1. YAZARLAR

  2. Dr. Nazım Beratlı

  3. Bizde başkanlık sistemi
Dr. Nazım Beratlı

Dr. Nazım Beratlı

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Bizde başkanlık sistemi

A+A-

 

Bu yazı dizisinin başında da yazdığım gibi, yıllar önce Serdar Denktaş bu sistemi ortaya attığından beri, ben bu öneriyi destekliyorum. Bunun son zamanlarda Türkiye’deki tartışmalar, Tahsin Ertoğruloğlu’nun hidayete ermezi ya da sayın Talât’ın AKP’den direktif alarak savunduğu ileri sürülen yaklaşımlarla hiç ilgisi yok! Çünkü örneğin benimle bu sistemi cumhurbaşkanı olmadan da tartıştıydı, olduktan sonra da… Bu günkü fikrini de biliyorum ama açıklamak bana düşmez tabii…

 

Ben, bizde de Başkanlık Sistemi’ne geçilmesinden yanayım…

Ancak, ABD geleneğinden gelmediğimize ve nasıl kolayca diktatörlüğe dönebileceğini gördüğümüze göre, ABD’de uygulanan mantığın aynen uygulanması koşuluyla… Yoksa tipik bir Orta Doğu Sendromu’na kapılmamız, hiç de kişilerin niyetine bağlı olmadan kaçınılmazdır. Onun için yapmamız gerekenler ise, aşağıda sıralanmaktadır:

a- Öncelikle başkan seçilecek kişi ile partisi arasında hiçbir bağın kalmamasını sağlayacak önlemler alınmalıdır.

Yürütme ile Yasama arasındaki güç dengesi, kesin ve değiştirilemez önlemlerle düzenlenmeli, yürütmenin yasamaya müdahalesinin önüne geçilmelidir.

c-     Başkan’ın meclis çoğunluğunu da oluşturacak partisinin, kendisini denetlemesine cevaz vermek üzere, seçim sistemimiz değiştirilmeli; ya ABD’de olduğu gibi bütün halkın katıldığı önseçim ile dar bölge veya çarşaf liste usulüne girilmeli, milletvekilleri işgüderlikten çıkarılmalı, “gebe” kalacaksa, halkın tümüne “gebe” olması sağlanmalıdır.

d-      Yargı’nın tam bağımsızlığı sağlanmalıdır.

e-      Siyasal Partiler Yasası değiştirilmelidir.

f-       Meclis iç tüzüğü değiştirilmelidir.

Bu önlemlerle düzenlenecek bir Başkanlık Sistemi, kuvvetler ayrılığı ilkesinin tam uygulanacağı bir başkanlık sisteminin, ben savunucusuyum.

Devamlı okur, bunun bir dizi olduğunun farkındadır. Bu diziyi, bir süre önce  yayınlanmış, siyaset ve nasıl yapılması ile ilgili birkaç makalemle birlikte okunmalıdır. Ancak o zaman bir anlam kazanır. Ve eblki de önümüzdeki hafta yayınlayacağım, ekonomi yönetimi ile ilgili makalelelri de bunlara eklemek lâzım. Obir türlüsü, kapsamlı bir kitabın bir tek cümlesine bakıp, hüküm yürütmek gibi bir yanlışa yol açabilir. Ki o zaman da yanlış anlaşıldığım için üzülürüm.

Bu bakımdan, ben sorunlar için çözüm yolları önermeyi veya bu konularda çözüm hakkında fikir beyan etmeyi, çıkmaz ayın son çarşambasına ertelemeyi, aslında statükoya hızmet etmek olarak anladığımı belirtmeliyim. “Çözüm olsun, AB’ne girelim, zaten sorun kalmaz” yaklaşımı da bunlardan bir tanesidir. Bu durumda biz, kendi kaderimizi bizden ayrı iradelerin insiyatifine terk etmiş oluruz. Bir taraftan “bu memleket bizim, biz yöneteceğiz” deyip, öte yandan nasıl yönetmemiz gerektiğine dair fikir ileri sürme cüretinde bulunanın da üstüne çullanmak, hem bir çelişkidir ve hem de aslında, yönetmemizi istemeyenin ekmeğine yağ bal sürmektir.

Unutulmaması gereken bir gerçek de hiçbirimizin ağzından düşmeyen “değişim” ile ilgili bir özdeyiştir:

“Değişim, eskiden beri alışılagelen düşünce ile gerçekleşemez. Değişimin, kendi değişik düşüncesi olmalıdır.” Eski yolları eskiden bildiği gibi yürüyenler, eskiden çıktıkları yerden başka yerlere çıkamazlar. Büyük Mevlâna’nın o çok ünlü sözleriyle:

“ Eskiye dair her ne varsa söylendi cancağızım. Şimdi yeni şeyler söyleme zamanıdır.”  

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.