kökenli’ydi...

Ancak şunu eklemek lazım; bu bahsettiğim olayda öne çıkan, kişisel nedenlerle değil, toplumsal hedeflerle parti değiştirmekti... Yani, hiç bir kimse, kendisine bazı vaadler verildiği için veya kişisel kazanımlar (maddi manevi) elde edeceği nedeniyle parti değiştirmedi.

İdeolojikti. Sistemle alakalıydı.

Bizim çok yakın siyasetimizde “sahne önünde ya da üstünde” yer almış dört isim parti değiştirdi.

İdeolojik bir değiştirme söz konusu mu?

Kesinlikle hayır...

Bir milliyetçi – muhafazakâr – çözüm karşıtı (BM parametrelerinde) partiden ötekine geçtiler.

O iki partinin varlığı bile bizde zaten kişisel çıkar hesabından başka bir şey değildi.

Bir milletvekilimiz zaten eskiden de milletvekilliği – bakanlık yaptığı UBP’deydi (Ertuğrul Hasipoğlu); geri döndü... DP’den seçildi ama baktı, gördü, üç kişiyle, beş kişiyle bu iş olmayacak, sanki spor kulübü falan dedi; “Serdar Denktaş tek adamdır” diyerek ayrıldı...

Büyük partide görev yapmanın daha doğru olduğuna kanaat getirdi.

Öteki, Dr. Mehmet Tancer’di... “Bakanlık” sözü verildiği çok iddia edildi ama sadece eşine müdürlükle yetinildi.

Hakkıydı, değildi başka mesele... Demokratik bir ülkede; milletvekilinin eşi, siyasi mevki talep bile etmemeli... Neden? Çünkü dilimizde tüy bitti; “conflict of interest” adı verilen kurallar dizisinden...

Üçüncüsü Ejder Aslanbaba’ydı...

O’na da bir takım başka dedikodulara rağmen, “sana dış Türklerle ilgili birimi kuracağız” vaadi verildi.

Her üç vekilimizi de insan ve meslekleri adına tanıyan biriyim... Ertuğrul Bey, Mehmet bey çok iyi doktor, çok iyi aile babası, çok iyi insan, arkadaştır... Ejder Aslanbaba, İngiltere’de kendini kanıtlamış başarılı bir işadamımızdır. Bazı şansızlıklar ve asıl onlara karşı siyasi mücadele vermesi gereken “KKTC usulü işler” nedeniyle; İngiltere’de çok iyi giden yatırımları burada hiç de iyi gitmemiştir.

Ancaaaaak; üç milletvekilinden öteye; parti değiştiren bir de Lefkoşa Belediye Başkanımız vardır...

Eskide kaldı bu değişim... Olabilir... Ama belli ki Cemal Başkan; daha önceki dönemlerde de yer aldığı UBP’de şimdi sıkıntılıdır...

Üç milletvekilinin “şimdilik” sıkıntısı yok... Ama genel seçimlerde ne olacak?

Merak ediyorum; her üçü de seçim bölgelerinde hangi sıradan yer alacak?

Peki, ben merak ediyorum da kendileri merak etmiyor mu?

Demek ki; ağır toplarla mücadele edip, hele Girne ve İskele gibi az sandalye şansı olan bölgelerde üst sıralarda yer almak için yoğun çaba harcamayacaklar mı? Harcamak zorunda değiller mi?

Neyi mi anlatmaya çalışıyorum?

Osmanlı ve Bizans’ın müthiş etkisi altında siyaset yaptığımızı... Aradan beş yüz, bin, iki bin, sene de geçse; demokratikleşme sürecini tamamlayamayan bizimkisi gibi ülkelerde; siyaset entrikalarla doludur....

Cemal Bulutoğluları, bu entrikalarla dolu siyaset sahnemizde; kişisel çıkar uğruna partisini değiştirmiştir. Sakın bana “topluma hizmetti amacım” demesin...

Üç milletvekili de öyle...

Peki Başbakan?

Başbakan İrsen Küçük, kişisel hesaplar nedeniyle partisinden ayrılıp da başka parti kurmamış mıydı?

Anlatmaya çalıştığım, siyaset dünyamızda, demokratik particilik yapılmadığıdır... CTP’nin UBP’den kalır yanı yoktur. DP hatta TDP de farklı değildir...

Siyasetimizde kişisel çıkarlardır aslolan... Bakın; Kıbrıs sorunu, toplumsal bir proje veya ülkesel bir çıkar için partiler kurulmuş olsaydı; örneğin DP diye bir parti olmazdı... Veya ne bileyim, Tahsin Ertuğruloğlu da parti kurmazdı... Kalırdı; kendi partisini düzeltmek için, şu anda yaşanan inanılmaz Osmanlı – Bizans entrikalarıyla dolu çirkinliğin olmaması için mücadele verirdi... Tahsin Bey hep ne diyor; “Derviş Eroğlu beni yedi!”... Kalsaydı; bence bazı taşlar yerinden oynardı; bugünkü Bizans partisi görüntüsü; Kanuni Sultan Süleyman ve hareminin entrikaları çok daha alt ve görünmeyen seviyeye çıkardı.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.